Cesaretin Yeter / Ayhan MUTLU - Birbirinden güzel anıları kaleme alan yazarımız

CESARETİN YETER
Yıl 1958… Tuzhisarlı merhum Sürmeli amca (Mustafa Özbek) Ankara'da Harita Genel Müdürlüğü’nde çalışmaktadır. Bir gün şefiyle Tarım Bakanlığı'na giderler. Mustafa amca koridordaki bir bankta oturur. Bir adam başı dik, koridorda asker yürüyüşüyle gidip gelmektedir. Mustafa amca rahatsız olur.
"Şefim bu adam kim? Şöyle de dışarıda güreş tutalım, sırtının üstüne yere sereyim de aklı başına gelsin" der. Şefi,
"Tamam, Mustafa söyleyim", der. Şef, gider adamla konuşur. Adamdan, “Tamam” yanıtını alır. Adam Mustafa amcanın yanına gelir eliyle başını okşayarak,
"Seni mi kıralım delikanlı" der, yürümeye devam eder. Şef adama yetişip kim olduğunu sorup heyecanla,
" Mustafa bu kimmiş biliyor musun?” Tabi Mustafa amca ne bilsin? Şef,
"Bu Bey Milli Güreşçimiz Yaşar Doğu imiş" der. Mustafa amca utanır, kıpkırmızı olup başını öne eğer… Yaşar Doğu Mustafa amcanın bozulduğunu görünce yanına gelir,
"Utanma genç adam senin cesaretin yeter", der.

BAĞIMLI
Bir arkadaş anlatıyor:
Bir gün meydandaydım. Yirmi yaşın üzerinde bir delikanlı yolumu kesip,
“İki buçuk lira ver” dedi. Torbayı arkasında saklasa da her halinden madde bağımlısı olduğu görülüyordu.
“İki buçuk lirada çıksın, al sana beş lira” dedim.
“Benim Bali çektiğimi biliyor musun?” dedi.
“Valla ne çekersen çek, bir delikanlı benden para istedi verdim. Helali hoş olsun” dedim. Korkuyorum da… Madde bağımlıların ne yapacağı belli olmaz. Uzaklaşmak istedikçe beni lafa tutuyordu. En son,
“Beni on beş gün sonra bu saatte, burada bekle” dedi.
“Olur” dedim.
“Ama namus sözü” dedi.
“Namus sözü” dedim. Günlerim sıkıntıyla geçti. Delinin ne yapacağı belli mi olur… Her ihtimale karşı yakınlarımdan bir grup oluşturup meydana gittim. Kılık kıyafet düzgün delikanlı beni bekliyordu.
Selamlaşıp tokalaştık. Delikanlının ilk sözü,
“Amca biliyor musun ben Bali’yi bıraktım” oldu.
“Aferin kutlarım” dedim.
“Şimdi sizden bir ricam var… Bana iş bulur musunuz? ” dedi.
“Hayhay, çok sevinirim” dedim. Geriden bizi gözetleyen oğluma,
“Arabayı getir” dedim. Delikanlıyı organize sanayide bir öğrencimin fabrikasına yerleştirdim. Öğrencime durumu anlatıp koruması için sıkı sıkıya tembihte bulundum. Onunla kalmayıp 15-20 günde ziyaretine gittim, gidiyorum.
Bir bağımlıyı kurtarmak tüm insanlığı kurtarmak gibidir.

RESMİ ARAÇ
Resmi araçların özel işlerde kullanılması kanunen suçtur. Ama bu kurala uyan kim?
Bir arkadaşım anlatıyor:
Komşum üst düzey bir bürokrattı. Bir yaz günü pikniğe gitmek istedik. Üç biz, üçte komşumuz; altı kişiyiz. Kapıda resmi araba var ama komşum bana,
“ Senin arabana doluşup gideriz” dedi. Arkaya hanımlar, ön koltuğa arkadaşla oğlu oturdu. Yolda giderken arkadaşa,
“Bizi trafik çevirirse bölge trafik amiri ağabeyinin ismini söyleyelim mi?” dediğimde,
“Sakın ha! Cezamız neyse öder, gideriz” dedi.
Neyse ki bizi çeviren olmadı.
Devletteki nüfusunu özel işlerine alet etmeyen insanlara selâm olsun…

Yorumlar