Bünyan’a sonradan katılan Gergeme köyü de
Türklerin ve Rumların birlikte yaşadıkları köylerden biriydi.
Biz eskiden bir büyük yeşil burcun üzerinde
süzülen Gergeme köyüne cılga yollardan gider gelirdik. Bu daracık yollara
Bünyan’da “keçi yolu” derlerdi. Nasıl olursa o yollar çok kestirmeydi. Hemen
gidip gelirdik. Gergeme köyü de irem bağlarının, bahçelerinin arasında tarihi
bir yerdi.
Bünyan
Ulu Cami’nin büyük bir yükseltinin üzerinde kurulması gibi Gergeme’de de bir
büyük yükseltinin üstünde Şammaspir Manastırı varmış. Babam, çok heybetli bir
yapıydı ve sapasağlam da duruyordu, Nazmi Toker’in valiliği sırasında
Bünyan’daki kiliseler ve manastır yıkıldı derdi. Hatta Kayaaltı’ndaki Rum
Kilisesini ve Şammaspir Manastırını yıkmak bile çok zorlu bir iş olmuş.
Günlerce kağnılarla taş taşıdık derdi.
Ermenilerin ise küçük bir şapeli vardı
Demircioğlu sokakta… O hala durur. Şu an
ev görünümündedir. Elektrik santralının yanındadır. Önündeki çeşmeye
çocukluğumuzda “papaz çeşmesi” derdik. Şimdi ufku dar insanlar adını “Şelale
Çeşmesi” yapmışlar.
Bir gün Gergeme’den babamın da çok sevdiği
Mahmut Çakıcı Ağabey aradı beni.
-Burhan, sen tarihe çok meraklısın. Sana bir
fotoğraf vereceğim, oradaki yazıyı sen okutacaksın dedi.
Biraz konuşturdum Mahmut Ağabeyi, eldeki kitabe
Şammaspir manastırının kitabesidir ve şu an bir evde o mermer, tersine
çevrilmiş vaziyette mutfak masası olarak kullanılmaktadır. Fotoğrafı aldım,
Erciyes Üniversitesinden Harun Güngör Hocamla görüşmeye gittim. Dinler Tarihi
hocasıydı ve bana yardımcı olur diye düşündüm. Harun Hoca bana, “Sen bu yazıyı
okursun” dedi. Hiç bilmediğim bir alfabe, nasıl okuyacaktım ki… Harun Hoca,
ansiklopedilerde Yunan alfabesi var, oradan bak, oku dedi. Allah Allah…. Ben
Rumca bilmem ki… Harun Hoca da bana, ben yazının Rumca olduğunu söylemedim ki
sadece Yunan alfabesi olduğunu söyledim dedi.
Eve gidip hocanın dediklerini yaptım. Yunan
alfabesini bulup harfleri Latin alfabesi ile değiştirdim ki bakın ortaya ne
çıktı:
“Sene bin sekiz yüz doksan dokuzda
Yapılmıştır Manastır’da bu oda
Neftçi Abraham Ağa’nın hayratı
Peder zikrin daim etsin gayreti
Otur burada et duayı eda
Pederi Sabbas’a rahmetsin Hüda
Kayseri’den”
Hece ölçüsünün 11’li kalıbıyla yazılmış bu şiir
manastırın 1899’da yapılan tecrit odasının kitabesiydi. Şair, adını yazmamış,
sadece “Kayseri’den” diye bir not düşmüştü.
Bu kitabe sayesinde neler öğrendim neler… Biz manastıra
“şammas” diyorduk. Pir sözü “şammas”a sonradan eklenmiş. Bizim “şammas”
dediğimiz kişiye, kitabede “Sabbas” deniyordu. Demek ki Karamanlılar, Sabbas
derken biz bu kelimeyi değiştirip şammas yapmıştık. Peki ya Sabbas kimdi? Sabbas,
439-532 yılları arasında yaşamış, Talas doğumlu Hıristiyan bir azizin adıydı.
Hamidiye Köyüm Olsa, S.Burhanettin Akbaş, 2014

Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen görüş ve düşüncelerinizi buraya yazınız.