Bünyan Yöresinde Saya Geleneği


Bünyan'da saya, zemheri ayının 5 veya 6'sı, yani miladi takvime göre ocak ayının 19-20'sinde kutlanır. Buradaki kutlamanın manası, kışın tam ortasına gelindiğine inanılarak, evdeki yiyecek ve yakacakların, hayvanların yeminin sayılmasıdır. Buradaki saya "saymak" fiilinden gelir ve o gün sayım yapılır. Kaba hesaba göre yapılan bu sayımda insanların kendilerine ayırdıkları yiyeceklerin ve yakacakların yarısı, hayvanların yeminin üçte biri hâlâ duruyorsa iyi bir kış geçirileceğine inanılır. Eğer, bundan daha azı kalmışsa, ona göre tebdirler alınır ve tedarikli olunurdu.
Saya günü, Bünyan'da gençler ve çocuklar bir araya gelerek "saya" gezdirirler. Kalın bir ağaca, yine ağaçtan kolları yapılıp üzeri eski giysilerle giydirilen ve boya ve kalemle süslenen, kafa kısmı büyükçe olan bu acayip şekil, saya olarak düşünülen ruhani varlığın sembolüdür. Çocuklar bunu akşamdan sonra evlerin dam bacalarından sarkıtarak hep birlikte şu tekerlemeyi söylerler:
Saya geldi sakının
Demir dümür takının
Sayanın pisliğini
Kına diye yakının
veya:
Saya geldi sakının
Dembil dümbül takının
Sayayı da görünce
Kınaları yakının
Tomarza'nın Sarımehmetli köyünde sayacının söylediği tekerleme şu şekildedir.
Saya geldi sakının
Demir tarak takının
Verenin bir oğlu
vermeyenin kör kızı olsun
Onu da Allah elinden alsın
Sayacılar, ellerindeki torbaları bacadan sarkıtırlar. Ev sahipleri bu torbanın içine ceviz, üzüm, kavurga, bulgur ile yağ koyar. Bazıları da bir şey koymayarak çocukları ve gençleri kızdırırlar. Vermeyenlere çocuklar şu tekerlemeyi söylerler:
Hay hayadan hayadan
Yılan aktı kayadan
Açlığımızdan gelmedik
Âdet olmuş sayadan
Sayacılar, topladıkları bulgur ve yağdan güzel bir pilav pişiriler. Güle eğlene diğer yiyeceklerle birlikte yerler. Saya Gecesi, saya denilen ruhani varlık evleri gezerek, ağzı açık yiyecek kaplarının içine sidiklermiş. Bundan dolayı o gece yiyecek ambarının kapısı ve diğer kapların kapağı sıkı sıkı kapatılırmış.
Sayanın evlerine gelmesini istemeyenler, o gece kırmızı pancar haşlarlar. İnanca göre saya, pancarın haşlama kokusunu sevmezmiş.
Bünyan'da sayanın asıl yapılması gereken zamanda, yani koyunun ana karnında 100. günü doldurduğu zamanda (şubat sonu veya mart başı), " yüz ketesi" pişirilir. Kuzunun ana karnında yüzüncü günü doldurması ile yavrunun büyük tehlikeleri atlattığına inanılır. Ayrıca, soğuk kış aylarının yerini, ılık bahar mevsimine bırakacağına da işaret sayılır.
Yüz ketesi pişirildiği gün, komşu ve akrabalara dağıtılır. Asıl amaç ise davar ağılına gitmektir. Ağıla topluca gidilir. Orada pilav pişirilir. Birlikte yemek yenir ve dua edilir, helva dağıtılır. Bir de bu yiyeceklerden çobanlara gönderilir. Çobanlar mükafatlandırılır.
Bünyan'da "yüz ketesi" adetinin bir benzeri Pınarbaşı'nın Karabacalı köyünde ve Darende'nin köylerinde "yüz kömbesi" adıyla karşımıza çıkıyor. Karabacalı'da her ev, ocak ayının üçünden nisanın on dördüne kadar "kömbe" adı verilen çörekleri pişiriyorlar. Yüz koyun yavrulayıncaya kadar, her gece bir evde kömbeler pişiriliyor ve gece oynana oyunlar arasında yeniyor.
S.Burhanettin AKBAŞ, Bünyan Yöresi Halk Edebiyatı, Folklor ve Etnografyası, Kayseri, 1994