820 YILLIK BİR AŞK HİKÂYESİ: GEVHER NESİBE’NİN AŞKI
Gevher Nesibe Hatun, Selçuklu Hükümdarlarından II. Kılıçarslan’ın kızıdır.
Selçuklu soyundan gelen; kara kaşlı, kara gözlü, kara saçlı, ak yüzlü bu Türk kızı, Selçuklu ordusunun komutanlarından bir sipahiye gönlünü kaptırır. Ne var ki bu aşk, saray duvarlarına çarpar. Gevher Nesibe’nin ağabeyi, I. Gıyaseddin Keyhüsrev, bu izdivaca razı değildir.
Sipahiyi Kayseri’den uzak tutmanın yollarını arar; onu muharebeden muharebeye gönderir. Ve nihayet, bu kanlı savaşların birinde genç sipahi şehit düşer.
Bu acı haberi alan Gevher Nesibe Hatun, derin bir kedere gömülür. Üzüntüsü hastalığa dönüşür; vereme yakalanır ve hasta yatağına mahkûm olur. Kız kardeşinin derdine hekimlerin çare bulamadığını öğrenen Gıyaseddin Keyhüsrev, onu ölüm döşeğinde ziyaret eder. Artık söylenecek sözlerin hükmü kalmamıştır. Son dileğini sorar.
Gevher Nesibe Hatun şöyle der:
— Benim derdimin çaresi yok. Son yolculuğuma çıkıyorum. Mal varlığımla, benim adıma bir şifahane yaptırır mısın?
Gıyaseddin Keyhüsrev, derin bir pişmanlık ve acı içinde bu sözleri dinler; kardeşine söz verir ve onu çaresizce ebediyete uğurlar.
Bu vasiyeti yerine getirmek için canla başla çalışır. 1204 yılında şifahanenin yapımına başlanır ve iki yıl içinde tamamlanır. Gıyaseddin, kız kardeşinin türbesini de bu hastanenin içine inşa ettirir.
Daha sonra Selçuklu Sultanı olan diğer kardeş İzzeddin Keykavus ise hastanenin doğusuna bir Tıp Medresesi yaptırır. 1210 yılında yapımına başlanan bu medrese, dört yılda tamamlanır.
Bu iki yapı, tam 1890 yılına kadar hizmet verir. Yüzyıllar boyunca dertlere derman olunur; hatta burada akıl hastaları müzikle tedavi edilir, ruhlarına dinginlik verilmeye çalışılır.
Bir Selçuklu kızının yarım kalan aşkı, insanlığa şifa dağıtan muhteşem bir esere dönüşür. Kayseri, bugün Tıp Tarihi Müzesi olarak kullanılan, dünya ölçeğinde bir Selçuklu mirasına kavuşur.
1206 yılında tamamlanan bu şifahanenin, 2026 yılı itibarıyla yapılışının 820. yılıdır.
Düşünebiliyor musunuz? Tam 820 yıl önce yaşanan bir aşk, hâlâ taş duvarlardan bize sesleniyor.
Öyleyse bu 820 yıllık hikâye, Gevher Nesibe’nin aşkı, herkes tarafından bilinmelidir.
Bilinsin ki aşkın nelere kadir olduğu anlaşılsın.
Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen görüş ve düşüncelerinizi buraya yazınız.