Anama Mektup / Ayhan MUTLU'nun kaleminden

ANAMA MEKTUP
Anacığım sen gerçek dünyadasın ben yalan dünyadayım. Seni çok özlüyorum. Söylediğin her söz kulaklarımda çınlıyor. “Ana baba olda gör, itler de ana olmasın” derdin... Şimdi ben de babayım. Senin bizim için duyduğun kaygıları aynen ben de çocuklarım için duyuyorum.
Çocukken koynunda yatardım. Kaç yaşına kadar seninle yattım bilmiyorum. Şimdi üşüyorum. Senin sıcağını özledim. 
Sen mantı sıkardın. Ben çaktırmadan aşırır sobanın üzerinde pişirir yarı pişmiş yerdim. Yaptığımı görür müydün? Tandır yaktığında benim için patates közlerdin, oğlan seviyor diye. Şimdi patatesler mi değişti yoksa damak zevkim mi değişti, patatesten hiç tat alamıyorum. Anacığım senin patatesini özledim.
Tandır ekmeğini alır senden izinsiz üzerine süzekten yoğurt sürerdim bilir miydin?
Yazları naylon ayakkabı giyerdim. Ayaklarım kirlenirdi. Mahalle çeşmesinde bu ayakları ne hale getirdin diye kirden kerme tutmuş ayağıma vura vura yıkamaya çalışırdın. Sıcak sobanın yanında leğende sular etrafa sıçramasın diye ben kımıldamadan dururken beni zevkle yıkadığını, bir gün şiddetli karnım ağrıyordu komşu kadınla ekmek tahtası ve oklava ile bana tatarca vurduğunuzu nasıl unuturum.
Sütlü halka yapıp bana bir tane vermiştin. Fazla yemeyim diye sepetle tavana asmıştın. Beni affet, çatal ağaçla sepeti indirip bir kaç tane sütlü halka daha yedim.
Ergen olduğumda saçıma şekiller verirdim. Sözünü tutmadığım için beni terlikle sokağa doğru kovalarken saçına başına başlarım diye yaptığın küfrünü bile özledim be ana. O gece ben uyur gibi yaparken küfrettiğin saçımı severek okşuyordun.
Her akşam eve gelirken bana ineklere ot getir görevi verirdin. Akşam sığırdan gelen inekler önüne ot atılmazsa sütünü salmazmış. Günü dolu dolu yaşamış, yorulmuşum, bir kucak ot yolmak bana çok zor gelirdi. Anacığım bilir miydin?
Bir gün bahçede çuvalı elleşip eşeğin üzerine atacaktık. Eşeğin üzerine tam atacakken ikimizde sırt üstü düştük. Birbirimize bakıp kahkahalarla güldüğümüzü hatırlıyor musun?
Senin okuman yazman yoktu ama hayat mektebini birincilikle bitirmiştin. Şehit kızıydın. Babanı çok az hatırlıyordun. Her türlü yokluğun üstesinden geldin. Aşırı tutumluğun beni rahatsız ederdi. Senin yaşadığını yaşamadığım için seni anlayamazdım. Bir kibriti iki sefer kullanmak için ortadan ikiye ayırdığını gördüm. Bazen kibrit kullanmamak için komşudan köz getirdiğine, üzülerek şahit oldum.
Bize yemedin yedirdin, giymedin giydirdin. Hastalanıp doktora gittiğinde, doktor “sen hiç yumurta yemedin mi” demiş. Biz yumurta yerken anacığım sen nerelerdeydin?
Bazen yaptığın yemekleri beğenmez küser sofraya oturmazdım. Ne kadar üzülürdün? Senin yaptığın o zaman hiç sevmediğim kabak boranı ve kurutulmuş yeşil fasulyeden yaptığın boranıyı nedense şimdi sever oldum.
Çok şükür ben şanslıyım çünkü sen bana kızsan da benim için hep dua ettiğini hissedebiliyordum. Anacığım senden başka kimseden para istemedim. Bana verdiğin paraları bir gelirin olmadığı halde ne zamandan beri benim için sakladın?
Öğretmen olduğum dönemde anarşi hortlamıştı. Çalıştığım yerlerde evlenecek ortam yoktu. Sen bunu bilmez, evlenmediğim için bana kızar, ağlardın. Şimdi aynı durumda evlenmeyi geciktirenlere analarının ağladığını görür gibiyim. Evlenip biz yeni evimize giderken sen arkamızdan ağlıyordun. Seni bırakıp gittiğimiz için arabada giderken ben de ağlıyordum, biliyor musun?
Hastaneye doğuma gittik. Gece saat üç gibi evden bir şey almaya geldim. Hava soğuk. Sen kapının önündeki kütüğe oturmuş bizim için dua ediyordun. Sana kızdım, gecenin ayazında üşüyüp hastalanacaksın diye... Şimdi aynı durumda ben olsan yatağımda uzana uzana yatabilir miyim?
Çocuklarımı biraz keyifsiz görsem günlerce gözüme uyku girmiyor.
Anacığım bazen seni istemeden üzdüm. Beni affet. Biliyorum ki sen cennettesin... Benim sana komşu olmamı ister misin?

Ayhan MUTLU

Yorumlar