BÜYÜK BÜRÜNGÜZ (ULU BÜRÜNGÜZ)
Yıllar
geçtikçe ve yeni kuşaklar eskilerin yerini aldıkça, atalarımızın köyleri hakkındaki
ortak bilgimiz yavaş yavaş yitip gitmektedir. En içten umudum İç Anadolu’ nun Kayseri ilinde, tarihi
neredeyse insanlık tarihiyle yaşıt olan bir belde olan Büyük Bürüngüz’ e ait
bilgilerin bizden sonra gelecek olan kuşaklara aktararak doğru bilgilerle
gelecek kuşakları bilinçlendirmek ve ata yurdumuzu daha iyi tanımaktır.
Bürüngüz 38°46'00" enleminde ve 35°45'00"boylamında, Kayseri’ ye 29 km uzaklıkta bir tarafı yarım
ay şeklinde sıralanmış dağlarla çevril (Sarhoş dağı,orta dağ Karadağ İvriz dağı
Kilise dağı ve Gazlar dağı) hafif meyilli volkanik bir arazi üzerine
kurulmuştur.
Erciyes Dağı’nın doğal uzantısı ve son dağı olan Koramaz Dağı,
(Gazlar dağı) bugünkü çıplak görüntüsüne rağmen, bir asır öncesine kadar
ormanlarla kaplıydı. Bu dağın doğusunda ve batısında çok sayıda kalabalık
nüfuslu şehir ve köyler vardı. Genç Hititlerin
başkenti olan Kültepe de Koromaz Dağının eteklerinde yer olan bir şehirdi.
M.Ö.
2000 yıllarında Kafkaslardan Anadolu’ya gelen Hititler, Kayseri yakınlarında
Kültepeyi (Kaniş-Pazar yeri) kurmuştur. M.Ö. 585 de Mazaka adıyla Bağımsız Kapadokya
Krallığının başkenti olan bu şehirde inanılması zor ama 400 bin kişi
yaşıyordu. Koramaz dağı eteklerindeki
bu bölge Protohitit-Assur Ticaret Kolonileri (M.Ö. 3000) Hititler
M.Ö.(1750),Persler
(M.Ö. 585) Romalılar (M.Ö 395) ve Bizanslıların hakimiyetine girmiştir
Makedonya Kralı İskender M.Ö. 330 'te
ordularıyla bölgeyi işgal edip Koramaz eteklerindeki tüm şehir ve yerleşim birimlerini yakıp yıktı
.Ordusuyla Maraş a doğru hareket eden İskender Koramaz eteklerindeki bugünkü
Aşağı bağlar dediğimiz yerle Avgın( su
yolu) arasında bulunan Venk şehriyle Gürpınar(Salguma-Talasra) köyü ve Bürüngüz
arasındaki Andoniya (Anda) şehrini de
yakıp yıktı halkı kılıçtan geçirdi,
Bürüngüz de yaşayan halkın bu şehirlerden kaçıp buralara sığınan
insanlarla karışarak büyük yerleşim birimi olduğu tahmin ediliyor. genç Hititler zamanında (Mazaka)( M.Ö.
585)yapılmış olduğu zannedilen çok büyük bir yer altı
şehrine sahip olan Bürüngüz halkının
uzun yıllar burada yaşadığı ve bu yer altı şehirleri sayesinde düşmanlarından
korundukları tahmin ediliyor.
Bugünkü Bürüngüz beldesinin altı
tamamen yer altı şehri olup üç kat üzerine inşa edilmiştir. Medeniyetleri yeni
yeni keşfedilen Hititler yer altı şehirlerinde uzmandı. Toprak yapısı
itibariyle yer altı şehrine müsait olan Bürüngüz deki yer altı şehrinin bu
günkü beldenin altını nerdeyse tamamen kapladığı düşünülürse 2000 yıl önce bile
büyük bir yerleşim birimi olduğu anlaşılıyor. Yeraltı şehri, oyma evler,
dehlizler, dehliz ağızlarındaki tıhrız taşları, hayvanların bağlandığı özel
odalar, oyma mezarlar, kaya kiliseler, buranın MÖ 2 bin yılından itibaren
Hititler, Kapadokyalılar ve Bizanslılar tarafından yerleşim olarak
kullanıldığını gösteriyor.Bu yer altı şehirleri yapı itibariyle birbirine bağlı olduğu
düşünülürse Bürüngüz’de ki yer altı şehrinden Bünyan Kayabaşı mağaralarına
Ağırnas’a Küçük Bürüngüz’e, Gesi(Gessi) ye, Efkere ye (Bahçeli) hatta Kültepeye ve civar köylere bağlantılı
olduğu tahmin ediliyor eski köy hikayeleri de bunu doğrular niteliktedir.
Belde daha sonra Romalıların
hakimiyetine girmiş etrafını ceviz ağaçlarıyla ve meyve bahçeleriyle çevrili
olan ve iki yanından sular akan bu beldeyi Roma prensleri çok sevmiş ve
kendilerine sayfiye yeri haline getirmiştir. O tarihteki adı Prenskopolis’tir
(prenslerin şehri) bugünkü Çukur pınar dediğimiz yerden çıkan su o tarihlerde
oldukça fazlaydı ve köyün altından geçip İskobi ye kadar gittiği tahmin ediliyor.
Bu gün bu su oldukça azalmış olup ilk baharda ancak köye ulaşa biliyor ama
yinede bir zamanlar nerdeyse bir çay gibi aktığından köyün bu yan mahallesinin
ismi hala Çaylar olarak durmaktadır.
Belde 647 tarihinde Muaviye tarafından ele
geçirilerek bir müddet Arapların hakimiyeti altında kalmıştır (M.S 647-725
yıllarında).Bu gün beldedeki Maşat(Hıristiyan mezarı) denilen yerde yapılan
bina temel kazıları sırasında bulunan kılıç ve paralardan İslam ordularının
Muaviyenin orduları oldukları ve burada bir savaş yaptıkları anlaşılmaktadır. Daha
sonraki yıllarda da İslam mücahitleri İslam ı yaymak adına buralara sık sık sefer
düzenlemişlerdir.
Bürüngüz
ve çevresi 1086 tarihinde Danişmendli emirlerinden Mehmet Gümüş Tekin Gazi
tarafından fethedilmiştir. Bizans Kayseriyle Koramaz dağı eteklerinde yapılan
savaşta Mehmet Gümüş Tekin Gazi Bizanslıları büyük bir yenilgiye uğratmıştır. Halk
anlatılarına göre büyük bir yenilgiye uğrayan Kayser canını kurtarmak için kaçarken peşinden gelenleri durdurmak amacıyla
etrafa altın saçmaya başlamış ganimet uğruna altınlardan pay almak isteyen
asker durunca Mehmet Gümüş Tekin Gazi görme, durma, sür diye dua etmiş rivayete
göre altınlar çakıl taşına dönmüştür. Emir Mehmet Gümüş Tekin Gazi’ ye bu
başarılarından dolayı Halifelik makamınca “Melik” unvanı verilmiştir. (Melik
Mehmet Gümüş tekin Gazi 1134 tarihinde ölmüş ve Kayseri’de kendi ismi ile
anılan Melikgazi Türbesinde yatmaktadır.), Bürüngüz halkı Koramaz dağına ve
beldedeki bir mahalleye bu savaş anısına Gaziler (Gazlar)adını vermiştir. Bu
tarihten sonrada köye Türkler yerleşmiştir.
”Danişmediler
Devletinin kurucusu Gazi Ahmet Bin Ali Bin Nasır Türkmenler içerisinde talim ve tedrisata
vakıf bilgileri sebebiyle Danişmend lakaplı bir kişidir. Kendisi Türkmen ise de
annesi Seyit Battal Gazi unvanıyla tanınmış olan Haşimi sülalesinin Seyitlerinden
olan meşhur Mücahit İbni Muhammet Cafer Bin Hüseyin’ in kız kardeşinin
çocuğudur. Bu yüzden Danişmendi Melikleri Battal Gazi soyundan geldikleri
için halk arasında Battal Gazi diye anılmaktadır. Birçok Danişmendli beyi de Seyit
lakabını kullanmıştır.
Beldeye
Türklerin ilk ne zaman yerleştiği hakkında elde kesin bilgiler bulunmamakla
birlikte Arpad hanedanının bir kolu olan Bulung Türklerinin 1180 -1235 yılında
buraya yerleştikleri tahmin ediliyor. Halk anlatılarına göre Arpat hanedanının
bir kolu olan ve yaklaşık 7-8 haneden oluşan Bürünglüler’e Danişment beyleri
tarafından Koramaz bölgesinde istedikleri yere yerleşme izni verilmiş
Bürünklülerde civardaki köyleri gezip incelemiş sonrada her köye bir ciğer
asmış hangi köyde ciğer bozulmazsa oraya yerleşme kararı almışlar. Diğer
köylerde ciğer bozulmasına rağmen Bürüngüz yüksek ve serin olduğundan burada
ciğer bozulmamış Bürüng Türkleri de buraya yerleşip ebedi yurt edinmişlerdir.
Bürüngüz ve çevresi 1162 tarihinde
İzzettin Kılıçarslan tarafından Selçuklu topraklarına katılmıştır. Selçuklu
idaresinde Kayseri’nin ismi yıllarca Danişmend ili Bürüngüzün ismi ise Ulu Bürüngüz
olarak geçmiştir. Kayseri ve çevresinin imarı 1219-1236 tarihleri arasında
Sultan Alaaddin Keykubat zamanında olmuştur. Anadolu’da birçok cami ve
kervansaray yaptıran Sultan Alaaddin Keykubat Bürüngüze de (Mırıkta) kendi adıyla anılan Sultan
Alaatin Mescidi Şerif Camiini yaptırmıştır.
Sultan
Alaaddin Keykubat bir seferi sırasında
ordusuyla Bürüngüze uğramış bugünkü Kozlar altı denilen yerde ordugahını
konaklatmıştır. Beldede yaşayan Müslüman halk sultana ve askerlerine büyük
alaka göstermiş ve konuk etmiştir Allaattin Keykubatta onlardan bir istekleri
olup olmadığını sorunca camilerinin olmadığını, mescitlerinin küçük olduğunu
beldede beraber yaşadıkları yada civardan gelen Gayri Müslimlerin mescide zarar
verdiklerini anlatmışlar, sultanda bir cami yaptırması için köy halkından Hacı
Hasan ağayı bu iş için görevlendirmiş Hacı Hasan ağaya köyün yönetimi ve
sorumluluğunu vermiştir. Bu caminin yapılması için Güllüce köyü ve Kötele köyünü
(Yünören köyü)nün arazilerini de Hasan ağaya vermiştir. Hacı Hasan ağa da bu
camiyi Sultan Alaaddin Keykubat adına yaptırmıştır.
Bürüngüz de yaşayan halk Uzbek-Tacik
kökenli olduğu için Allaattin Keykubatt camiyi ve belde halkını korumak
amacıyla Tacik asıllı askerler ve camiinin bakım ve onarımıyla ilgilenmesi
için de bir Tacik aileyi buraya yerleştirmiştir. Tacik kelimesi gayrimüslimler
tarafından Daçik diye telaffuz edildiğinden bu gün aynı aileye mensup olan aile beldede Daçik ler diye
adlandırılmaktadır.
Caminin
bakım ve onarımı, imam ve müezzinin geçimi, bu camiye bakması için
görevlendirilen ailenin geçimi fakirlerin ihtiyacı ve buradaki askerlerin
geçimi içinde köyün ve bazı civar köylerin arazisinin büyük bir kısmı hisselere
ayrılarak bu camiye vakfedilmiştir. Kayseri emiri Osman Sultan Alaattin Mescidi Şerif camii ile ilgili bir “KAYSERİYE KAZASINA MUSANNAF
KORAMAZ NAHİYESİNDE KAİN BÜRÜNGÜZ KARİYESİ DAHİLİNDE VAKİ SULTAN ALATİN MESCİDİ
ŞERİFİ” adlı Vakıfname yi H- 778
Sultan Alaatin
Keykubat ın Bürüngüze
yaptırdığı camii bugün Gozlar(Gozaraltı) altı dediğimiz yere çok yakındır. Bunun
sebebi de bu gün İvriz dediğimiz yer ve köyde çeşme yolu sistemi
bulunmadığından İvriz civarındaki bahçelerden çıkan su bir kanal içinde akıyor
ve Kozlar altına geliyordu. Burada köy halkının
su aldığı bir çeşme vardı. Köy haklı su ihtiyacını buradan temin
ediyordu. Kozlar altı büyük bir meydanlıktı ve büyük ceviz ağaçlarıyla (Goz lar
la) kaplıydı öyle ki Sultan Alaattin Keykubat bile burada ordugahını
konaklatmıştır. Yakın zamana kadar da yazın oturulan ve toplu olarak köy kadınlarının
halı dokudukları cevizlerle kaplı bir meydandı. Mırık mahallesi de köyün en eski mahallesidir ilk yerleşimler
burada olmuştur.
Sultan Alaatin
Mescidi şerif camii 215 yıl sonra tamire ihtiyaç duyduğundan (H-999 M-1591 yılında) Kayseri emiri Emir
Mahmut tarafından biraz daha yukarıya bugünkü bulunduğu yere biraz büyütülerek yeniden yapılmıştır
kitabesinde
“Bu mescidi ehya etti gafuru Allahütala
El
fakir Seyyit gazi El fakir Emir Mahmud” H-999 diye yazmaktadır.
1500 yılı Osmanlının Sivas tapu kayıtlarında Sivas sancağına bağlı
olan Kayseri kazası 9 idari bölgeye ayrılmıştı. Bunlar Sahra, Koramaz, Cebeli-i
Ali, Cebel-i Erciyes, Karakaya, Kenarı ırmak ,Malya, Karataş, Bozatlu olup
Sivas vilayetine bağlı idi. Koramaz bölgesine bağlı olan ve Koramaz bölgesi sorumlusu
olan Ulu Bürüngüz beldesi de iki bölgeye ayrılmış iki mezradan oluşmuştur;
Birincisi Arpad mezrası
İkincisi ise çiftliği olan Elbeğli (İlbeyli )mezrası dır.
Bugünde
iki Bürüngüz vardır biri Küçük(guçü) Bürüngüz diğeri büyük(Ulu) Bürüngüzdür. İlbeyli
aşireti Küçük Bürüngüze Arpad hanedanının 7-8 hanelik bir kolu ise Büyük
Bürüngüze yerleşmiştir köy anlatılarına göre ilk yerleşim Büyük Bürüngüze
olmuş Küçük Bürüngüz buranın bir çifliği
olmuştur.
ARPADLAR:
Arpat : Hazar Türklerinin Kabar
oymağından Almış oğlu Arpad. Hun-Uygur halkının önderi,Arpadlar hanedanının
kurucusunun adı
Türk
Arpad boyu Hazarlar'ın birer kolu idi. Arpadlar Hazarlar'ın Kabar kolunun
uzantısı olarak tarih sahnesine çıkmış ve daha sonra Avrupa'ya göç ederek
Hunlar ile Avarlar'ın kalıntıları üzerinde bir Macar(Hungary) Krallığı kurmuşlardır
büyük Türk hakanı Atillanın soyundan gelmişlerdir. Orta Asya’dan bir çok Türk
boyu 9.yüzyılda Kara denizin kuzeyinden Macar ovasına gelip yerleşmişlerdir. 4 yüzyıla
yakın Macaristan ı Arpad hanedanı yönetmiştir. Arpadların bir kısmı
Hıristiyanlığı kabul edip Hıristiyan olmuş kabul etmeyenler ve Müslüman olanlar
ise Malazgirt meydan muharebesinden sonra Anadolu ya gelmişlerdir.
ELBEĞLi / İLBEĞLİ OYMAĞI: Osmanlı
Tahrir Defterlerinde "TÜRKMAN Taifesinden" gösterilmişlerdir. Elbeli
Oymağı, Sivas-Amasya bölgesinde yaşayan Ulu-Yörük topluluğunun Orta-Pare koluna
mensupturlar. 1230 yıllarında buraya yerleşmişlerdir. Daha sonra bu Türkmen topluluğunu buradan ayrılarak
Afşarların arasına karışıp Afşarlarla
birlikte önce Rakka’ya oradan da
Zamantı’ya (Uzun yayla) gelmiştir. İlbeyli oymağının adını
taşıyan bu oba 15. yüzyılda tekrar Ulu Bürüngüz köyünün bir mezrası olan Kiçi
Bürüngüze yerleştirilmiştir. Bunlar
ElBeğli - Gavur Elli oymağından 5 çadırdan oluşmakta olup başlarında Abdüllatif ile oğlu Mehmet
bulunmaktaydı. Abdüllatif ile oğlu Mehmet devletin istediği yerde iskan
olunmayıp obalarıyla birlikte Afşarların arasına karıştıkları onlarla birlikte
hareket ettikleri için Kayseri kalesinde bir müddet hapis yatmışlar sonrada Ulu
Bürüngüzün çiftliği olan bugünkü Küçük Bürüngüz köyünde Ulu Bürüngüzlülerin gözetiminde mecburi iskana tabi tutulmuşlardır. Sonrada
burada yerleşik düzene uyum sağlayıp kalmışlardır.
Bürüngüz
de şu anda yaşayan halkın ataların O-Guz
Türklerinden olduğu ve Özbekistanın
Tacikistan sınırı yakınlarında Semerkanta 47 km mesafedeki bu gün Bulughuz
(Bulunghur-z kelimesi oğuz boylarında bazen r diye telaffuz edilir) denilen
şehrinden 9. yüzyılda Arpadların
yönetimindeki Macaristan’a (bugünkü Romanya sınırları içerisine)
yerleştiği daha sonrada takribi 1180 yılından hemen sonrada orta
Asya’daki obalarının adı olan Bulung- Guz
(Bulung oğuzları-Bulung Türkleri) adını verdikleri
bugün ki Bürüngüz
bölgesine yerleştikleri
anlaşılıyor.
Not: Sultan
Alp Aslan Malazgirt meydan muharebesini yaptığı sırada Guz Türkleri de Bizans ordusuyla birlikte Malazgirte
gelmiş fakat daha önce Alpaslanın elçileriyle defalarca gizlice görüşüp Alp Aslanla gizli bir anlaşma yapan
Guz beyleri savaş başlayınca Peçenek ve Kıpçak ve Kuman Türkleriyle birlikte Diojenin ordularını 30
bin kişilik askerleriyle arkadan kuşatıp
Alpaslanın 40 bin kişilik ordusuyla birlikte Bizanslıları ağır bir
yenilgiye uğratmışlardır. 1180 yıllarında
Arpad Türklerinin bir boyunun Seçuklu topraklarına bugünkü Bürüngüze yerleştirildiği ve civardaki tüm köylerin ve bir çok
kasabanın yönetiminin Arpad hanedanının bir boyu olan ve Bürüngüzde yaşayan bu
halka verildiği tahmin ediliyor.
Macar araştırmacı Dr. İspay Ferenc. de
birçok Arpad boyunun Anadolu ya göç
ettiğinden bahseder. Arpadların
Hıristiyanlığı kabul etmeyen ve Bizansın
yanında yer almayıp Selçuklularla birlikte hareket eden Özbek(Uz bek), Tacik(Daçik) Peçenek ve Kıpçak
kökenli birçok kolu Bizans imparatoru İmp. Johannes Vatatzes
tarafından (1222-1254) Trakya’dan göç ettirilmiştir.Bu Türk boyları Anadolu’nun
çeşitli yerlerine yerleşmişler Anadolu’nun yeniden yapılanıp Türk yurdu
olmasında büyük katkılar sağlamışlardır.
(Arpatlar ın Uz ,Peçenek,Kaman ve
Kıpçak Türkleri Anadolunun yurt olarak seçilmesinden
sonra Balkanlardan gelerek Anadolu’nun
çeşitli yerlerine yerleşmişlerdir. Bu bölgeler şunlardır.Ankara Esenboğanın bazı köylerine,(Peçenekler)
Kızılcahamam ve Çamlıdere arasına(Kıpçak Türkleri), Kırşehir Kaman kasabasına
(Kuman Türkleri), Elbistan'ın Batısında Göksün a, ,Afyon ile Isparta arasına
Konya'nın Güneyinde Hadım kasabasına, Elazığ yakınlarında Hazar kasabana;Elbistan ile Kayseri
arasındaki bölgedeki birçok yere, Maraş'ın Çardak ilçesine, Elbistan'ın Alemdar
ve Adananın Tufanbeyli kasabalarının a
,Konya'nın Güneyindeki Karaağaç kasabasına,
Rize yakınlarındaki Kalkandere ile Trabzon ve Gümüşhane arasına,
Çorum'un İskilip kasabasın a Tekirdağ'ın Şarköy ilçesine Beypazarı ve Mihalışık arasına Edremit'in Kazdoğan Kocakatran bölgesine,
Bolu ve Ereğli arasındaki Akçakoca’ya, Kocaeli’nde Hereke ilçesine, yerleşmişlerdir.)
Arpad ismini Türk edebiyatında Türkçü yazar Nihal adsızın şiirlerinde de rastlaya biliriz
Arpad ismini Türk edebiyatında Türkçü yazar Nihal adsızın şiirlerinde de rastlaya biliriz
Yurt için ölümdür, en güzeli ölümün,
Ölümler yaşatır bir ırkın vatanını.
Arpad'ın Milleti elbet öldürülemez,
Ölümler yaşatır bir ırkın vatanını.
Arpad'ın Milleti elbet öldürülemez,
Verse de bin canını!
Bürüngüz
ismi Bulung ve Guz Türklerinin birleşiminden meydana gelmektedir. Bulung Guz
ları (Bulung oğuzları) daha sonra birleşik telefuz edilerek –Bulunguz- Bürüngüz
adını almıştır. Bulung ismine ilk kez
bilge kağanın Göktürk yazıtlarında rastlarız. Göktürk yazıtları da, dünyadaki
milletlerden söz açarken daima, "Tört bulungdaki", yani, "Dört
köşe ve yandaki" kavimleri sayarlardı. Göktürk yazıtlarının bu meşhur
deyimi, bu yazıtlar hakkında az veya çok bir bilgisi olan herkes için, bilinen
bir şeydir. Göktürk yazıtlarında "Bulung" sözünün "Köşe"mi;
yoksa "Taraf" veya "Yön" mü anlamına geldiği pek
anlaşılamıyor. Türk dilinin en ince taraflarını tanıyan Kaşgarlı Mahmud bile,
"Bulung" sözünün, köşe mi, yoksa bucak mı anlamına geldiğini
söylememiştir. Bununla beraber bu sözün Uygur çağında, "taraf" veya
"yön" anlamına geldiği de bir gerçekti. Meselâ "Kündünki
bulung" deyimi, "güney" anlamına gelirdi.
BÜGÜNKÜ ÖZBEKISTAN HARITASI
Bürüngüzlülerin atalarının yaşadığı yer ve ilk vatanları olan
Bulunguz bugün hala durmaktadır.
(Bulunghuz
Daha önce Tacikistan sınırları içinde iken 1923 yılında Lenin tarafından Özbekistan
sınırları içerisine alınmıştır). (Uzbekistan) başşehri Semerkant’a 47 km uzakta
bir adet şehir ve bir belde BULUNGUZ olarak
1200 yıldan beri hala aynı adla durmaktadır.
Bundan
yaklasık 1000 yıl önce özbekistanın Buluguz sehrinde dokunan Bulung halısı
Halıcılık:Bilinenin
tam aksine Bünyan ve yöresindeki tüm köylere halıcılık Ermenilerce
öğretilmemiş Bürüngüz de yaşayan
Bürüngüz halkı tarafından öğretilmiştir, atalarının yurdu olan Orta Asya da
halı dokuyan Bürüngüzlü kadınlar ata
yurtlarında dokudukları halıları göç
ettikleri bölgelerde de dokumaya devam
etmiş bölgede yaşayan diğer kadınlara
da öğretmişlerdir.
İşin enteresan kısmı Macaristan’dan
göçüp Türkiye’ye yerleşen Arpad kadınlarının tamamına yakını halı dokumasını
çok iyi bilen insanlardı bunu da yerleştikleri yörelerde dokudukları halıdan
anlaya biliyoruz zira bugün Hereke, Simav, Ladik, Erzincan Isparta. Konya gibi yörelerde dokunan halı daha önce oralara
yerleşen Arpad kökenli ler tarafından yöre halkına öğretilmiştir. Dokunuş
mantığı ve çözgüsü de hemen hemen aynıdır.
Bürüngüz’ de son 60-70 yılıdır pamuk
ve yün ürünlerinin fabrikasyon olarak üretilmesi ve boyanmasıyla ipi yün, çözgüsü pamuk olan Bünyan halısı
dokunmasına rağmen 50 yıl öncesine kadar Bürüngüz halısı denilen Bünyan
halısından biraz kaba bu gün beş yüzlü dediğimiz halıdan biraz küçük 183 cm*196
cm ölçülerinde elde dokunan ipi direzi
aklısı bizzat yünden eğrilerek yapılan ve kök boyalarla renklendirilen Bürüngüz halısı vardı(En son Bürüngüz halısı
Başkadın hala(Başkadın Yaldız) tarafından bundan 60 yıl kadar önce dokunmuştur.
Özbeklerde
halı sözü kalı ve kalın sözünden türemiştir. Halı kelimesi de kalın, yani
kalmak-kalış kelimesinden gelmektedir. Kalın'dan, kız evlenirken, onunla
kalacak "kalınlar" yani, halılar anlaşılmaktadır. Kız evlenirken üç
halı, iki torba, iki tane kilim, kızın özel eşyalarının konulduğu dört tane
kapçık (torba-yada sandık) verilir düğün esnasında kız evinden giden bu çeyizlere
kalın denirdi. Bu eski bir gelenekti. Bu eşyalar kızın evinde kalacak (kalıcı)
olan eşyalardır. Yakın zamana kadarda Bürüngüz de de aynı adet vardı. Kızın
çeyizine kalın denir ve törenle kız
evinden oğlan evine giderdi.
Moğol
istilasıyla zayıflayan Selçuklu Kayseri ve civar beldeleri Moğolları idaresine
bırakmak zorunda kalmıştır. Koramaz bölgesi ve yöre halkı İlhanlı soyundan gelen ve
Tacı Kızıl olarak nitelenen aile tarafından yönetilmiştir, Tacı kızıl Emir Zahireddin Mahmud da, Moğolların Anadolu Valilerinden biridir.
Bünyan ulu camiyi bir çok hayır kurumunu yaptırmıştır. Emir Zahireddin Mahmud, Uygur
soyundan gelen bir Türk olup babası da Moğolların Anadolu valilerindendir.
Daha
sonra Karamanlı beyliği ve çeşitli beylerin himayesine giren Bürüngüz ve
çevresi 1467 tarihinde Fatih Sultan Mehmed’in vezirlerinden Gedik Ahmet Paşa
tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Yavuz
sultan Selim in Aladdevle Bozkurt beyi ve
çocuklarını ortadan kaldırıp Dulkadirli beyliğine son vermesiyle(1515) Dulkadir
Oğlulları Beyliği ve Bürüngüz Osmanlıya
bir sancak olarak bağlanmıştır.
Alaüddevle Bozkurt Bey(Yavuzun annesinin babasıdır),
Yavuz'un yanında bulunan kardeşi Şehsuvar Bey'in oğlu Ali Bey'in Osmanlılar
tarafından desteklenmesini hoş görmüyordu. Bu yüzden Çaldıran Savaşı'na giden
Osmanlı ordusunun iaşe yollarını keserek, teçhizatlarını yağmalattırdı.Yavuz
sultan selimde Çaldıran Savaşı dönüşü ordusunun bir kısmını Sadrazam Hadım
Sinan Paşanın komutasında Şehsuvar
Bey'in oğlu Ali Bey'in emrine verip Aleüddevle Beyin üzerine yolladı kendisi İncesu da ordugahını
konaklatıp savaşın sonucunu bekledi. Şehsuvar Bey'in oğlu Ali Bey Dulkadir beyi
Ala Ud-Devleyi Turna Dağı Savaşı'nda yenerek dört oğlu ile birlikte öldürdü.
Dulkadir Beyliğin başına Şahsuvar Bey'in oğlu Ali Bey, Osmanlı Hükümdarı adına
hutbe okutmak ve para bastırmak şartıyla geçirildi. Böylelikle Dulkadir
oğulları Beyliği 1515 yılından itibaren, Osmanlı hakimiyetine geçmiş oldu.
Osmanlının
girdiği birçok savaşta Dulkadirli beyi
olarak Gösterdiği üstün başarılardan dolayı Yavuz Sultan Selim tarafından
Çaldıran zaferi dönüşünde (Bürüngüz ve çevresi,) Kayseri, Kırşehir ve Yozgat
yöresi beyliği de verilen Dulkadir oğullarından Aladdevle Bozkurt beyin
amcasının oğlu Sehsüvar
oğlu Ali Bey Dulkadir sancağının başına getirilmiş dolayısıyla
Bürüngüz de Dulkadirli beylerinden Şehsuvar
oğlu Ali Bey in
idaresine verilmiştir.
Şehsuvar
oğlu Ali bey beyliğin başına geçince Bağımsız bir beylik gibi davranmaya
başlamış Şehsuvar oğlu Ali bey beyin idaresinden
rahatsız olan halk Hanedan soyundan olup bölgede Osmanlıyı temsil eden Daniş Ali beyin babası Osman bey e durumu
iletmiş Osman bey de halkın rahatsızlığını Osmanlı Sultanına Sultana iletmiştir,
Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman’ın
emriyle Şehsuvar
oğlu Ali Bey ve çocuklarını İran seferi
bahanesiyle Yozgat’ a çağırmış burada Ferhat Paşa Alibey ve çocuklarını asıp Dulkadir
oğlu beyliğini ortadan kaldırmış (1521) Dulakadir oğlu beyliğini de tamamen Osmanlıya bağlamıştır.
Belde 1500’ lü yılardaki tapu
kayıtlarına göre Arpad ve Elbegli adlı iki mezradan oluşmaktadır. Köy 92 Gayrimüslim 22 hane Müslim olmak üzere
yaklaşık 115 hane idi. Gayrimüslimlerin
Ermeni olan 17 hanesi Rum olan 12
hanesi ve Müslümanlardan 5 hane
Elbeğli de (Kiçi Bürüngüz de ) 47
hane Rum, 16 hane ermeni 17 hane Müslüman aile ise Arpat ta (Ulu Bürüngüz)
yaşıyordu.Cehri bitkisinin çokça yetiştirildiği köyde 4 adet bezir hane, Talasra (Salguma-Gürpınar) suyu kenarında 4
adet değirmeni vardı. Köy mallarının büyük kısmı
Verese-i Sadık yani Alaatin Keykubat cami vakfına bir kısmı da Daniş Ali beyin babaannesi
Danişmendli Hızır beyin kızı Şah Sultan Binti Hızır’a aitti. Köye ilk
yerleşen aileler Hacı Hasan oğulları, İmam oğulları, Daçikler, Muhasıloğulları,
Katipler, Mütevelli oğulları, Tayyar beylerdir.
Köye daha sonra Türkmen aşiretlerinden Sofular, Karakoçlular,
Köseler, Mahmud oğulları Halloğulları, Recepli Afşarların kethüdası olan
Topalzade Ahmetler, Dulkadir oğulları ve Maraş Türkmenlerinden de aileler
yerleşmiştir.
Ulu Bürüngüz Köyü Bugünkü Cami önü ve Çeşme başı
arasındaydı. Köye gece yapılacak ani eşkıya baskınına karşı önlem olarak biri Çeşme
başının biraz yukarısında biriside bugünkü Cami önü denilen yerin biraz
yukarısında olmak üzere iki kapısı ve bu kapıların üzerinde birer nöbetçi
kulübesi vardı. Gece olunca köyün kapıları kapanır kapıların üzerindeki
kulübelerde birer kişi nöbet beklerdi. Bu kapılar yüklü bir kağnının rahatça
geçebileceği büyüklükte ve yükseklikteydi. Çeşme başının biraz yukarısında
bugün Taş direk diye adlandırılan yerde yakın zamana kadar bu kapıların
kenar taş direkleri duruyordu. Yaklaşık 4 metre uzunluğunda 50 cm
50cm civarındaki yekpare tek taştan oluşan bu direkler daha sonra yapılan binanın temelinde
kullanılmıştır.
Büyük
Bürüngüzdeki Daniş Ali Bey camii olarak adlandırılan camii ve camin yanında bulunan çeşme Daniş Ali Bey
tarafından tarafın dan yaptırılmıştır. Yapılış tarihi
itibariyle köy küçük olduğundan köyün en
alt kısmındaki meydana yapılmıştır. Bugünkü Daniş Ali Bey camisinden
aşağı olan kısmın altı in(mağra) olduğundan
köyün hayvanları ve ağıllar burada idi köy büyüyünce bunlar köyün dışına
çıkarılmıştır. Büyük bir kısmı da bugün harmanlar dediğimiz yere alınmıştır.
Danis Ali Bey camii:
1579 yılında yapılmıştır. Camii Kemerli bir yapıya sahip olup yazlık ve kışlık
olmak üzere iki kısımdan ibarettir. Yazlık tabir edilen kısmı ve minaresi
sonradan 1587 yılına Daniş Ali beyin eşi Şefika hanım tarafından yaptırılmıştır.
Camiyi yaptıran Daniş Ali
bey ile eşi Şefika hanım caminin içerisinde ayrı bir bölümde
yatmaktadır.
(Cumhuriyetten önce
bu caminin Macaristan ve Romanya’daki
vakıflarından yadım gelirdi.)
Danis Ali Bey çeşmesi: 1565 tarihinde Danis
Ali Bey ve babası Osman tarafından
yaptırılmıştır. Osmanlı mimari tarzında yapılmış kubbeli bir yapıya
sahiptir. Daha önce camiye yakın olarak
yapılan çeşme Cumhuriyetten sonra yolun
genişletilmesi ve araçların rahat geçmesi için sökülerek aynı konumu muhafaza
edilip şu andaki yerine yapılmıştır. Dış duvarındaki kitabenin bozulmaya yüz
tutması üzerine mermer üzerine yazdırılarak çeşmenin iç duvarına monte
edilmiştir. Kitabesindeki beyitte çeşmeyi yaptıran kişiye methiye söylenerek
çeşmenin suyu Kevser ırmağına
benzetilmiş çeşmenin yapılış tarihi belirtilmiştir. Kitabesinde
Salayı aynı kevserden tareved buldu
aştan
Ola ecdadı ensabı makaren af vü
gufran
Gılıp tarihi itmamün düşürdü kılki
Osman
Hesabı böyle cari fıhıma aynanı
terciyan H-981 (M-1565)
Enteresan olan o tarihte bu çeşmenin
suyunun nasıl geldiğidir. İvriz ve çeşme yolları henüz yapılmadığından İvriz
den gelmediği kesindir. Köy anlatılarına ve yaşayan şahıslardan edinilen
bilgilerden Yamaç bağlarında yapılan bağ çalışmalarında bir çok su oluğuna
rastlanmıştır. Çıkan bu su oluklarının Anadan geldiği ve 1565 tarihinde yapılan
Daniş Ali Bey çeşmesine su getirdiği anlaşılmıştır. İvriz yapıldıktan
sonrada(M.1713) yapılan çeşme yoluyla suyu İvrizden gelmeye başlamıştır.
Daniş Alibey kimdir: Daniş Alibey
Fatih Sultan Mehmet’in saltanattan feragat eden amcasının torunudur baba annesi
Dulkadir oğullarından Emine hatundur. Emine hatun Dulkadir oğulları 5. beyi
Nasrettin Mehmet Beyin kızıdır. Osmanlı Sultanı Çelebi Mehmet’in eşidir.Çelebi
Mehmet babası Yıldırım Beyazıt’ın Timura esir düşmesiyle bozulan Osmanlı
beyliğini yeniden toparlarken Emine hanımın babası Nasrettin beyden büyük
yardım görmüş,Nasrettin bey 1400 lü yılların başında büyük bir beylik olan
Dulkadir oğulları beyliğinin imkan ve askerini dönem dönem Çelebi Mehmedin emrine
vererek Osmanlının yediden yapılanmasında büyük katkısı olmuştur.Dulkadir oğlu
beyliği bölgedeki büyük beyliklerden biri olduğu için Osmanlıyla akrabalık
bağları oluşturmuştur.Yavuz Sulatan Selim’in annesi de Dulkadiroğlu beylerinden Aleüddevle
Bozkurt beyin kızıdır.
Sultan 2.Murat tahta geçince Osmanlı geleneği
gereğince kardeşlerini ortadan kaldırmış fakat son iki kardeşi Yusuf ve Mahmut
a çok küçük olduğu için kıyamayıp fetva gereği gözlerine mil çektirmiş Yusuf Tokat’a,
Mahmut’u da annesi Emine hanımla birlikte Dul Kadir sancağı olan Kayseri’ye
göndermiştir.Emine hanım ve oğlu Mahmut Bürüngüz ağalarının daveti üzerine Bürüngüz e yerleşmişlerdir. Mahmutbey büyüyünce Danişmend sülalesinden Hızır kızı Şah sultan
hanımla burada evlenmiştir. Şah Sultan Hanım Kayseri’de ve Bursa da birçok
vakfın sahibidir.
Daniş Ali Bey Mahmut’un torunu
Osmanın oğludur. Dedesi Mahmut daha sonra Bursa ya çağırılıp orda Osmanlının gözetimi altında kalmış dedesi Bursa
da vebadan ölmüştür. Babası Osman Bey, Daniş Alibey ve eşi Şefika Hanım Bürüngüz’ de kalmışlardır.Daniş Ali Bey
zamanın en önemli din alimlerinden ders almış dini bilgisi çok kuvvetli ulema bir insandı.Yıllarca Bürüngüz camiinde
vaaz vermiştir,
Daniş
Ali Bey Osmanlı hanedanına mensup olduğu için (Tüm kayıtlarda bu sülaleden
Hanedandan olarak bahsedilmektedir) kendisi ve daha sonra gelen alile fertleri
Koramaz bölgesinde Osmanlının temsilcisi ve en yetkili kişileri olmuşlardır. Koramaz
bölgesi Sivas iline bağlı olduğundan tüm Sivas valileri bölgedeki üst düzey
komutan ve görevliler Kayseri Emirleri ve kadıları Daniş Ali Bey ve ondan sonra
gelen oğullarının talimatları üzerine
atanmış yada görevden alınmıştır. Yıllarca bölgedeki tüm vergileri kontrol
altında tutan civar köyleri denetleyip sürekli İstanbul’ a ve Sivas valisine
rapor veren Daniş Ali Bey sülalesidir. Osmanlı sarayında gelenek gereği bu
aileden her zaman bir paşa ve birçok bürokrat, hatta vezir bile olmuştur.
Bürüngüz ve Koramaz bölgesi civarındaki gayrimüslimleri tehlike arz
ettikleri için Kıbrıs’ a gönderen bizzat Daniş Ali Beydir. Kayseri sancağı
Sivasa bağlıdır ve Sivas valilerinin
meşhur bir sözü vardır Kayseriyle ilgili bir şikayet gelince memurlarına. ”Bırakın
Kayserinin ıspanak tüccarlarını siz Bürüngüz ağalarına dikkat edin” derlermiş.
Bürüngüz’
de yaşayan gayri Müslim Rumlar Daniş Ali Bey
camii yapılırken birtakım engeller ve zorluklar çıkarmışlar bunun
üzerine Daniş Ali Beyin isteğiyle 1573 yılında Sultan 2. Selim tarafından
Kıbrıs’a gönderilmiştir.
Beldede yaşayan Rumların Kıbrıs’ a gönderilmesiyle ilgili en önemli
belge II. Selim döneminde Kıbrıs fethedildikten sonra Koramaz Bölgesindeki
"zimmi"lerin ( Zımmi, İslâm’dan başka dine mensup olup İslâm Devleti’nin
tebaasında olanlar) -gayri Müslimlerin Kıbrısa yerleştirilmeleri
sırasında hassa Mimarbaşı olan Mimar Sinan' ın Sultana gönderdiği af name dir Mimar Sinan Sultana
bir mektup göndererek Koramaz bölgesindeki zımmi akrabalarının affedilmesini
istediğini belirtir. Bunun üzerine Sultan II. Selim Akdağ Kadısı' na Aralık 1573 tarihli bir
hüküm yollar. Bu hükümde "Mimar Sinan’ ın kendi sakini olduğu Ağırnas nam
karye(köy) halkı ve civar köylerde
oturmakta olan akrabası Kiçi (küçük) Bürüngüz' den Sarı oğlu Düğenci ve
Karye-i Üskübü'(İskobi köyünden)den Ülise ve Kudnişan adlı zimmilerin Kıbrıs'a
sürgün olunmaktan affolunmaları istida eylemeğin müşarünileyhin sabıkan sakin
olduğu zikr olunan köyü ve akrabasından olan mezkûr zimmiler Kıbrıs'a sürgün
olmaktan affolunmak emredip büyürdüm ki" denilerek baş Mimar’ ı Sinan' ın
Ağırnaslı, akrabalarının affedildiğini belirten ferman yayınlar ve uygulaması
için Karaman Beylerbeyiliğine yollar.
Karaman
Beylerbeyi o sırada Karaman' a bağlı olan Koramaz bölgedeki hangi zimmilerin
Kıbrıs'a sürülmeyeceği konusunda daha aydınlatıcı bilgi isteyen bir mektubu
İstanbul' a göndermiş. 20 Haziran H-981'de (Aralık M-1573) kendilerine verilen
yanıtta özellikle Sinan'ın köyündeki ve Üskübü ile Kiçi Bürüngüz deki adı geçen akrabalarının
affedildiklerini buların dışında ki köylülerin ve civar köylerde yaşayan zimmilerin Kıbrıs’a gönderileceği
bildirmiştir. başın
da gelir310
Bürüngüz
1800’ lü yıllarda Üç büyük mahalleden oluşmaktaydı ve üç camisi vardı bunlar;
Daniş Ali Bey camii
Sultan Alaüddevle Mescid-i Şerif
camii
Mütevelli Ağa camii ((Mütevelli oğullarından Hacı Hasan efendi
tarafından yaptırılmıştır.)
Daniş Ali Bey camii şerif mahallesi (
hane sayısı 62)
Sultan Alaüddevle Mescid-i Şerifi
mahallesi (hane sayısı 83)
Mütevelli Ağa mescidi mahallesi
(hane sayısı 62) Toplam 207 hane olup 1800 yıllarda nüfusu yaklaşık 1000 kişi
civarında idi.
Bürüngüz
Koramaz bölgesinin baş köyü idi bu bölgedeki tüm köyler ve mezralar
Bürüngüz’ e bağlı idi (yaklaşık 34 köy ve mezra). Hatta Kenarı ırmak bölgesinin
(Kızıl ırmağın geçtiği bölge) vergileri bile
Bürüngüzden toplanıyordu bugün Amarat kasabasında Bürüngüzlü vergi memurlarının
geldiği yokuşun adı hala Bürüngüz bayırı olarak adlandırılır. Sivas’la ve
Osmanlıyla yazışmalar tüm resmi evraklar kayıtlar ve Vergi tahsildarları
Bürüngüz’ de tutulmaktaydı.
Bugün beldede Saray olarak adlandırılan ve şu
anada konut olarak kullanılan yer Daniş Ali bey sülalesine mensup olan Padişah
III.Ahmet’in veziri Hacı İbrahim Paşa tarafından 1650 yılında bu amaçlar için
Devlet konağı olarak yapılmıştır. İçerisinde
misafir haneler, evrak kayıt odaları, aş evi ve hamam bulunmaktaydı.Bölgedeki tüm resmi kayıtlar burada tutulmakta
İstanbul’a raporlar burada hazırlanmaktaydı.
Bünyan o tarihte Sarımsaklı adında
bir köy olup 1520 yılı Osmanlı kayıtlarına (Maliyeden Müdevver defter 20 varak
387 sayfa -105) 78 i Gayri Müslim 37 si Müslüman olan bir
köydü adı da Sarmısaklı karyesi
idi. Sarımsaklı aşireti önce Samsun’ un Tekke köyüne yerleşmişler sarımsaklı
aşiretinin başkanı ölünce üç oğlu anlaşamayıp üç kola ayrılmıştır.Osmanlıda
aşireti üç oğul’a paylaştırıp bir kısmını
Samsun Tekke köy civarına yerleşmiş ikici kolunu Bünyan’ a bir obası da
Ayvalığa ya(Sarımsaklı plajının oldu yer) yerleşmiştir. Bu üç bölgede de Adları
hala Sarımsaklı olarak geçmektedir.
Sarımsaklı
bir köy iken mecburi iskana tabi tutulan Afşar oymaklarının Osmanlıyla baş
kaldırması ve civar köylere saldırması sonucu mal ve can güvenliği
kalmayan Alimpınarı, Eğset, Bahroğlu, Karaağız,
Boyalı, Susuzca, Karaziraat, Öreniçi, Suluören, Elönü Höyüklü, Tandırlı,
Karabaşören, Fakılar, Kayapınar, Mansır, Sarıkaya, Çorbacıyeri, Çalapverdi, İsriil,
Koyunağılı, Poşana, Ağcağıl, Başınyayla, Zibaba, Örtüören, Karakışla, Akmezgit,
Mahzenin ören, Topuklu, Kutuören bibi köy ve mezralardan insanlar, Osmanlının emriyle
boşaltılarak can ve mal güvenliği için
Bünyan’ a yerleştirilmiştir. Nüfusu aniden çoğalan Bünyan 1878 tarihinde
Bünyan-ı Hamit (Hamidiye) adıyla ilçe olmuş Bürüngüz’ de Bünyan’ a
bağlanmıştır. Dolayısıyla Bürüngüz de tutulan evraklarda Bünyan’ a gönderilmiş
evraklarla birlikte Bürüngüz de ikamet eden evrak sorumluları ve
yöneticilerde Bünyan’ a yerleşmişlerdir.
1878 tarihinden itibaren Koramaz bölgesi Bünyan’ dan idare edilmeye
başlanılmıştır.
Bürüngüz girilmesinin bile izne tabi olduğu
İstanbul’ a (Payitahta) yıllarca insan göndermiş. Birçok Devlet adamı
yetiştirmiştir. 400 yıl boyunca Sarayda her zaman üst düzeyde temsilcileri
olmuştur. Bunların başında Padişah
III.Ahmet’in veziri Hacı İbrahim Paşa Kütahya Mutasarrıfı(kaymakamı)
Osman Bey, Nazilli Kaymakamı Lütfullah Efendi, Divaniye Mutasarrıfı Şaban Bey,
Bağdat Divan Efendisi Osman Seyfi Bey, Urfa Mutasarrıfı Behçet Bey, Kayseri
Mutasarrıfı Celaleddin Bey, Sakız Adası Mutasarrıfı Muhasıl Ağa, Mabeyn
(padişahlık makamı) Başkatibi İbrahim Efendi, Abdülhamit devrinin su nazırı Kel
Ömer Paşa, onun oğlu Mekatı umumiye nazırı Rıza Paşa gibi birçok isim
gelmektedir. Daniş Alibey soyu Hanedana mensup olduğu için yılarca Padişahların
mührü bu aileye mensup insanlar tarafından korunmuş ve aileden birçok mühürdar
çıkmıştır.
Cumhuriyet
döneminde de Osmanlı dönemindeki benzer özellikleri devam etmiştir. Cumhuriyet
döneminde Behçet Kemal Çağlar, Atıf Hacıpaşaoğlu, Mehmet Göker, Servet
Hacıpaşaoğlu ve son dönemde de Hasan Basri Üstünbaş olmak üzere beş milletvekili
çıkaran Bürüngüz çok değerli insanlarda yetiştirmiştir. Bunların başında Hasan
Hilmi Öztoprak(1870-1956)hoca gelmektedir. Fatih medresesi mezunudur ilim ve
irfanından herkes istifa etmiştir. İsmail Göker(Goca Muallim)Zamantı
Afşarlarının kethüdası Recepli
Afşarlarından Topal Ahmet’in torunudur Pembe hanımla evlenmiştir. 1946
yılında emekli olana kadar Bürüngüz’ deki herkesin öğretmenliğini yapmıştır. Oğlu
Menduh Göker hava kuvvetlerinde
generallik aynı zamanda askeri hakimlik yapmıştır. Diğer oğlu Mehmet Göker
1961-1965 yıllarında millet vekilliği yapmıştır.
Bürüngüz daracık sokaklarıyla Kayseri’ nin
diğer köylerinden oldukça farklıdır. Bu tarihi dokunun Osmanlının bir
eseri olduğu muhakkak ama taşa şekil veren ellerde yıllardır hep bu topraklarda
yetişmiştir. Bürüngüz, tarihin nefeslendiği bir yer, adeta taş ile ahşabın iç
içe girdiği lakin taş ustacılığını bütün haşmetiyle galip geldiği bir yerdir. Bürüngüz Osmanlıya sayısız ustalar yollamış. Kimisi
taş ustası, kimi boyacı, kimi sıvacı, kimisi de nakkaş ve süslemeci halk
arasında yanış bilinse de namları Macar uslar olarak anılmıştır. Osmanlının tüm
saraylarının, kasırlarının ve
köşklerinin camilerinin kalem işini ve nakkaşlığını bu ustalar
yapmıştır.
Dolma
bahçe arşivlerinde Kayserili Macar ustalar olarak kayıtları hala durmaktadır.istandul
civarındaki tüm saray, köşk,kasır ve camilerde onların izi vardır.(Ihlamur
kasrının tüm boya sıva ve kalem işini Bürüngüzlü sanatkarlar
yapmıştır. Osmanlı mali olarak biraz sıkışık olduğu için ustalara Ihlamur
kasrının üzerindeki arazi (Topağacı semti) teklif edilmiştir. Bürüngüzlü
ustalar arazide bir inceleme yapıp buranın tarıma uygun olmadığına karar verip
arsayı almaktan vazgeçmişlerdir.) Kalemkarları aynı zamanda İstanbul’ un lüks
köşklerinin de kalem işini yapmıştır zira
o yıllarda Kayserili Macar ustalara kalem işi yaptırmak ayrıcalıklı
olmak demekti. Bu ustalar uzun yıllar mesleklerini sadece kendi köylülerine
öğretmişler başkaları öğrenmesin diye çalıştıkları yeri mutlaka tahta perdeyle
kapatmışlar çizim şablonlarını ve alçı kalıplarını da kimseye vermemişlerdir. Böylece
adları 2 asra yakın nakkaşçılığın başında gelmiştir.
Sarayda
yetişen son nakkaş ustası Ali Bey dir (Ali bey emmi). Civardaki birçok
köyün camisinin nakkaş işini o
yapmıştır. Bürüngüz camisinde de onun nakışları vardı ama sonradan gelen
ilimden ve sanattan yoksun insanlar bu
nakışları silip yerine boya yaptılar. Dolam bahçe sarayında şu anada bir
tek Ali Bey torunu çalışmaktadır o da
Dolmabahçe sarayında el süslemeci(Dizayner) olarak çalışmakta dede sanatını
devam ettirmektedir.
Bürüngüz
Saray kültürünü kendi kültürüne edepte etmiş nadir beldelerden biridir üzüm
zamanı Cuma eğlencelerine bağlara gitmek
saray adetinden olup Bürüngüz’ de de yıllarca bu adet devam etmiştir 20 yıl öncesine kadar belde halkı Cuma günü en
güzel kıyafetlerini giyen bağlara gider buralarda akşama kadar şenlikler
yapardı.
Cariyeliğin kaldırılmasıyla birlikte Bürüngüz
saraydan 5 adet cariyeyi gelin almış bunlardan ikisi Bürüngüz’e yerleşmiş diğer
üçü İstanbul da kalmıştır.
Bürüngüz
çok nüktedan insanlarda çıkarmıştır bunların başında da Mehmet efendi namı değer Yassı Ağa gelmektedir. Yıllarca
İstanbul kültürüyle yoğrulan ve yazılsa kitap olacak fıkra ve nüktelerin sahibi
Yassı ağanın nükteleri Nasrettin hoca ve dünya klasiklerinin üzerinde idi. Yassı Ağa 1943 yılında Bürüngüz de vefat
etmiştir.
Bürüngüz
su ihtiyacını M-1713 yılından beri İvriz dağının bitimindeki İvriz (Soğuk su) den almaktadır.
İvriz yapılmadan önce bu su İvriz dağının eteğindeki kenar bahçelerden çıkıyor bahçelerin
içinden geçip köye ulaşıyordu. Halkta Kozlar altı denilen yerden evlerinin su
ihtiyacını karşılıyordu.
İstanbul’ da
görev yapan padişahın Ser katibi(Baş katip) İbrahim Efendinin annesi Kozlar
altından su getirirken kışın buzdan
ayağı kayması ve ayağının kırması üzerine oğluna sitem dolu bir mektup yazıp
bir eşek alması için para yollamasını ister. Mektubu okuyan katip
buna çok üzülür. O sırada içeriye padişah Sultan Abdül Aziz girince annesinin
mektubunu koynuna saklar. Başkatibini çok üzgün gözü yaşlı gören ve koynuna bir
nağme sakladığını fark eden padişah nağmeyi kendisine vermesini ister. Padişah
durumu öğrenince onu teselli edip mimarlarına suyun da köyün içine yaptırılacak
bir çeşmeden akıtılması emrini verir.
Mimarlar köye gelince önce İvriz
civarından çıkan suyun seviyesini tespit ederler bahçelerden çıkan suyun
yüksekliği köyün girişine su getirmeye elverişli değildir suyun seviyesinin
yükseltilmesi gerekmektedir. Bunun üzerine bir miktar su çıkan ve bugün İvrizin
tandırı olarak adlandırılan yer iyice genişletilir su dışarı kaçmasın diye
etrafı sallarla örülür sonra Çataktan gelen göz den çıkan su bahçelerden
çıktığı için önü setle kesilip üstü yonu taşlarıyla kapatılarak geniş bir
kanalla İvrize bağlanır. Şu anda alt
bahçeden çıkan suyun un önüne de yonudan derince set yapılır oda bir kanalla İvrizin tanırına
bağlanır bahçelerden çıkan suyun önü de tamamen kesilip kanalla İvrizin
tandırına bağlanınca su kanallardan İvrizin
tandırına gelmeye başlar gelen su Doğal olarak ta yükselmeye de başlar suya
yaklaşık 6- 7 metre yükseklik kazandıran mimarlar bugünkü büyük harmanlar
dediğimiz yoldan önce Pöyreğe (su yolu-pınar) sonrada köye hem içme suyu hem de
bağ bahçeyi sulama suyu getirirler.
Bugün bu su oldukça azalmıştır. Kimseye
sormadan bilinçsizce yapılan su arama çalışmaları sırasında vurulan sondajlar(Çatak
gözü) ve yıllarca hafların bulunduğu gölgeye yaklaşık yarım metre toprak
dolması ağır kamyon ve dozerlerin
geçmesi sonucu bahçelerden gelen kanallar kırılmış suda ,İvrizin tandırına ulaşamaz
olmuş. Bunun sonucu olarak ta 5000 yıldır aktığı yerden bahçelerden çıkmaya
devam etmektedir. Bununla da yetinmeyen ve kimseye sorma ya gerek görmeyen
yöneticiler 300 yıllık Osmanlı mirası
İvrizin içini betebeyle üzerini de tel kafeslerle örerek 300 yıllık tarihi eseri
katletmişler yanında bulunan ve üzerinde son dönem dinozor çağına ait ayak izi
bulunan kayayı ve o bölgeyi de üzerine beton atarak çocuk parkı
yapmışlardır.
Suyun köye
ulaşmasıyla bu suyun aktığı ilk çeşme bugün çeşme başı denilen yere yapılmıştır
ve adı da Yazıcı çeşmesi olarak geçmektedir. Çeşme
(H-1129
M-1713) tarihinde Osmanlı Padişahlarından
Sultan Abdül Aziz tarafından yaptırılmıştır. Üç tarafı kemerli, kubbeli bir
yapıya sahiptir.
Şu
anda Çeşme başında bulunan ve Yazıcı çeşmesi olarak adlandırılan bu
çeşme daha önce yaklaşık 4 metre kadar sağ tarafta yani yolun ortasındaydı
yanından ancak bir kağnı geçebiliyordu ve buradan Göçeliye inen bir yol vardı. 1934 yılında köy muhtarlığı ve ihtiyar heyetinin ortak
kararıyla araçların rahat geçmesi ve yolun genişletilmesi amacıyla çeşme sökülerek ve yenilenerek aynı mimari tarzı
bozulmadan şuandaki yerine yapılmış
orijinal kitabesi üzerine konulmuştur.Duvarın dış yüzündeki süslü kitabe
hava şartlarından bozulmuştur. Ancak tarih olarak H1129 (M-1713) tarihi okunabilmektedir cumhuriyet
sonrası su şebekesinin yapılmasıyla birlikte köyün birçok yerine çeşmeler
yapılmıştır.
Cumhuriyet sonrası belde olana kadar Bürüngüz de dokuz muhtar
görev yapmıştır bunlar
1-Haşim Hoca(Kaynar)
2-Hacı Seyit Kaynar
3-Osman Güven (Koca Osman)
4-Osman Akyıldız
6- Mehmet Ercömert
5-Ali Öztoprak
7-Sadettin Hacıpaşaoğlu
8-Nuh Çelik
9-Mahmut Peker
Birçok
alanda farklı kültürlerde insan yetiştiren Bürüngüz, Osmanlı’ya devlet adamı,
asker,zanaat kart yetiştirmekle kalmamış çok değerli şair ve yazarlar
yetiştirmiştir.
“Yalınayak basardım
yaz-kış toprağa
Odun toplamaya giderdim
dağa
Ata üzengisiz binmekti derdim
Bazlamaya çaman sürer yerdim de yerdim”
diyerek Bürüngüz e özlemini anlatan ünlü şair Behçet Kemel Çağlar
“Mevlüdüm Kayseri bedeni dehli
Ata-yı
ecdadım Bürüngüz şehri
Diyarı gurbette çok çektim kahrı
Eyvah bilemedim dostu düşmanı” Diyen Aşık Müdami
“Ka’bet-ül uşşak based in makam
Herki nakıs amed inca şüd tamam
Seyfiya tarih-i tamdır söyledim itmamına
Oldu ihya iş bu dergah-ı bulend eyvan ışk” dizelerinin sahibi Hacı Bekir Paşanın oğlu
Bağdat vilayeti Divan efendisi Osman Seyfi bey(_ 1847)
“Süzme çeşmin gelmesün müjgan müjgan
üstüne
Urma zahm-ı sineme peykan peykan
üstüne
Yaradan mechur iken düştük diyar-ı
gurbete
Dehr gösterdi bize hicran hicran
üstüne” dizelerinin sahibi Divan şairi
Abdüllatif efendi(1800-1877)
“Yarim
İstanbul’u mesken mi tuttun
Gördün güzelleri beni unuttun
Yarim sen gideli yedi yıl oldu
Diktiğin fidanlar meyvaya
geldi” diyerek komşusu Lütfiye hanımın
ağzından Lütfiye hanım gurbete giden kocası Salih Başgöl için yazdığı şiirle
tanınan ve bir çok şiir yazan Naciye Sönmez Bürüngüzün yetiştirdiği
şairlerdendir
Bürüngüzlüler cumhuriyet sonrası
ticaret yaşamına da damgasını vurmuştur.
Türkiyenin en büyük cam tüccarı
ve ithalatçıları Refik ve Mehmet
Bürüngüzdür.
Hayırseverlikleriyle ünlü bu aile Kayserinin
meydanındaki Bürüngüz Camiini yaptırmışlardır.Yıllarca başta kendi köyleri
olmak üzere tüm civar köy ve kasabalarda yaşayan fakir ailelere yardımcı
olmuş,başta İstanbul olmak üzere bir çok şehirde hayır kurumları kurarak bir
çok öğrenci okutmuşlardır. Cıngıllı oğulları da Bürüngüz den kız almıştır.
Bürüngüzlülerin
inşaatla özdeşleşen yaşamları cumhuriyet sonrası da devam etmiştir.Türkiyenin
en büyük üniversitelerini,en büyük hastanelerini,en büyük kışlalarını,birçok
devlet binasını Bürüngüzlü müteahhitler yapmışlardır.
Bürüngüz
devlet yönetici, devlet adamı,profesör,doktor,mühendis,mimar.avukat yetiştirme geleneğini hala devam
ettirmektedir.Türkiye’nin birçok iline dağılan ve yaklaşık 1200 hanesini büyük
şehirlere gönderen Bürüngüzlüler ağırlıklı olarak İstanbul da
Beşiktaş,Üsküdar,ve Ümraniye de oturmaktadırlar.Ankara, Adana, Alanya, Antalya, ve Samsun da da toplu olarak ikamet eden aileler çocuklarını
üniversitede okutmak için büyük gayret içindedir her aileden en az bir iki kişi
üniversitede okumakta olup 800 yüz yıllık Bürüngüz kültürü yaşatmaya
çalışmaktadırlar.
1999
yılında merkezi Beşiktaş ta olan Büyük Bürüngüzlüler sosyal yardımlaşma
Derneğinini kuran Büyük Bürüngüzlüler
sosyal aktivelerini bu dernek
merkezinden yürütmektedirler.
Yaptığım
araştırmalarda bizim bildiğimiz tanıdığımız Bürüngüzlülerin dışında bizlerin
tanımadığı bir bu kadar daha Bürüngüzlünün var olduğudur.Atayı ecdatları
Bürüngüzlü olan ama kendileri yurdun hatta yurtdışının çeşitli yerlerinde
yaşayan sadece atalarının Bürüngüzden geldiğini bilen yada büyük dedelerinden
kulak dolgunluğu Bürüngüz isminin bir bölge olduğunu bilen insanlara rastladım.Bu
insanların ataları görevleri yada işleri gereği çeşitli yerlere gitmişler ve
oralarda yerleşip kalmışlardır.
Büyük
Bürüngüz 1999 yılında belde olmuştur.600 yıllık mahalle isimleri birtakım işgüzarlar
tarafından değiştirilmiş, Yavuz ve Fatih adlı
iki mahalleye ayrılmıştır.
İlk belediye başkanı Recep Peker
İkinci
belediye başkanı Sami Bayırbaşıdır.
Atalarımız
mazimiz her zaman merak kaynağımız olmuştur 1800 lü yıllarda ecdadımız nüfus
kayıtları ve sülale isimlerine göre aşağıdadır
KARYE ULU
BÜRÜNGÜZ
1831 YILI
SAYIMINDAKİ KÖY(Erkek) NUFUSU
Etbai:devlet memuru
Deraliye:İstanbul şehri
Karye:köy
Asakiri Mansure:Askeri
okul
Mülazım:Subay
Tevellüt:doğum yılı
Fevt :ölü
1-(İMAM-I KARYE) Kara
sakallı Ali efendi (35) karındaşı çar-abu-hafız Mehmet (18)
2-(MUHTAR-I EVEL-İ
KARYE) SİNAN OĞLU aksakallı Hasan ağa
(70)
3-(MUSTAR-I
SANİ-KARYE) TOPAL DERVİŞ OĞLU kara sakallı hacı Mehmet (35) oğlu Şaban (4)
4-(DERALİYE TİRDAR-I ENDERUN) SAKA
BAŞI OĞLU kara bıyıklı hacı Mehmet (30)
oğlu Mehmet Haşim (1)
5-(İMAM-I SALİSİ
KARYE(müezzin)) Taze sakallı Naim efendi (19)
6-(TÜCCAR) Kara
bıyıklı Abdülkadir (30) oğlu Ahmet (3)
7-Kumral
sakallı uzun Ahmet (40) oğulları : şab Mahmut (15) diğer oğlu Ali (4)
8-(MECZUB)
SAKALLIOĞLU aksakallı Ali efendi (65)
(249 fevt ) damadı kumral bıyıklı Mehmet Raşit (35)üvey oğlu Mahmut (10) Tahir
Ömer (2)
9-Kara
bıyıklı Haşim (35)
10-EMİROĞLU aksakallı Selahattin (70)
oğlu kumral sakallı Osman (30)
11-FETAHNE OĞLU kumral sakallı Mustafa
(33) oğlu Mehmet Salih (4) diğer oğlu Recep (2)
12-GÖTÜRÜM OĞLU aksakallı Ahmet (65) oğlu karabıyıklı İbrahim
(35) diğer oğlu karabıyıklı Mehmet (30) torunu Ahmet (2)
13-ŞAHİN OĞLU kara bıyıklı Mehmet (40)
oğlu Mehmet Ali tevellüt (1247)
14-Aksakallı hacı Abdurrahman (70) (1249
fevt) oğlu Mehmet (8)
15-(DİĞER İMAM-I KARYE) Kır sakallı
Mehmet efendi (50)
16-RÜSTEM OĞLU aksakallı Ali (70) oğlu
kumral bıyıklı Feyzullah (35)
17-(BAKKAL) kara bıyıklı Mehmet Emin
(30) oğulları Hüseyin (8) Ahmet (3)
18-Ak sakallı Derviş Mehmet (70) oğlu
kara bıyıklı Mehmet (21) oğlu Mustafa(1)
19-(Etbai- İzmir de) ARGINCIKLI kara bıyıklı Mustafa (35) oğlu
Osman (10)
20-Kara bıyıklı Süleyman Rauf (35)
21-(KATİP MUHASİB HAREMİN) aksakallı hacı Şakir efendi ;(54) oğlu kara
bıyıklı Mehmet Said (28) diğer oğlu (mülazim-i memuru) kumral bıyıklı Ahmet
(26) diğer oğlu şab Hasan (18) diğer oğlu şab Süleyman (16) (meczub) diğer oğlu
Ali (2)
22-SİNAN OĞLU kumral bıyıklı Osman(38)
23-(ETBAİ-DERALİYEDE) EVLİYAOĞLU
kırbıyıklı Mehmet Emin (60) (247 fevt) oğlu ter bıyıklı Mehmet (20) diğer oğlu
İsmail (10) diğer oğlu Mehmet (4)
24-(BERBER) kara sakallı topal Ömer
(35) oğlu şab Mehmet 13) diğer oğlu Mehmet said (2)
25-Ak sakallı sarı Hüseyin (70) oğlu
Ahmet (8) diğer oğlu Mehmet (5) diğer oğlu Abdullah (2)
26-RAHİME OĞLU kırsakallı Mehmet
(50) oğlu Mehmet (5) diğer oğlu Süleyman (3)
27-ELAVRAT DAMADI kara sakallı Mustafa
(40)
28-(DERALİYEDE) Mehmet oğlu kır sakallı
Hasan (55) oğlu kara bıyıklı Mehmet Battal (35) diğer oğlu ter bıyıklı Mehmet
(25) diğer oğlu Mustafa (8) torunu
Recep(3)
29-SARININ OĞLU aksakallı Mehmet (60)
oğlu şab Ali (14) diğer oğlu Osman (10)
30-BEY OĞLU ak sakallı topal Mehmet
(75) oğlu kara sakallı ama Ali(30) (fevt 247) torunları Mehmet (14) diğeri Ali
(3)
31-Kara bıyıklı Ahmet (35) oğlu Mehmet
(7)
32-Kör Ömer oğlu Ali (7)
33-KARNI YARIK kır sakallı Mustafa (60)
(247 fevt) oğlu ter bıyıklı Mustafa (20) diğer oğlu Osman (2) torunu Mustafa
(tevellut 1247)
34 AKKIZ torunu kumral bıyıklı Ömer
(45) oğlu şab Ahmet (15) (asakiri mansurede ) diğer oğlu Hüseyin (13) diğer
oğlu şab Mustafa (11)
35-ŞABAN BEY OĞLU kır sakallı Mustafa (45)
oğlu Şaban (5) diğer oğlu Mehmet (247
tevellüt)
36-(ETBAİ DERALİYEDE) MEHMET EFENDİ
OĞLU kara bıyıklı Çerkez Mehmet (25)
karındaşı-(ETBAİ DERALİYEDE) karabıyıklı
Hasan (23) (247 fevt)
37-(ETBAİ DERALİYEDE) DİZDAR OĞLU ak
sakallı Osman ağa (70) oğlu şab Ali (15) diğer oğlu Mehmet (10)
38-KURT ALİ torunu kumralbıyıklı İbrahim
(38) oğlu Mehmet (4) yeğeni Abdülhamit 3
39-EVLİYA TORUNU Ahmet (5) karındaşı
Abdülhamit (3)
40-MERCAN OSMAN OĞLU şab Mehmet (11)
41-SARININ OĞLU kara sakallı İbrahim
(50) oğlu Duran (10) diğer oğlu Mehmet (5)
42-ŞAĞI ZADE yeğeni kara sakallı Mehmet
(40) oğlu kara bıyıklı Mahmut (24) diğer oğlu (asakiri mansurede) ter bıyıklı Süleyman (16) diğer
oğlu Mustafa (5)
43-KIR SAKALLI MEHMET SALİH (50) Oğlu şab Mehmet (15) diğer oğlu Hasan (10)
44-Kara bıyıklı çukadar Mehmet (40)
45-Kara sakallı çolak Ali (40) üvey
oğlu Hasan (9)
46- Hacı Hasan Ağa Oğlu, Kara Sakallı
Mehmet Salih (50) oğlu Şab Mehmet (15) diğer oğlu Numan (7) diğer oğlu Hasan
(1) diğeri Salih (tevellüd- 1249)
47- (Nakkaş) ÇAVUŞ OĞLU kır sakallı
Hacı Ali (50) oğulları : ter bıyıklı Mustafa (17) diğer İsmail (9) diğeri
Mahmut (2)
48- Derviş Oğlu Kır sakallı Mehmet Efendi (59) oğlu Kara bıyıklı Mehmet
Tahir (5) diğer oğlu Abdullatif (22)
49- ALİ BABA OĞLU Şab İsmail (15)
50- Mustafa Ağa Oğlu Kumral bıyıklı
Mahmut (22) karındaşı Mehmet (7)
oğlu
Mustafa (1)
51- (Nakkaş) Uşaki Oğlu kara bıyıklı
Mustafa
52- BİLAL OĞLU ak sakallı yek – Çeşm Ebubekir (70) oğlu
kumral bıyıklı
Mehmet (30) Mehmet’in oğlu şab Mehmet Emin
(11) diğer oğlu Abdi (5)
53- BERBER OĞLU kumral bıyıklı Hüseyin
(35) oğlu Osman (5)
54- ÇAVUŞ OĞLU ter bıyıklı Yusuf (22)
karındaşları İbrahim (6) diğeri İsmail (7)
55-BERBER OĞLU ,kumral bıyıklı Mehmet
(40), Oğulları İsmail (10) İbrahim (4) Mehmet (1)
56- (Halebde) Mütevelli Torunu kara
bıyıklı Hacı Ali (30)
57- Süleyman Ağa Oğlu kır bıyıklı
Mehmet (45)
58- HACI ABDİ OĞULLARI Seyit Mehmet (1)
karındaşı Seyit Abdullah (3)
59- SARININ OĞLU kır sakallı İbrahim
(50) oğlu şab İbrahim (12) diğer oğlu
Mehmet (3)
60-(ETBAİ) MARAŞLI OĞLU kara bıyıklı Mehmet (40) oğlu şab Halil (14)
diğer oğlu Numan (8)
61-(ÇERÇİ) kumral bıyıklı hacı Yakup
(30) oğlu İsmail (1) karındaşı ter bıyıklı Abdülhamit (20)diğer karındaşı çar
Ebu Mehmet (17) (asakiri mansurede)
62-(RUMELİDE) ÖMER BEY OĞLU kumral
bıyıklı Ahmet (45) (249 fevt) oğlu Ömer (7)
63-HACI BEKİR OĞLU kara bıyıklı Hamit
(45) oğlu Mehmet (2) karındaşı kara bıyıklı Ebubekir (35)Ebubekir’ in oğlu
Ahmet (5)
64-Kara bıyıklı hacı Hasan (40)
(Halepte)
65-ÇATAK OĞLU kır sakallı Mustafa (55)
66-SARMISAKLI kumral sakallı İbrahim
(50)
67-HACI ÖMER OĞLU kır sakallı Hüseyin
(52) oğlu Mehmet (2)
68-HACI HASAN OĞLU kır sakallı Mehmet (52)
oğlu kara bıyıklı Hasan (25) diğer oğlu kumral bıyıklı Mustafa (2)(Asakiri
Mansurede ) torunu Mehmet Emin (2)
69-HACI MAHMUT OĞLU kır sakallı Ali
efendi (57) oğlu kara bıyıklı Osman (25)
70-OSMAN EFENDİ OĞLU kara bıyıklı
Mustafa Seyit (35) oğlu Mehmet Emin (7) diğer oğlu Mehmet Salim (32)
71-(YAKUB OĞLU) kır sakallı Ali (60)
oğlu kara sakallı Osman (30) diğer oğlu terli kara bıyıklı Ali(19) ( Asakiri
mansurede ) diğer oğlu ter bıyıklı Mustafa ( 18 )
72-MEMİŞ AĞA OĞLU aksakallı hacı
Hüseyin ( 70) ( ali1)
73-EMİR OĞLU ak sakallı Mehmet (65)
oğlu kumral sakallı Süleyman (30)
74-ALİ BABA oğlu ak sakallı Hasan (60)
oğlu Süleyman (7)
75-GENÇ ALİ OĞLU kumral sakallı Mehmet
Emin (45)
76-ABDİ OĞLU kumral bıyıklı Mehmet (35)
oğlu Mehmet Nazif (tevellut 1249)
77-ÖMER KEŞ OĞLU kır sakallı Ali (50)
oğlu ter bıyıklı Hasan (19 diğer oğlu Mustafa2
78-SİNAN OĞLU kara bıyıklı hacı Mehmet
(30) oğlu Abdi (1)
79-(TALİM-İ SÜBYAN)( İlk okul öğretmeni) HACI
MEHMET TORUNU kır sakallı Hüseyin efendi(60) oğlu Mehmet (6) üvet oğlu kara bıyıklı Ahmet (25)
80-OSMAN AĞA OĞLU kumral bıyıklı Mehmet
Said (32) oğlu İbrahim Ethem (8) diğer oğlu Mehmet (7)
81-BOZOKLU aksakallı Osman (60) oğlu
kara bıyıklı İsmail (25) diğer oğlu Ahmet (1)
82-(BAKKAL) MEHMET OĞLU kır sakallı
Mehmet(46) oğlu Ali (10) diğer oğlu Hasan (3) karındaşı ter bıyıklı Mehmet (19)
83-HACI ALİ OĞLU kara sakallı hacı
Mehmet (40) oğlu Ali (10) diğer oğlu Hasan (3) karındaşı ter bıyıklı Mehmet (
19)
84-(MÜEZZİN-İ KARYE) kır sakallı Mehmet
efendi (50)
85-(GİRİTTE ) MUSTAFA BEY OĞLU kumral bıyıklı Ali (50) (247 fevt ) gulamı
rupalı kumral sakallı Mehmet (50)
86-(KIBRIS’DA) DERVİŞ AĞA OĞLU kumral
bıyıklı Mehmet Sadık (40) (246 fevt) oğlu ter bıyıklı Mehmet (18) diğer oğlu
Derviş Mehmet (5)
87-(EBAİ-DERALİYEDE) KÖSE OĞLU kara
bıyıklı hacı Mehmet Emin (40) oğlu Mehmet (2)
88-ŞABAN BEY OĞLU KUMRAL BIYIKLI
SÜLEYMAN (30) OĞLU AHMET (1)
89-BAL HALİL OĞLU kara sakallı Seyit
Mustafa (30) karındaşları şab Mehmet (12)
Ahmet (31) üvey oğlu Mehmet (5) ve topal İbrahim (2)
90-İSMAİL AĞA OĞLU kumral bıyıklı
Derviş Ahmet (25) (asakiri mensurede) karındaşı ter bıyıklı topal Hasan (20)
diğer karındaşı kumral bıyıklı Alibaz (30) (Rumelide)
91-TOPAL HÜSEYİN OĞLU kır sakallı Ali
(60) oğlu şab Ali Haydar ( 12)
92-(HANEDAN) HACI ÖMER BEY ZADE kır
sakallı İbrahim efendi (50) oğlu kumral bıyıklı Seyit Ömer efendi (35) (katip)
diğer oğlu (katib-deraliyede) kır bıyıklı İsmail efendi (32) diğer oğlu kara
bıyıklı Mehmet (27) (malub-el Akil) diğer oğlu şab Ahmet Raşit (12)
Ömer
efendinin İbrahim nam oğlu (tevellüt 1246) (fevt-şüd)
93-(ETBAİ-DERALİYEDE) HAFIZ EFENDİ OĞLU
kara bıyıklı Ahmet (30) karındaşı kara bıyıklı Ali(35)
94-Kır sakallı Ali Gülam (70)
95-(AMELE) ALİ BEY OĞLU kara sakallı
Mehmet Haşim (40) yeğeni Alibaz (10)
96-FETAHNE OĞLU kara sakallı Mehmet
(50) oğlu kara bıyıklı Yusuf (20) diğer oğlu Mustafa (6) diğer oğlu Hasan (3)
97-TAHİR BEY OĞLU kır sakallı Ali (55)
oğlu kumral bıyıklı Mehmet Emin (24) oğlu Ali (4) diğer oğlu Tahir (2) tevellüd
eden oğlu Mehmet (1247)
98-(ERBAİ) Kır sakallı Abdulkadir (70)
oğlu kumral bıyıklı Mustafa (40) oğlu Mehmet (2)
99-HACI İBRAHİM OĞLU aksakallı Hüseyin
(65) oğlu kumral bıyıklı İbrahim (30) diğer oğlu şab Mustafa (15)
100-(BERBER) Kır sakallı Mehmet (50)
101-(NAKKAŞ) KUBAR OĞLU kumral bıyıklı
İsmail (40)
102-YAKUB OĞLU Aksakallı hacı Ahmet (60)oğlu
Ahmet (10) diğer oğlu İbrahimHalil 2
103-(ETBAİ) ŞİŞMAN ÖMER OĞLU kumral
bıyıklı Derviş (45) oğlu Mehmet Emin(2)
104-EMİR HASAN OĞLU Kumral sakallı
Mustafa (40)
105-AHMET AĞA OĞLU ak sakallı Mehmet
(80) (249 fevt)
106-Kara bıyıklı Mahmut (45) karındaşı
kara bıyıklı Mehmet Şakir (25) tevellüd eden oğlu İbrahim (1246) diğer
karındaşı kara bıyıklı Mehmet (asakiri mansurede) Mahmut’un Mahmut nam oğlu
(1249 tevellüd.
107-(SIVACI) Kara bıyıklı Hüseyin (40)
yeğeni Osman (4)
108-Kır kara sakallı sert Mahmut (55) oğlu Mehmet (5)
109-HACI ÖMER OĞLU çar Ebu Mehmet (18)
110-Aksakallı Ömer keş (80) oğlu kumral
bıyıklı Hüseyin ( 40) diğer oğlu kara bıyıklı Mehmet (3) torunları Ahmet (3)
İbrahim Halil(6)
111-MUSTAFA EFENDİ OĞLU Aksakallı hacı
Ahmet(65) oğlu kara bıyıklı Mehmet (25) torunu Mehmet (8) diğer torunu Mustafa
(1) diğeri Ahmet (5) (tevellüd 1247)
112-(KATİP) ÇERKES EFENDİ OĞLU Aksakallı
İbrahim efendi(75)
113-Kara sakallı cüce Mustafa (40) 247 fevt
114-MURAT MUSTAFANIN OĞLU İbrahim (3)
115-HACI İSMAİL OĞLU Mustafa (4)
karındaşı Ahmet (3) babalığı ter bıyıklı Mustafa (30) oğlu Mustafa tevellüt
(247)
116-Kumral bıyıklı Osman (30) karındaşı
ter bıyıklı Hasan (20)
117-ŞABAN OĞLU kır sakallı Ahmet (50)
oğlu şab Ahmet (15)
118-Aksakallı hacı Mustafa (80) (247
fevt) oğlu kumral bıyıklı Mustafa (35)
diğeri kumral bıyıklı Hüseyin (25) diğer oğlu Yusuf (4)
Mustafa’nın
oğulları Abdullah (5) Ahmet (4) diğeri
Ali(2)
119-OHLAZ OĞLU Kumral bıyıklı Ömer (30)
oğlu Mehmet (5)
120-OHLAZ OĞLU Kumral,bıyıklı Derviş
Mehmet(30) oğlu Hüseyin (8) diğeri Mustafa 6
121-Kara bıyıklı Mustafa (25)
122-Kara sakallı kara Mustafa (60) oğlu
kara bıyıklı Ali(30) diğeri ter bıyıklı Hasan (20) Ali’ nin oğlu Mustafa
(tevellüd 1249)
123-POSR OĞLU Aksakallı Ömer (70) oğlu
kara bıyıklı Ömer (30) ( etbai deraliyede)
124-(TÜCCAR) HACI MUSTAFA OĞLU Kumral
bıyıklı Ahmet (45) hizmetkarı kumral bıyıklı topal Ömer (25)
125-(MECZUB) BALTACI OĞLU kumral bıyıklı
Tahir Ömer (40) oğlu Ali (2) diğeri Mehmet ( tevellüt 247)
126-ALİ BABA OĞLU Kır sakallı Mahmut
(70) oğlu kumral bıyıklı Mehmet emin (30)
127-KÖSE OĞLU çar Ebu Şaban (20) Sayit
Mehmet nam oğlu (tevellüd 1249)
128-OSMAN AĞA OĞLU kır sakallı Ali (40)
Mehmet Said nam oğlu (tevellüd 249 )
129-AHMET LALA OĞLU ak sakallı Ali (80)
oğlu kumral sakallı Hüseyin (45) diğer oğlu kumral bıyıklı Mehmet (30) üvey
oğlu ter bıyıklı Mehmet (18)
130-OSMAN AĞA OĞLU kumral bıyıklı Mehmet
Emin (40) oğlu Hasan (6) diğer oğlu Osman (1)
131-Aksakallı çoban Mehmet (80) oğlu
kara sakallı Mehmet (35) oğlu Mustafa (15) diğeri şab Ali(13) diğer oğlu Mehmet
(1) üvey oğlu Ali (9)
132-(NAKKAŞ DERALİYEDE) VELDE OĞLU kır
sakallı hacı Ali (60) oğlu kumral bıyıklı Hüseyin(30)
133-KÖSE OĞLU Kumral bıyıklı Osman (45)
oğlu şab İbrahim (12) diğeri Mehmet (10)
134-Aksakallı hacı İbrahim efendi (75)
(1246 fevt) oğlu kara bıyıklı Osman (25)
(şam’da) torunu Mehmet (10)
135-AHMET LALA OĞLU Kara sakallı Ahmet
(45) oğlu şab İsmail (12) diğer oğlu Mehmet (10) diğer oğlu Ahmet (tevellüd 249)
136-YILDIZ HASAN OĞLU Kumral bıyıklı
Ahmet (35)
137-ÇOBAN OSMAN TORUNU Ter bıyıklı Osman
(20)
138-(DERALİYEDE) POSTALLIOĞLU kırbıyıklı
hacı Halil (60) oğlu ter bıyıklı Mehmet (35) diğer oğlu Hayrullah (15) diğer
oğlu Ahmet İzzet (8) Hayrullah’ın tevellüd eden oğlu Osman (1247)
139-AHMET LALA OĞLU Kara bıyıklı Halil
İbrahim (30)
140-DELİ İBRAHİM OĞLU torunu kumral
bıyıklı Ahmet (30) oğlu Mehmet Salih (2) karındaşı kara bıyıklı İbrahim (25) (
sıvacı deraliyede) diğer karındaşı kumral bıyıklı Mehmet (40)
141-ESKİ MEHMET OĞLU kumral bıyıklı hacı
Mustafa (45) (247 fevt) oğlu Mustafa (6)
142-KIR SAKALLI KIRTOZ Ahmet (65)
143-Kumral bıyıklı Hüseyin (35) oğulları
Mehmet (4) diğeri Ahmet (3)
144-İSA OĞLU Kara bıyıklı Mehmet (25)
karındaşları topal Mustafa (20) diğeri şab Asım (12)
145-Aksakallı ama Ahmet (80)
146-HOŞAFCI OĞLU Kara bıyıklı Ali (25)
karındaşı ter bıyıklı Ahmet (17)
147-CİNLİ OĞLU Aksakallı Mehmet
Hüseyin(80) oğlu kumral bıyıklı Asım
(35) diğer oğlu Hüseyin (4) hafidi şab
Musa (13)
148-(ETBAİ) Kara bıyıklı Mustafa (35)1
247 fevt
149-HOCAOĞLU Kumral bıyıklı Ebubekir (35)oğlu İbrahim (6)
yeğeni şab Cafer (12)
150-BATTAL OĞLU Kara bıyıklı ALİBAZ (20)
oğlu Ali (1247 tevellüd.)
151-Aksakallı ÖNGÜ İbrahim (60)
152-İDRİS OĞLU kumral sakallı İbrahim (40) oğlu şab İdris(11) diğer oğlu
Mehmet (1)
153-(SIVACIBAŞI DERALİYEDE) HACI ÖMER
OĞLU kır sakallı uzun hacı Süleyma (35)
154-MURATOĞLU Aksakallı hacı Mehmet (80)
155-MÜTEVELLİOĞLU Kumral bıyıklı İbrahim
(20) karındaşı Mehmet (6)
156-MURATOĞLU Kırbıyıklı Mahmut (40)
Mahmut nam oğlu (tevellüt 249 )
157-(MÜEZZİN-İ KARYE) Ter bıyıklı
Abdurrahman efendi (20)
158-BOZOKLU Aksakallı Memiş (70) oğlu şab
Abdullah (15)
159-İBİŞ OĞLU Aksakallı Mehmet (75) oğlu
kırbıyıklı Ali(32)
160-Aksakallı ama Ahmet (80) torunu
Hüseyin(10)
161-HACI AHMET OĞLU şab Mehmet (12)
162-HALİL OĞLU Kır sakallı Mahmut (70)
oğlu kumral bıyıklı Mehmet (25) diğeri Mahmut (10) Mehmed’ in oğlu Mehmet (3) karındaşı
oğlu ter bıyıklı Osman (20) diğeri şab İbrahim (15)
163-EMİR ALİ OĞLU Kır sakallı Mehmet (50)
164-HOCA OĞLU Kara sakallı Ahmet (30)
oğlu Mustafa (2)
165-KURDOĞLU Aksakallı Hüseyin (80)
166-Kumral sakallı kara Hasan (35) oğlu
İbrahim (3)
167-HACI ŞEYH OĞLU Kumral bıyıklı Mustafa (30)
168-SALİH EFENDİ OĞLU Kumral bıyıklı Ahmet
(30) oğlu Mehmet (4)
169-(NAKKAŞ) NURİ OĞLU Ter bıyıklı
Mustafa (20)
170-Aksakallı Şakir Hüseyin (70)oğlu
Mehmet (6) üvey oğlu şab Mehmet (15)
171-(Adana’da) kara sakallı Yek-çeşm Ömer
(40) oğlu Mehmet (4)
172-(ETBAİ DERALİYEDE) KÖPRÜLÜ OĞLU ter
bıyıklı Ali (20)
173-GÜRCİ OĞLU Kumral bıyıklı İsmail (30)
oğlu Recep (2) diğer Hasan (1247 tevellüd)
174-DELİ OSMAN TORUNU kumral bıyıklı
Osman (25)
175-CİNLİ OĞLU kara sakallı Mustafa (30)
176-HACI CAFEROĞLU Kara bıyıklı Mehmet
(25)oğlu Ali(1247 tevellüd)
177-GÖKÇE OĞLU Kır sakallı Musa (55)
yeğenleri ter bıyıklı Osman (18) diğeri şab Süleyman (16)
178-Kara bıyıklı Mahmut (35) oğlu Mehmet
(6)
179-İDRİS OĞLU Kır sakallı Seyit Ahmet
(50) oğlu Seyit Mehmet (10)
Not: yukarıdaki nüfus bilgileri
Erciyes üniversitesi öğretim görevlisi Hüseyin CÖMER’ in XIV.Yüzyıl Başlarında Kayseri adlı kitabından
alınmıştır.
KAYSERİ
TEMETTUAT DEFTERİ KAYITLARINA GÖRE
1834 tarihli vergi
kayıtlarına göre ulu Bürüngüzün bağı
bahçesi tarlası ve cehriliği olan vergi mükellefleri
Daniş ali bey camii şerif mahallesi ( hane sayısı 62)
Hacı paşa ağa zade Ömer efendi
Kardeşi Lütfullah efendi
Kardeşi Seyit Mehmet Emin(meczup)
Kardeşi Ahmet Raşit
Şabanbeyzade Mustafa bey
Hafız efendi torunu Ali efendi (köy imamı)
Kardeşi Ahmet
Tabbar beyzade ali ağa
Ali lala
Abdulkadir(dilsiz)
Hacı Alibazoğlu
Yeğeni Alibaz
Hüseyin efendi
Fetahne oğlu Mehmet
Berber Mehmet
Kubatoğlu İshak
Sinan oğlu Hasan ağa
Şişman oğlu derviş Ahmet
Salih oğlu Hacı Hasan
Demirayak Mustafa
Hacı Ömer oğlu Mehmet
Çoban Hüseyin
Fetahne oğlu Mustafa
Selehattin
Yan Ahmet
Sert Mahmut
Yakup oğlu hacı Ahmet
Sakallı damadı Raşit
Kanberli Ahmet
Bozbey oğlu Mahmut
Kardeşi Ahmet Şakir
Kardeşi Mehmet
Tabanlı Hüseyin
Yeğeni Osman
Hacı Ahmet Efendi
Çerkez Efendizâde İbrahim Efendi
Murat oğlu Mustafa
Kara Mustafa
Çoban Osman oğlu Ali
Kör Ömer
Hacı Şakir Efendi
Raif Efendizâde Süleyman
Altun oğlu Kara Mehmet
Rüstemoğlu Ali
Oğlu Feyzullah
Hacı Abdurrahmanoğlu Mehmet Zarif
Argıncıklı Mustafaoğlu Osman
Bakkal Emin
Rüstem oğlu Ahmet Efendi
Mehmet Kavas
Kötürüm oğlu Ahmet
Hacı Mustafa oğlu Mehmet Haşim
Süleyman efendi zâde Naim
Saka başı zâde Mehmet Ağa
Hüseyin Hoca
Sinan oğlu Hacı Mehmet
Vezir oğlu Mehmet
Çavuş oğlu Yusuf
Kardeşi İbrahim
Kardeşi İsmail
Abdi oğlu Mehmet
Çavuş oğlu Mehmet
Mütevelli ağa mescidi mahallesi (hane sayısı 62)
Hacı Ali ağa zade Mehmet efendi(1. muhtar)
Maraşlı oğlu Mehmet ağa
Hacı Yakup
Sadık oğlu seyit Mehmet
Kardeşi Devri Mehmet
Hacı Ömer’in torunu Ömer
Deli Hamit
Müezzin Mehmet efendi
Hacı Bekir torunu Mehmet
Abdül Hamit efendi
Hacı Emin ağa
Şaban zade Süleyman bey
Emir oğlu Mustafa
Kardeşi Mehmet
Kardeşi Ahmet
Cıdık oğlu Mustafa
Sinan zade Osman ağa
Ali dayı
İsmail Ağa oğlu Derviş Ahmet
Kardeşi Alibaz Kardeşi Hasan(topal)
Mütevelli torunu Hacı Ali
Çerkez Mehmet
Dizdar zade Osman ağa
Berber Ömer
Kurt ali oğlu İbrahim
Sarı Hüseyin
battal Hüseyin
Rahme oğlu Mehmet
Al avrat damadı Mustafa
Evli oğlu Ahmet
Mercan oğlu seyit Mehmet
Hoşafçı Hasan ağa(2.muhtar)
Mertek oğlu İbrahim
Mertek oğlu Mehmet
Talaslı hacı Mehmet
Kör hacı Ali
Deli küçüklü oğlu Salih
İdris oğlu Ahmet
Deli Osman torunu Osman
Gürcü oğlu İsmail
Mahmut gavas oğlu Mehmet
Veysel Ağazade Ali efendi
Ali efendi(imam)
Kardeşi Hafız Mehmet
Gökçe oğlu Musa
Gökçe torunu Osman
Kardeşi Süleyman
Süleyman torunu sıvacı Mehmet
Çepnili Mustafa
Şatır Hüseyin ağa
Öteki İbrahim
Battal ağa torunu Alibaz
Hacı İsmail oğlu Mustafa
Kardeşi Ahmet(yetim)
Salih efendi zade Ahmet
Selim oğlu nakkaş Halil
Hacı şeyh oğlu Mustafa
Kara hasan oğlu Emin
Hacı Cafer oğlu İbrahim
Sultan Alaüddevle Mescid-i Şerifi mahallesi (hane sayısı 83)
Çoban Seyit Ahmet
Osman ağanın torunu Hasan
Kardeşi Osman (yetim)
Kardeşi Hasan
Hacı Alibaz oğlu Ahmet
Ahmet Lala oğlu Hüseyin(hasta)
Ahmet Lala oğlu Seyit Ahmet
Süleyman Bey
Çavuş oğlu Hacı Osman
Osman Ağa zâde Ali (1. Muhtar)
Süleyman Bey torunu Osman
Hacı Abdullah torunu Seyit Mehmet
Kardeşi Abdullah
Osman Ağa zâde Mehmet
Hacı Halil Efendi
Süleyman Ağa zâde Mehmet
Ahmet Lalaoğlu Halil İbrahim
İdris oğlu Halil
Bozoklu Memiş
İbiş torunu Ahmet
Kardeşi İbrahim
Veledoğlu Mehmet
Uzun Süleyman
Muratoğlu Mahmut
Karatuz Ahmet
Müezzin Abdurrahman
Mütevelli İbrahim
Kardeşi Mehmet
Dalmızrak oğlu Mustafa
Güneş Mehmet
Sinan zâde Kör hacı Mehmet
Oğlu Tatar Ali
Nisa oğlu Mehmet
Kardeşi Mustafa (Topal)
Kardeşi İsa
Çoban Hasan
Halil oğlu Osman
Kara hacı Ahmet oğlu Mehmet
Halil oğlu Mahmut
Hoşafcı Ali oğlu Ali
Kardeşi Ahmet (Mecnun)
Emir Ali oğlu Seyit Osman
Kör Hüseyin
Gavas Mustafa
Hacı Hasan oğlu Bekir
Bozkırlı İbrahim
Veledoğlu Hacı Ali
Baltacı oğlu Tahir Ömer (Mecnun)
Topal derviş oğlu Mehmet (2. Muhtar)
Oflaz Ağa zâde Mehmet
Oflaz Ağa zade Ömer
Alibaba oğlu Mahmut efendi
Yaldız oğlu Ahmet
Bakkal Mehmet
Uzun Hacı Mustafa Çırağa Ömer
Uzun Hacı Mustafa oğlu Ahmet
Uzun Hacı Mustafa oğlu Mustafa
Sinan oğlu Ahmet
Ömer Ağa oğlu Mehmet
Berber oğlu Hüseyin
Genç Aliağa oğlu Hacı bey
İsmail efendi(imam)
Kardeşi Ali efendi
Mehmet oğlu Hasan efendi
Emir oğlu Mehmet
Bekir efendi zade Mehmet ağa
Uşaki zade Mustafa
Yakup oğlu ali
Hacı Osman zade Raşit efendi
Mustafa ağa zade Mahmut Kardeşi Mehmet
Derviş zade Mehmet efendi
Hacı hasan Ağa zade Mehmet efendi
Semmur oğlu Hüseyin
Çavuş oğlu hacı Ali
Hacı Hasan Ağa zade Salih efendi
Kara hacı Ömer
Alibaba oğlu Mehmet
Çolak ali
Karagülek damadı
Çukadar Mehmet
TOPLAM 207 HANE
Not:Erciyes
üniversitesi iktisadi ve idari bilimler
Fakültesi dergisinden
(Yar.Doç.Dr MEHMET SOMUNCUNUN
araştırmalarından) alınmıştır.
Bürüngüzle ilgili araştırma yazım
tamamen resmi belgelere ve yaşayan insanların yaşadıkları ve gördüklerine
dayanarak hazırlanmıştır. Sadece halktan alınan bilgi halk anlatımına göre
diyerek ayrıca belirtilmiştir.
Büyük Bürüngüzle
ilgili araştırma yazımda yardımlarını ve bilgilerini benimle paylaşan,bilgi ve
dokümanlarından istifade ettiğim başta
Av.Rüştü Sümere Y.Müh. Ahmet Özbek’e(Keklik), Şaban Hacıpaşaoğluna, Bünyan ve Kayseri müftülüğüne ,Erciyes
Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi öğretim görevlilerine,Kayseri Müzesi
yetkililerine,Başbakanlık arşiv görevlilerine, Dolmabahçe sarayı yetkililerine teşekkür
ederim
Bizleri
bu günlere getiren Tüm atayı ecdadımızın ruhları şad mekanları cennet olsun
İHSAN YAVUZ
BÜRÜNGÜZ’ÜM
Bürüngüzün evleri sıra sıra dizili
Kimler geldi yaşadı şimdi oldu
rahmetli
Dar sokaklarında güler koşar oynardık
Bunlar oldu bir rüya o rüyayı yaşadık
Ortasında mahallenin sokusu
Tandırdan gelir ekmeğinin kokusu
Yemek için kuru fasulye nohut’u
Çömlekte de doyum olmaz doğrusu
Kar yağınca beyazlara bürünür
Elde sürgüç hemen damlar kürünür
İşte o an dar sokaklar daralır
Çocuklar kızak kayar morarır
Bahar gelince kar suları şırıldar
Dağlarında navrız çiğdem uyanır
Buzağılar kuzular çayırlara salınır
Bunlar oldu bir rüya o rüyayı yaşadık
Sabah olur sığır davar sürülür
Akşam olur birer birer sayılır
Elde bakraç hemen sütler sağılır
Bunlar oldu bir rüya o rüyayı yaşadık
Bürüngüz de bağ bozumu yapılır
Pekmez kaynar fazla olan satılır
Ceviz çırpıp biner biner sayılır
Bunlar oldu bir rüya o rüyayı yaşadık
Teslik çıkar yapma kerpiç dizilir
Her bu işler komşularla yapılır
Yemeklerde neşe ile yenilir
Bunlar oldu bir rüya o rüyayı yaşadık
Bulgurluk yıkanır damlara serilir
Kurutulup türkülerle değirmende
çekilir
Bu işlerle komşuluklar pekişir
Bunlar oldu bir rüya o rüyayı yaşadık
Bürüngüzlü namuslu çalışkandır insanı
Birbirine saygılı yan yana kapıları
Örfü adeti ile yaşıyor komşulukları
Dilerim Allah’tan bozulmasın huzurları
Dokuz yüz elli ikide ben köyümden
ayrıldım
Hasretlikten hep bunları yazarım
Ahmet Cingil hep bunları yaşıyor
Beykoz dan tüm köyüme merhaba
Ahmet CINGIL

Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen görüş ve düşüncelerinizi buraya yazınız.