Kasap Cemal kesecek sandı / Ayhan MUTLU sizin için yazdı


KESECEKSİN SANDI
Bir arkadaş anlatıyor:
Bir kış günüydü, babam,
“Oğlum Kasap Cemal’e git, benim selâmımı söyle, yağsız yerinden bir kilo kıyma versin al, gel” dedi. Evden çıkarken beş altı yaşlarındaki kardeşim,
“Abi ben de geliyim mi?” dedi.
“Hava soğuk üşürsün” dedim ama mızmızlanmaya başlayınca annem,
“Sıkı giyinirse üşümez, götür” dedi. Kardeşimin elinden tutup karlara bata çıka kasap dükkânına vardık. Kardeşimin elleri çok üşümüştü, dükkâna girer girmez yanan sobanın yanına koştu. Babamın selâmını söylerken; Cemal Amca büyük bir bıçağı masata sürüyordu… Kardeşim arkasını dönünce kanlı bıçağı gördü,
“Abi beni kurtar” diyerek arkama saklanıp, ağlamaya başladı. Cemal amca bana,
“Bu çocuk niye ağlıyor” diye sorunca,
“Kanlı bıçağı görünce beni kesecek sandı” dedim. O an Cemal Amcanın gülüşünü görmeliydiniz.
Bünyanlı Kasap Cemal (Ayer)

PANTOLON
Bir arkadaş anlatıyor:
Sekiz tane kumaş pantolonum vardı. Çeşitli aralıkla dört tanesini giyerken biraz eski olduğu için diğer dört tanesini iki senedir giymemiştim. Giymediklerimi ihtiyaç sahiplerine vermek istedim. Yıkatıp, ütületip poşetle arabamın bagajına koydum. Bünyan'da giyerim diye her gün giydiğim pantolonları da bir poşet içerisinde bagajın farklı yerine yerleştirdim. Maddi durumu iyi olmayan bir tanıdığın evinin önüne varıp,
“Size giyecek bir şeyler getirdim” deyip bagajdan poşeti alıp verdim. Sevindiler.
Bir işim çıktığı için Bünyan’da kalamadan Kayseri’ye dönmek zorunda kaldım.
Üzerimi değiştirecektim, poşeti açınca şaşırdım. Poşette eski pantolonlarım vardı… Yenileri vermişim, eskiler bana kalmış.
Oturup düşününce Al-i İmran üçüncü ayet aklıma geldi.
Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.
O an şaşkınlığım sevince dönüştü.

SOR
                 Sor ki öğrenesin… Belli mi olur, öğrendiğin bir gün lazım olur, can kurtarır.
                 Bir arkadaş anlatıyor.
                 On üç katlı bir bina yaptırdım. Her şey tamam ama elektrik şirketiyle sorun çıktı, bekliyoruz. Bir gün şiddetli bir yağmur yağdı. Çatı akar parkeler ıslanıp şişer endişesiyle inşaata gittim. Şantiye bekçisi yoktu. Asansör inşaat cereyanıyla çalışıyordu. Asansöre binip son kata çıktım. Hiçbir sorun göremedim. Her şey yerli yerindeydi. İnerken asansör iki katın arasında durdu. Şartel atmış. Bende de şafak attı. Kim yok, kimse yok,
“Beni buradan kim kurtaracak?” Buraya geldiğimden kimsenin haberi yoktu. Günlerce aç susuz kalma ihtimalim vardı.
 “Pisipisine burada ölüp gideceğim” diye paniklemeye başladım. O tarihlerde cep telefonu yok ki; yardım için birilerini arayayım. Oturup sakinleşmeye çalıştım. Kabinin içine göz gezdirirken bir düğme gözüme çarptı. Asansörcü çalışırken,
                “Usta bir kişi asansörde kalırsa ne yapmalı?” diye sormuştum. O da,
                “Şuraya basarsanız kapı açılır” demişti. Bende ümit ışığı yandı ama düğmeye uzanmam için otuz kırk santimetrelik bir şey gerekiyordu. Ayakkabımın ökçesiyle asansörün camını kırıp gereken uzunlukta bir parçayla düğmeye basıp kapıyı açtım.
                  Yeniden dünyaya gelmiş gibi oldum. O gün asansörcüye kabinin teknik özelliğini sormasaydım ne olurdu halim
Allah kimseyi çaresiz durumda bırakmasın.

Yorumlar