Kayseri'nin son kabadayısı Şemsettin Şemsettin ile ilgili bir anı

SON KABADAYI
BUGÜN KAYBETTİĞİMİZ ŞEMSETTİN AĞABEYİMİZİN ANISINA
ŞEMSETTİN ABİ BELEDİYE BAŞKAN ADAYI...
ROBİN HOOD OLUNURSA BÖYLE OLUNUR.
......Yaklaşık 30 yıl önce Şemsettin ağa Kayseri Belediye Başkanlığına adaylığını koydu. Ortalıkta var olan siyasi gerginlik biraz daha komedi türü olaylarla gevşedi. Tüm parttilerin belediye başkan adayları seçimlere son bir hafta kalınca cumhuriyet meydanında valilik binası önünde kürsüden propaganda konuşması yaparlardı. Ta ilk bağımsız başkan adaylığını açıklayan Şemsettin Şemsettin şehirde renkli bir ortam olacağının sinyalini basın demeçlerinde zaten vermişti. Ata biner ve şehir meydanında at ile gezinti yapardı.Sıra dışı ve kural tanımayan, ezber bozan gazete manşetleriyle vatandaşa büyük heyecan veriyordu. Zaten Şemsettin ağa ihtilalden önce yaptığı bir işle adını Türkiye'ye duyurmuştu. Sık sık iktidar değişikliği ile bir türlü düzen tutmayan ülke ekonomisi içinde bulunmayan bazı temel gıda maddeleri de oluyordu. Bazı toptancılar şeker, yemeklik ve margarin yağ, zeytinyağı, mazot, benzin gibi tüketim maddelerini stoklayıp daha sonra büyük karla satma amacı güdüyorlardı. Yemeklik katı yağ ve sofralık margarin yağını çoğu zaman kamyon üstünde zabıtalar sırayla vatandaşa satıyordu. Böyle günlerde fakir fukaranın düştüğü durumu hazmedemeyen Şemsettin ağa kapalı çarşıdaki toptancıların depolarını zorla açtırıp depodaki şeker ve yağları kamyonlara yükletip Kiçikapıda parasıyla sattırıyordu. Bu işten az bir ceza almıştı ama ünü tüm yurda yayılmıştı. Robin Hood'un Türkiye versiyonuydu. Bu macerayı şöyle anlatır ''" Cezaevine girmeden evveldi bu, 1977-1978 yılı. kiçikapı’da köşede şimdi telefon falan satıyorlar, orayı ben yapmıştım. o zaman benzin yok, yağ yok, şeker yok; bir çok şey karaborsa. bana dediler ki: “bakkallar derneğine üye olursan, oradan yağ şeker alırsın”. bakkallar derneğine vardım. 10 lira, 20 lira, 30 lira; üç basamak, hangisinden olursa. bende en yükseğinden, 30 liradan oldum. dernek ne verirse iyi deyip, sevinip alıyorsun. hakkına üç beş tane mi düştü bilmeden; bir tenekeyi alıp sevinerek gidiyorsun. sigara da aynı böyleydi. kiçikapı’da ki yerimizde bakkaliye gibi bir yer. bana beş teneke yağ gönderdiler. dükkana sokturmadım; “dışarıya koyun, dışarıda dağıtın” dedim. baktım ki kocaman kuyruk oldu. kuyruktaki gençlerde sıra yüzünden kavga ettiler, ayırdık falan… o zamanda mübarek ramazan ayı. kafama koydum, derneğe gittim; ama dernekte gördüm ki bir kişinin hakkı üç ise bir tane verilir, ikisi dernekte kalır, daha sonra dernek üyesi tarafından karaborsa da satılırmış. zaten gençler kavga etti diye moralim de bozuldu. o hırs ile derneğe gittim ve orada onlarca yağ gördüm. daha sonra bir araba getirdim, bütün yağları arabaya doldurdum. o sırada hükümete haber vermişler. arabaya 200 küsur teneke yağı yükledik, meydana doğru yola çıktık. meydanda, medresenin arkasında o zaman et balık kurumu var. kurumun önünde uzun kuyruklar oluşmuş. oraya seslendim: “gelin size yağ dağıtacağım” dedim. kuyruk olduğu gibi bizim oraya yöneldi. kuyruk ile birlikte meydanda caddenin ortasına dineldik. etraf kalabalıklaştı, bir de baktım hükümetin adamları, polisler geldi. ellerinde akrep silahlarla falan, tenekeyi de üst üste koyduk, teneke yükseldi. biliyorum, bana geliyorlar. üstümde de kot pantolon, kot blucin var. blucinimde kısa, o zamanın modası. belimde dörtlüm var. blucinimde kısa olduğu için silahımın yarısı gözüküyor. tehlikeli zamanlar o zamanlar. sıçradım tenekelerin üstüne çıktım. o zaman gırtlaksız vedat bey vardı; şube müdürü, tövbe yukarıya bana bakmıyor, kim yapıyor, kimi ediyor diye bağırıyor. “ben” diye seslendim. “vay nasıl yaparsın, edersin” dedi kafayı kaldırdı. ben de: “ben bunu yaparken ölmeyi, öldürmeyi, her şeyi göze aldım, bu memlekette hakkı, hukuku gözetecek bir merci yok mu?” dedim. kimse konuşamadı. “arkadaşlar birbirinizden alın paralarını da, derneğe verin” dedim, bıraktım gittim. o günün parası ile altı bin küsur lira da açık verildi, onu da ben ödedim. nerede ise gaspa sokacaklar, onun içinde bir mahkemeye gittik, hatta mahkeme de hakim beni tanıyormuş, bana bir şeyler sordu; ama aslında soru da değil öyle sohbet ettik, ceza meza vermedi."
.....Şemsettin ağa daha sonra cezasını çektiği Kayseri İncesu cezaevini satın almasıyla da gündem oldu. Adalet bakanlığının kiraladığı taşınmazı, sahibinden satın alıp cezaevi olarak kiraya vermedi ve boşalttırdı.
......Seçimlerde herkes ağırdan alırken Şemsettin ağanın konvoyu terminalden süslenip yola çıkınca şehirde trafik akışı dururdu.
.....Çok kalabalık olan konvoyda çıkarılan gürültüye kulak dayanmazdı. Kur'aya göre kimin hangi gün ve saatte konuşacağı belliydi. Şemsettin abinin konvoyunu bekledim. Kalenin burçlarında ağanın kocaman sakallı bir resmi heybetlice dalgalanıyordu. Uzun kornalarla ağanın konvoyu geldi ve omuzlar üstünde ağa konuşma yapacağı kürsüye çıktı. Şemsettin ağayı dinlemek isteyen meraklı kalabalık bayağı var. Zaten partili bir başkan adayı konuşmuş gitmiş ve ondan sonra bir kalabalık ta kalmıştı. Ağa büyük iltifatlar sonrası kürsüye davet edildi. Tam halk adamı, ne kural var, ne de kuvvetli bir okuma. Elinde kâğıt var ama ağanın okuması biraz kıt. Zorlanıyor kâğıdı okumakta. Tam o sırada makarna dilimli çar bürünmüş bir hacanne geldi ve kürsünün önünden seslendi ''Oğlum, Şemşettin Efendi bahale.!!!'' Ağa hacanneyi yanına çağırdı. ''Söyle ana derdini'' dedi ve hacanne ağanın eline bir kâğıt tutuşturdu. Ağa kâğıdı yanındaki adama uzatıp okumasını istedi. Adam kâğıdı okuyup ağanın kulağına söyleyeceği sırada ''Kulağıma söyleme oğlum. Yüksek sesle oku, hacannemin derdi neymiş'' dedi. Adam okudu''' Şemşettin efendi, benim üç dene yetimim var. Büyük oğlum vefat etti. Küçük oğlum da kavga etti ve hapiste. Açlığımızdan öleceğiz, Allah rızası için oğluma af istiyom.'' der demez ağa mikrofonu aldığı gibi ''Eğer başkan seçilirsem tüm mahpuslara af getireceğim. Hapishaneleri boşaltacağım. Şimdi hacanneyi evine götürüp bakkaldan bişeyler alın, yüz lira da harçlık verin'' dedi. Ortalık alkıştan ve kahkahadan yıkılıyordu. Şemsettin ağa hükümet gibi konuşuyordu.
.....Yakın zamanda eşini kaybeden Şemsettin Şemsettin abi (02.03.2019) hala halk arasında büyük bir saygı ve iltifata mazhar olmaktadır. Kapısından hiç kimseyi boş çevirmemesi ayrı bir yönüdür.

Yorumlar