Hatim Yemeği / En güzel anıların yazarı Ayhan MUTLU yazdı

YENİLGİ
Bir arkadaş anlatıyor:
Yetmişli yıllar… Gençler sağ, sol diye ikiye bölünmüştü. Solcular Cumhuriyet Halk Partisini, ülkücüler Milliyetçi Hareket Partisini destekliyordu.
Belediye seçimleri vardı. Haliyle siyaseten kendimizi göstermemiz gerekiyordu. Benden üç, beş yaş büyük olan belediye başkan adayımızı desteklemek için gece gündüz demeden çalıştım. Dosttan, düşmandan kim denk gelirse oy istedim. Bizim aday üniversite tahsili görmüş, mühendis, belediyecilik konusunda uzmandı. En kuvvetli rakibimiz ilkokulu dışarıdan bitirmiş biriydi. Bu açıdan bakınca kazanma şansımız çok yüksekti. Kazanacağımızdan da emindim.
Pazar günü yapılan seçimi kaybettik. Kimsenin yüzüne bakacak halimiz yoktu. Zaten askerlik kâğıdımızı da almıştık. Bir taksi tutup üç arkadaş kimseye, Allahaısmarladık demeden kaçar gibi terminale geldik. Ver elini Ankara… Hamam önünde bir otele kapağı attık… Günlerin verdiği yorgunlukla sızıp kalmışız.
Uyandık… Otelden ayrılırken hesabı görecektik. Otelin bir gecelik konaklama ücreti on lira iken resepsiyondaki genç bizden yirmi lira istedi. Şaşırdık…
“Ne oluyor hemşerim?” dediğimizde, delikanlı güldü,
“Siz bir gece değil iki gece yattınız” deyip, bizi ikna etmek için,
“İşte ” diye takvimi gösterdi.
Bizden ses soluk çıkmayınca, “öldüler mi?” diye delikanlı korkup arada bir odamıza gelip bizi kontrol ediyormuş.
İnanılır gibi değil... İki gün hiç uyanmadan uyumuşuz.
Böylece seçim yenilgisini genç yaşta tatmış oldum.

HATİM YEMEĞİ
Gelin geldikten sonra oğlan evi herkese açık mükellef yemek verir buna da hatim yemeği denilirmiş.
Bir gün Elbaşı ile Karadayı arasında Memet emmi çift sürerken aynı anda gelin alayının biri Elbaşı’ya diğeri Karadayı’ya gider. Memet emmi hangisi yakın diye bir sağa, bir sola baktıktan sonra yanındaki oğluna,
“Evlat sen sürmeye devam et, ben Elbaşı’da hatim yemeği yiyim de geleyim” der. Eşeğe binip sürer.
Elbaşı’ya varır ama yemekler yenmiş, hoca dua ediyor. Burayı kaçırdık bari Karadayı kaçırmayayım diye eşeği dehler. Dehler ama orada da herkes dağılmıştır…
Hevesi kursağında yorgun argın tarlaya gelir, ayrana ekmek doğrarken,
“Neylersin elalemin hatim yemeğini elindekini ye, Allah’ına şükret” der.
ANAM
Benim anam çok sertti, çok nadir beni öpüp okşadı… Ama şunu çok iyi biliyordum ki; beni canından öte seviyordu.
Bir tarihte Sarıoğlan- Çiftlikte öğretmendim. Hanım doğum sancıları çekmeye başladı. Çiftliğin bir otobüsü var o da ala şafakta Kayseri’ye hareket ederdi.
İlk doğum korkuyorduk. Çiftliğin ebesi tam teşekküllü hastaneye gitmemizi tavsiye etti. Etti ama neyle gidecektik? Sokaklarda dolaşırken bir pikap gördüm. Aksi gibi o yıllarda benzin karneyle veriliyordu. Adamla o anki maaşımın yarısına denk gelen miktarda bir paraya anlaştık. Öğleyin Bünyan devlet hastanesine geldik.
Ağustosun yirmi üçü gece soğuk mu soğuktu… Bayanlar içeride, Bahattin dayı, ağabeyim ve ben dış kapıya yakın bir yerde otururken; yengem evden bir şey getirmemi istedi.
Eve girerken ne göreyim? Rahmetli anam kapının önündeki kütüğe oturmuş,
“Allah'ım oğlumun başını bozma” diye dua ediyormuş.  O an için anama sarılıp ağlayasım geldi ama ,
“Anacığım üşüyüp hastalanırsın, içeri gir” dedim.
Keşke sarılsaydım…
Ayhan MUTLU

Yorumlar