BÜNYAN CIVIKLISI / Ayhan MUTLU yazdı
Bir arkadaş anlatıyor.
Eskişehir’de askerdim. Hafta sonlarında çarşı iznine çıkardık. Bünyanlı asker arkadaşlarla bir grup oluşturup gezerdik. Gezip dolaştıktan sonra karnımız acıkır,
“Ne yiyelim?” diye birbirimizin gözüne bakardık. Sonuçta kıymalı pidede karar kılardık. Lahmacun benzeri pidelerde Bünyan kıymalısının tadını bulamazdık.
Bir gün çarşıda tek başıma dolaşırken bir dükkânda, “Bünyan Cıvıklısı” yazısını görünce donakaldım. Hiçbir şey olmamış gibi birliğime döndüm.
Bir hafta sonra arkadaşlara,
“Bu gün bendensiniz” dedim. Beş altı kişi pide salonuna şamatayla girdik. Kıtlıktan çıkmış gibi doyası yerken kasada oturan orta yaşlı bir adam bize bakıp bakıp gülüyordu. Hesabı ödemeye gittiğimde,
“Sizin hesabınız ödendi” demesin mi?
“Kim ödedi?” dedim.
“Dumanın Kadir” dedi. İyice kafam karıştı.
“Şu işi baştan anlatır mısınız?” dedim. Hepimize çay söyledi. Bahçede bir masaya oturduk. Adam,
“Askerliğimi Bünyan’a yaptım. Cezaevine nöbet tutmaya gidip dönerken fırından cıvıklı alırdık. Cıvıklıyı orada tattım. Bazen geç saatte nöbetten dönerken sigaramız kalmaz; Bekir Ünal’ı evinden kaldırırdık… Bir gün dükkânda tüfeğim yere düştü, dipçiği kırıldı. Üzüldüğümü görünce, sağ olsun Bekir amca,
“ Nöbet bittikten sonra gel, merak etme tamir ettiririm” dedi. Nöbetten sonra Bekir amcanın aracılığıyla Dumanın Kadir’e gittim. Silahımı kısa zamanda tamir etti. Para vermek istedim,
“Askerlerden para almam” dedi.
Bünyanlılardan gördüğüm bununla kalmadı. Mahkûm olan Mantıcıların Hacı’nın da çok iyiliğini gördüm.
Bu kadarı size yetmez mi? Askerliğiniz bitene kadar benim misafirimizsiniz. Gelmezseniz gücenirim..” dedi.
O an Bünyanlı olmaktan gurur duydum.
Bir arkadaş anlatıyor.
Eskişehir’de askerdim. Hafta sonlarında çarşı iznine çıkardık. Bünyanlı asker arkadaşlarla bir grup oluşturup gezerdik. Gezip dolaştıktan sonra karnımız acıkır,
“Ne yiyelim?” diye birbirimizin gözüne bakardık. Sonuçta kıymalı pidede karar kılardık. Lahmacun benzeri pidelerde Bünyan kıymalısının tadını bulamazdık.
Bir gün çarşıda tek başıma dolaşırken bir dükkânda, “Bünyan Cıvıklısı” yazısını görünce donakaldım. Hiçbir şey olmamış gibi birliğime döndüm.
Bir hafta sonra arkadaşlara,
“Bu gün bendensiniz” dedim. Beş altı kişi pide salonuna şamatayla girdik. Kıtlıktan çıkmış gibi doyası yerken kasada oturan orta yaşlı bir adam bize bakıp bakıp gülüyordu. Hesabı ödemeye gittiğimde,
“Sizin hesabınız ödendi” demesin mi?
“Kim ödedi?” dedim.
“Dumanın Kadir” dedi. İyice kafam karıştı.
“Şu işi baştan anlatır mısınız?” dedim. Hepimize çay söyledi. Bahçede bir masaya oturduk. Adam,
“Askerliğimi Bünyan’a yaptım. Cezaevine nöbet tutmaya gidip dönerken fırından cıvıklı alırdık. Cıvıklıyı orada tattım. Bazen geç saatte nöbetten dönerken sigaramız kalmaz; Bekir Ünal’ı evinden kaldırırdık… Bir gün dükkânda tüfeğim yere düştü, dipçiği kırıldı. Üzüldüğümü görünce, sağ olsun Bekir amca,
“ Nöbet bittikten sonra gel, merak etme tamir ettiririm” dedi. Nöbetten sonra Bekir amcanın aracılığıyla Dumanın Kadir’e gittim. Silahımı kısa zamanda tamir etti. Para vermek istedim,
“Askerlerden para almam” dedi.
Bünyanlılardan gördüğüm bununla kalmadı. Mahkûm olan Mantıcıların Hacı’nın da çok iyiliğini gördüm.
Bu kadarı size yetmez mi? Askerliğiniz bitene kadar benim misafirimizsiniz. Gelmezseniz gücenirim..” dedi.
O an Bünyanlı olmaktan gurur duydum.

Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen görüş ve düşüncelerinizi buraya yazınız.