18. Askerde ölen kocaya ağıt
İlk akşamdan yüklediler göçümü
Bilen bilmeyen desin suçumu
Babamın evine geldiğim gece
Ben ağlarım yavrum çeker içini
Haki pantol giyince dar demedin mi
Talime çıkınca zor demedin mi
Azrail gelip de canın alırken
Sılada nazlı yarim var demedin mi
Ağ odana kara halı yatırdım
Saya saya ben günleri bitirdim
Eller teskeresin alıp gelirken
Ben yarimin mektubunu yitirdim
19. Girvelili Hasan’ın Ağıdı
Girveli köyünden Hasan Şahin, 93 harbine katılır. Bir daha haber alınamaz. Babası İskender Şahin, şu ağıdı yakar.
Erzurum’un yolları cızıdır cızı
Elinde kalemi, dizinde cüzü
Bir mektup gönder de şad eyle bizi
Mender cenklere gir aslanım
Sağ selamet gel aslanım
Hasan gel, Hasan gel
Yarama köz basan gel
Geceleri uykumu kesen gel
Mender cenklere gir aslanım
Sağ selamet gel aslanım
20. Ahmet ile Emiş’in Ağıdı
Ahmet kendi köyünden Emiş’e gönlünü kaptırmıştır. Emiş de Ahmet’i sevmiştir. Ahmet’le Emiş kaçarlar. Lakin Emiş’in yakınları bu işe rıza göstermezler ve onların peşine düşerler. Bir taraftan jandarmanın takibi, diğer taraftan akrabaların takibi sonucu Karacaören köyü civarında sıkıştırılırlar ve çıkan çatışmada iki aşık can verir. Ağıtları şöyle yakılır.
Tarlam kızımın yeri
Varır tarlayı gezerim
Yüz bürgülü, göz zülüflü
Kaşında kaldı nazarım
Gitmedim anam gitmedim
Elin dediğini etmedim
Kamayınan kıvrattılar
Vallahi adım atmadım
Sesi geliyor birezden
Çıkıp gelemez firezden
Ne sen aldın, ne de ben
Elin aldığı murattan
Şaşarım Emiş şaşarım
Durmaz dağları aşarım
Emmilerin ağır alır
Varır dayına düşerim
Duydunuz mu komşular
Ben de vurdum Emiş’i
Babanı bulurum kızım
Ararım Sarıkamış’ı
Kavgadan mı geldin kızım
İki ellerin ala kanlı
Ne saklıyon kız ibisi
Şunun hayırsız fesini
Çağırmaz olaydın anam
Tarlada duydum sesini
Al bunu sana vereyim
Sen bilirsin derdini
Deli Ahmed’im deli gibi
Derelerin seli gibi
Deli Ahmed’im harb ediyor
Hazreti Ali gibi
Beş liralık poşu aldım
Bağları dolanı dolanı
Deli Ahmed’im harb ediyor
Kana beleni beleni
Nice yangınlardan kaçtık
Bozbeli’ni gece aştık
Karacaören’e varınca
Biz de bir plana düştük
Çolak derler gelip geçmez
Her pınarın suyunu içmez
Deli Ahmed’im harb ediyor
Vali ordusundan geçmez
Kuru kavak eğilir mi
Çiğ yumurta soyulur mu
Gavur musun gavur köçek
İbrahim’e kıyılır mı
Hacının da çatık kaşı
Ahmed’in de enli döşü
Kelle ortaya gelince
Maşallah çalmış yüzbaşı
Ben sılama gideceğim
Uşaklarımı göreceğim
Soğuk yaylalar başında
Yaralandım öleceğim
21. Kibar’ın uşaklarının ağıdı:Kibar isimli kadının üç oğlunun asılması sonucu oğullarının ardından yaktığı ağıt şöyledir:
Develer potlar köçeğe
Koyunlar kuzlar köşeye
Şurda üç aslan asmışlar
O da Kibar’ın uşağı
Ağa daşı, yonu daşı
Yandı ciğerimin başı
Gelmedi mi aslan oğlum
Yedirdiğin ekmeğe karşı
Kara sakal parıl parıl
Kur’an okur gürül gürül
Biz müftüyü vermeyiz
Oğlum mapuslara sarıl
Ziyam hükümetten çıkar
Papağı bir yana yıkar
Hükümetin kapısında
Döne döne halay çeker
Feridi gönlüm feridi
Dağların karı eridi
Üç oğlum daha var amma
Ziyam düşmanlar kilidi
Ağa yüce paşa yüce
Sabah olmaz uzun gece
Sabaha kadar yatamadım
Evliya yapılı hoca
22. Mümtaz’ın Ağıdı:
Mümtaz isimli bir genç, çok sevdiği iki arkadaşı ve bir Ermeni’nin ihanetine uğrayarak öldürülür. İşin içinde bir gönül meselesi vardır. Bu acı hadise üzerine Mümtaz’ın ailesi ve Bünyan halkı bu gence birçok ağır yakar.
Mahlenizden doğru geçtim
Çeşmenizden bir su içtim
Yetiş Burhan gardaş yetiş
Kafirin tuzağına düştüm
Mazerimi derin eylen
Su serpin de serin eylen
Ben gidiyom gelmem gayri
Şaziye’yi gelin eylen
Saat dokuza dayandı
Mintan al kana boyandı
Haceli elim tuttu
Necat benim büktü
Saladdin keser vurdu
Yetiş Burhan gardaş yetiş
Hasta benim oğlum hasta
Kara kakül deste deste
Ne yatarsız Mitaz* oğlan (Mümtaz)
Bütün Bünyan kara yasta
Şu dağlarda biter sarı çiçek
Kefenini kaputtan biçek
Kınamayın eller bizi
Biz Mitaz’dan nasıl geçek
Teneşir geldi dayandı
Taşlara al kanlara boyandı
Saime’nin feryadına
Mezardan Mitaz uyandı
Komşular size niynedim
Bizi gelip almadınız
Ana diye çok ağladım
Beni anama savmadınız
Elbisemi yeni giydim
Kızıl kana boyandı
Yaramı gören komşular
Yüreğiniz nasıl dayandı
23. Türkmen Beyi Deli Musa’nın Ağıdı:
Türkmen Beylerinden Deli Musa, aslen Bünyan’ın Ortaköy kariyesindendir ve Kavaşoğlu Musa Bey namıyla bilinir. 93 Rus muharebesine katılan Musa Bey’in şehit olduğu haberi gelince bütün Türkmen köyleri gözyaşına boğulur ve Musa Bey için ağıtlar yakılır:
I. AĞIT
Gene dumanlandı da şu Kars’ın başı
Gözümden akıttım da kan ile yaşı
Ben niynemeliyim bir tek çorabı
Benim istediğim şu telli poşu
Odası da yapıldı mermer taş ile
Gözlerim doldu da kanlı yaş ile
Gelinin ağlıyor hey Sarı Beyim
Alnı sarı altın yüce baş ile
Doldur Sarı Beyim de dizgini doldur
Oğurun Erzurum’da bir dizgin kaldır
Seni oralarda bilen olmazsa
Var Müşir paşaya ismini bildir
II.AĞIT
Ahmet Ağa, Ahmet Ağa
Kars’ın başı kar mı idi
Musa’m ora mekan tuttu
Rıza hakkın var mı idi
Bunda Musa’nın suçu ne
Kundura giyer kıçına
El yaylaya göçerkene
Çadır tutardı koyağa
Saatin kösteği sarı
Çor vurası kanlı doru
Eşim desem iller ağlar
Müşir benim emmim oğlu
Deryanın yüzünde oynuyor balık
Musa’ma da iki gelin ilayık
Eğer Musa’m buralara gelire
Ben olurum kapusuna halayık
Altun saatin tokası
Samur kürkümün yakası
Sen mi idin Sarı Bey’im
Şu illerin de bükesi
24. ASKER KARISININ SİTEM DOLU AĞIDI
Askerde kocasını kaybeden kadın, hem evinin geçim derdini üstlenir, hem de büyük bir yalnızlığa itilir. Halının başında geçim derdiyle geçirilen zaman, sitem dolu deyişleri de birlikte getirmiştir.
Asker karısıyım yaktığım saman
Halının başında katığım çaman
Sensiz bu derdime olur mu derman?
Aman halıcı bey kaldır halını
Tırnaklarım oldu ilmek yarası
Gözlerim doldu da model karası
Dokuduğum halı ekmek parası
Aman halıcı bey kaldır halını
Araba yollardaysa yanına göçek
Bir daha gelmezsen avılar içek
Biz de bu dünyadan gelip de geçek
Aman halıcı bey kaldır halını
Asker karısıyım yaslı gezerim
Giyinmez kuşanmaz paslı gezerim
Akranın içinde yalnız gezerim
Aman halıcı bey kaldır halını

Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen görüş ve düşüncelerinizi buraya yazınız.