YAPRAKÇININ MUSTAFA
Yaprakçının Mustafa, güzel giyinmeyi severmiş. Ayağında çizme, üstünde beyaz gömlek, siyah elbise, elinde kamçısı gezerken, bir Ağa da konağın kapısının oturuyormuş. Mustafa’yı tanıyamayan Ağa, karşıdan gelenin de bir ağa olduğunu zannetmiş. Mustafa selam verince hemen eve davet edip kahve ve tütün ikram etmiş. Mustafa, fazla oturmamış ve müsaade isteyip konaktan ayrılmış. Ağa da Mustafa’yı yolcu ettikten sonra yoldan geçenlere sormuş:
-Şu giden ağaya adını soramadım, Kayserili Develizadelerden midir, yoksa Dülgerzadelerden midir?
-Hayır Ağa, Hamidiyeli Yaprakçının Mustafa demişler.
Ağa çok üzülmüş.
-Tüh tüh! Bir de kahve ikram ettim, tütün sardım, tüh tüh!
ÇOK EŞŞEK YUVARLANDI
Yine seçim zamanı gelir, politikacılar yurt geneline dağılırlar. Akkışla’nın köylerine de bir politikacının yolu düşer. Bazı köylere ulaşmak o kadar zor olur , bazı yollar da çok tehlikelidir. Bir dar geçitten politikacıyı sağ salim geçirmeye uğraşan köylüler, tehlikeli yol hakkında uyarmak isterlerken şöyle diyorlarmış:
- Dikkat et beyim, buradan çok eşşekler yuvarlandı.
HAMİDİYELİNİN İTİ Mİ OLACAĞIZ
Bünyanlı avcılar Uzunyayla’da ava çıkmışlar. İyi bir av oluyormuş Zamantı boylarında. Avcı, iyi bir sürüye denk gelmiş. Attıkça vuruyormuş. Kuşlardan bir kısmı Zamantı suyunun karşı yakasına düşmüş. Bu yakadakini toplamışlar ama öbür tarafa geçmek mümkün gözükmüyor. Bakmışlar ki karşı tarafta bir Çerkez duruyor. Ona seslenmişler:
-Ağa, şu kuşları bu tarafa at!
Adam hiç istifini bozmamış. Ne konuştularsa adamdan bir cevap alamıyorlar. Avcılardan biri söylenmeye başlamış:
-Ne Çerkez ekesiymiş be birader, kafanı bile çevirip yüzümüze bakmadın!
Adam bu lafın üzerine cevaplamış avcıyı:
-Bu yaştan sonra Hamidiyelinin (Bünyan) iti mi olacağız.
Kuşları atmadan çekmiş gitmiş yoluna.
O DAHA ÖLMEDİ Mİ?
Bir gün öğrencimin birine babası Türkçe derslerine kim giriyor, öğretmeninizin adı ne diye sormuş. O da soyadımı hatırlayamamış:
-Seyit Burhanettin diye bir hoca giriyor baba, demiş.
Babası:
-Allah Allah, geçen türbesini ziyaret ettik, o ölmemiş miydi deyip kızının cevabını inandırıcı bulmamış.
KAYSERİNİN MEŞHURLARI
Üniversitede okurken Osmanlıca dersi hocası ile aramız oldukça limoni idi. Bunun neticesinde Eski Edebiyat gibi Osmanlıcaya dayalı bir dersten yüksek bir ortalamayla geçtiğim halde Osmanlıca dersinden ders tekrarına kaldım. Bu alttaki derslere devam ederken hocayla aramızın bozuk olduğunu bilen çömez öğrenciler, benimle hoca arasında ters diyaloglar kurulmasını beklerler ve dersin kaynayışına sevinirlerdi.
Hoca bir derste Ökkeş diye bir öğrenciye takılıyor, her yörenin kendine has isimlendirmeleri olduğunu söylüyor. Karadeniz’de Temel, Elazığ’da Zülküf, Erzurum’da Zeçi, Maraşta Ökkeş diye anlatırken bir öğrenci:
-Kayseri’de en çok hangi isim kullanılıyor acaba? Burada Kayserili bir ağabey var, ona soralım mı, diye laf atıyor ortaya.
Hoca :
-Buyursun, dedi.
Ben:
-Kayseri’de Burhanettin adı meşhurdur, dedim.
Hoca alaycı bir şekilde:
- Yapma ya! Kayseri’de kaç tane Burhanettin sayabilirsin ki?
Ben:
-Mevlana’nın hocası Seyyid Burhaneddin, Kayseri-Sivas Beyi Kadı Burhanettin, bir de ben varım, yetmez mi?

Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen görüş ve düşüncelerinizi buraya yazınız.