KIŞIN KÖY / Ayhan Mutlu Hocamız yazdı

KIŞIN KÖY
Yıllardır kimseye anlatmadığım tehlike dolu köy yolcuğumuzu anlatacağım. Mevsim kış, Ümürören’de dayımın oğlunun düğünü var. 12–13 yaşlarındayız. Mehmet Çelebi ile kimseye haber vermeden köye düğüne gidiyoruz. Hazarşah’a kadar bir kamyonun kasasında gittik. Hazarşah’dan, Karacövek köyüne yürüyerek giderken yanımıza bir ihtiyar takıldı. O da bizim gibi Ümürören’e gidiyormuş. Seviniyoruz. İkimiz de daha önce bu yollardan Ümürören’e gitmedik. Karacaöveğ’e varınca adam demesin mi, bu gün ben burada kalacağım. Moralimiz bozuluyor. Adam “yoldan giderseniz 8–9 km ama şu kestirmeden giderseniz daha çabuk varırsınız” dedi. Adamın ferasetine bak. Karda kışta karşımıza it mi çıkar, kurt mu çıkar, düşünmüyor. Görünürde yol yok ki. Tipiyle çukurlar karla dolmuş. Bazı yerlerde kar bir metre. Neyse kestirmeden gitmeye karar veriyoruz. Acemi şansı derler ya. Bizden önce buradan birisi gitmiş. Garanti Ümürören’e gitmiştir diye, izi takip ederek köye akşamüzeri vardık. Şimdi düşünüyorum da, iz başka yere gidiyor olsaydı, ya da biz rotayı azcık sapıtsaydık kesinlikle sonuç; donarak ölümdü. Atalar derki “yoldan giden yorulmaz” Olaydan bir gün sonra Bünyan’a gelin almaya geldiğimizde ailelerimiz neler yaşadığımızı bilmiyorlar ki bize kızsınlar
AYHAN MUTLU

Yorumlar