DERVİŞ ABİ
Hayat şaka gibi…
Bir bahar günü Derviş abi ile ailece Mersinönü’nde pikniğe gittik. Balık tutacağız ama ne olur, ne olmaz diye kasaptan et de aldık. Derviş abi kendi usulünce balık tutmada uzman... Şurada iyi balık olur, burada iyi balık olur, diye diye farkına varmadan taa baraja kadar inmişiz. Az da olsa balık tuttuk. Giderken balık tutma heyecanıyla katettiğimiz yolu yorgun argın geri döndük. Mangalı yakıp, temizlediğimiz balıkları üzerine koyduk. Bu sırada bir çatırtı koptu. Sicim gibi yağmur yağmaya başladı. Ben mangalın başındayım. Herkes arabanın içine kaçtı. (O zamanlar Derviş abinin kliması olmadığı için içinde piknik tüpü yakarak ısındığımız uzun gemi gibi şavle arabası vardı.) Balıklar pişti pişecek. Öylece terk edilmez ki... Yağmurun da dineceği yoktu. Şemsiyeyi mangalın üzerine tutarak ateşin sönmesini engelledim. Arabadakilere “pişen balıklardan isterseniz getireyim ” dedim ama arabayı kokutur diye istemediler. Rampa kayganlaşır, araba çıkamaz endişesiyle Derviş Abi acele ederken bana, “mangalı ters çevir, gel” diyordu. Emek zahmet tuttuğumuz balıklar ne olacak? Mangaldaki balıkları tek başıma ama kaç saniyede, kılçıklı mı kılçıksız mı yedim, farkında değildim. Ne güzel günlerdi. Tadı damağımda kalmış ki aradan otuz küsur yıl geçtiği halde unutamadım.
Çokça tatlı anılar bırakarak gittin; Derviş Abi mekânın cennet olsun.
Hayat şaka gibi…
Bir bahar günü Derviş abi ile ailece Mersinönü’nde pikniğe gittik. Balık tutacağız ama ne olur, ne olmaz diye kasaptan et de aldık. Derviş abi kendi usulünce balık tutmada uzman... Şurada iyi balık olur, burada iyi balık olur, diye diye farkına varmadan taa baraja kadar inmişiz. Az da olsa balık tuttuk. Giderken balık tutma heyecanıyla katettiğimiz yolu yorgun argın geri döndük. Mangalı yakıp, temizlediğimiz balıkları üzerine koyduk. Bu sırada bir çatırtı koptu. Sicim gibi yağmur yağmaya başladı. Ben mangalın başındayım. Herkes arabanın içine kaçtı. (O zamanlar Derviş abinin kliması olmadığı için içinde piknik tüpü yakarak ısındığımız uzun gemi gibi şavle arabası vardı.) Balıklar pişti pişecek. Öylece terk edilmez ki... Yağmurun da dineceği yoktu. Şemsiyeyi mangalın üzerine tutarak ateşin sönmesini engelledim. Arabadakilere “pişen balıklardan isterseniz getireyim ” dedim ama arabayı kokutur diye istemediler. Rampa kayganlaşır, araba çıkamaz endişesiyle Derviş Abi acele ederken bana, “mangalı ters çevir, gel” diyordu. Emek zahmet tuttuğumuz balıklar ne olacak? Mangaldaki balıkları tek başıma ama kaç saniyede, kılçıklı mı kılçıksız mı yedim, farkında değildim. Ne güzel günlerdi. Tadı damağımda kalmış ki aradan otuz küsur yıl geçtiği halde unutamadım.
Çokça tatlı anılar bırakarak gittin; Derviş Abi mekânın cennet olsun.

Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen görüş ve düşüncelerinizi buraya yazınız.