BÜNYAN HALISI
Prof.Dr.
Oktay Aslanapa: “Halı, dünya
medeniyetine Türklerin hediyesidir” der. Halı kelimesi Türkçedir ve Türkçenin
ilk sözlüğü Divanu Lugati-t-Türk’te “kalı” ve “kalıng” şeklinde geçer. Bu
kelime, bugün Bünyan’da da kullanılan ve geline verilen çeyiz manasındaki
“kalın” kelimesinden başka bir şey değildir. Bilinen en eski Türk halısı, Altay
Dağlarının eteklerindeki Pazırık Bölgesinde M.Ö. 4 ilâ 3. Yüzyıla ait olduğu
bilinen Pazırık Halısıdır. Halen Leningrad
Hermitage Müzesinde bulunan bu halı 1.89 x 2metrekare ebadındadır ve bir
cm. karesinde 36 ilmek bulunmaktadır.
Bu halının
dışında Doğu Türkistan’ın Uygur Bölgesinde de birçok halı parçalarına rastlanmıştır.
Uygur Türklerinde halı dokumacılığının oldukça yaygınlaştığı gözlenmektedir.
Anadolu
sahasında Selçuklulardan kalma halılara rastlanmaktadır. İbni Batuta
Seyahatnamesi başta olmak üzere çeşitli seyahatnamelerde Kayseri bölgesinde
dokunan halıların yurt dışına ihraç edildiğinden söz edilmektedir. Yurt
içindeki cami, mescit, medrese ve konakların birbirinden güzel halı ve
kilimlerle döşenmiş olduğu anlatılır. Osmanlı döneminde de halı geleneği
Selçukludan bir miras olarak devam ederken ilk kez Bünyan’da dokunmuş el halısı
örneklerine Topkapı sarayında rastlanmıştır.
Duvar halısı
olarak dokunduğu anlaşılan mihraplı model Bünyan Halısının kenarlarının
Kur’an-ı Kerim ayetleriyle süslenmiş anlaşılmaktadır. Yaklaşık 400 sene
öncesine tarihlenen halının bugün Azerbaycan’da dokunan halılarla benzerlik
gösterdiği görülmektedir. Bünyan’da halı modellerinin isimleri arasında Buhara,
Kazak, Şirvan gibi isimler, Türklerin göç yolundaki tarihi izleri bugünlere
taşıması açısından da önemlidir.
Tarihi
kayıtlara göre, 1910 yılında Kayseri’de 10.000 adet halı tezgâhı bulunuyordu.
Başta Bünyan ve Yahyalı olmak üzere Kayseri ve çevresinde üretilen halı ve
kilimler en çok aranan el emeği, göz nuru dökülen ürünlerdi. Bu dönemde halı
ihracından elde edilen gelir, 250 bin altın lirayı geçmekteydi. O dönemde Kayserili Dülgerzadeler ve Puzant
Abacıyan isimli tüccarların Bünyan’dan aldıkları halıları dış ülkelere
sattıkları halkın hafızasında kalmıştır.
Bu ekonomik
değer sebebiyle daha kök boya kullanılan Bünyan Halıları için ilçede Halı
İpliği Fabrikası kurulmuştu. 1932 yılında İplik Fabrikasının Sümarbank’a
satılmasıyla fabrika battaniye ve yünlü dokumaya geçtiğinden bir süre
İngilterenin Manchester şehrinden iplik getirilmiştir. Halk arasında
“Mancester” adı verilen halılar, bu ipliklerden adını almıştır. Aslında Osmanlı
döneminde kök boyacılığında kullanılan cehri bitkisini, özellikle de “sarı
cehri” denen türü bu topraklardan götüren İngilizler, ipekli ve yünlülerin
boyamasında kullanıyorlardı. Bu ipliklerle dokunan Bünyan Halıları kalitesinden
bir şey kaybetmemişti ama sonraki dönemlerde ucuz ve yerli fabrikasyon
ipliklere yönelince adeta sonun başlangıcı da yaşanmaya başlanmıştı.
Bünyan
Halıları 1980’li yıllara kadar altın dönemini devam ettirdi. Bu tarihlerde
Bünyan ve civarında beş bin civarında halı tezgahı bulunduğu kayıt altına
alınmıştır. Bu dönemde Bünyan’ın köylerinde de ciddi bir halı üretimi olduğu ve
tezgah sayısının 1500 civarına ulaştığı görülmüştür.
Bünyan
halılarındaki zarafet ve incelik, renk uyumu ve sağlamlık öne çıkmıştır.
Pazırık Halılarındaki gibi Türk düğümünün atıldığı Bünyan Halılarında oldukça
fazla halı tipine de rastlanır. Yastık yüzü, minder, heybe, levha, çeyrek
(90x130), beşyüz (seccade) (120x180), karyola (altıyüz) (150x240), kelle
(yediyüz)(200x300), taban ( 6 metrekare ile 12 metrekare arası), sedir (saf)
bunlar arasında sayılabilir.
Bünyan
halıları dört farklı kategoriye ayrılabilir: Çiçekli desenler, göbekli
desenler, geometrik (kilim) desenler ve kuş / hayvan desenli modeller.
S.Burhanettin AKBAŞ
S.Burhanettin AKBAŞ

Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen görüş ve düşüncelerinizi buraya yazınız.