Kayseri’yi Karıştıran Roman: Filiğin Emin Baltayla Nasıl Öldürüldü?S. Burhanettin AKBAŞ

Kayseri’yi Karıştıran Roman: Filiğin Emin Baltayla Nasıl Öldürüldü?
S. Burhanettin AKBAŞ
Kayseri’nin hafızası güçlüdür. Bazı hadiseler vardır ki aradan on yıllar geçse bile üzerindeki örtü bir türlü tam kapanmaz. İşte 1944 yılında Kayseri’de yayımlanan “Filiğin Emin Balta ile Nasıl Öldürüldü?” adlı roman, böylesi bir örtüyü bir anda kaldırmış; unutuldu sanılan bir cinayeti, bastırılmış bir toplumsal hafızayı yeniden ayağa kaldırmıştır.
Roman, Sümer Matbaası’nda Şakir Sungar imzasıyla basıldığında sıradan bir edebî eser gibi görülmedi. Çünkü yazar daha en başta okuyucuya açık bir uyarıda bulunuyordu: “Bu kitap hayal mahsulü değildir.” Üstelik 1944 yılında kırk yaşın üzerinde olan Kayserililerin bu hadiseyi hatırlayacaklarını özellikle vurguluyordu. Demek ki anlatılanlar, şehir belleğinde hâlâ canlıydı.
Anlatılan olay basit bir cinayet değildi. Filiğin Emin, 25 yaşında, Kayseri’de Ermeni Taşnak ve Hınçak örgütlerinin tertibiyle öldürülmüş bir gençti. Cinayet, Osmanlı Devleti’nin son yıllarındaki etnik, siyasî ve istihbarî hesaplaşmaların tam ortasında işlenmişti. Roman, bu yönüyle sadece bir “cinayet hikâyesi” değil, aynı zamanda bir hesaplaşma metniydi.
Ancak romanın asıl kahramanı öldürülen Emin değil; onun katillerinin peşine düşen Komiser Emin Bey’dir. Sert bakışlı, disiplinli, devlete sadık bir zabıta memuru… Üstelik bu karakter hayal ürünü değildir. Romanın dayandığı kaynak, bizzat bu olayın tahkikatını yapan ve 1944’te 75 yaşında olan emekli komiser Emin Erman’dır. Yani anlatılanlar, bir hatıranın romana dönüşmüş hâlidir.
Bu noktada romanın neden bu kadar infial uyandırdığı daha iyi anlaşılır. Çünkü eser, dönemin Ermeni Patrikhanesi’nin Babıâli üzerindeki nüfuzundan, Taşnak ve Hınçak örgütlerinin Anadolu’daki faaliyetlerinden açıkça söz etmektedir. Bu cesaret, 1944 Türkiyesi için alışıldık değildir. Hele hele Kayseri gibi hadiseyi birebir yaşamış bir şehirde…
Roman yayımlandıktan sonra Kayseri’de gençler kitabı adeta kapışır. Gösteriler yapılır, sloganlar atılır, geçmişin hesabı bugünün sokaklarına taşar. Şehir bir anda gerilir. Bunun üzerine Ermeni Patriği Kayseri’ye gelir; vali ve emniyet müdürüyle görüşür, kitabın toplatılmasını ister. Başaramayınca bu kez yazar Şakir Sungar’ın kapısını çalar ve yüklü bir para teklif eder. Ama Sungar, vatanı paraya değişecek biri değildir.
Sonunda kitabın dağıtımı durdurulur. Gerekçe açıktır: Asıl korkulan roman değil, romanın uyandırdığı hafızadır.
Bu roman aynı zamanda Abdülhamit döneminin polis teşkilatını, devletin istihbarat reflekslerini ve sonrasında Teşkilat-ı Mahsusa’ya uzanan güvenlik geleneğini de satır aralarında anlatır. Komiser Emin Bey’in duruşu, İttihat ve Terakki’nin devletçi ve millî refleksiyle örtüşür. “Bu mesele para meselesi değildir” diyen bir zihniyet vardır romanda; mesele vatan meselesidir.
Bugün dönüp baktığımızda şunu açıkça söyleyebiliriz: Filiğin Emin Balta ile Nasıl Öldürüldü? romanı, edebî bir metinden çok daha fazlasıdır. Bu eser, Kayseri’nin bastırılmış bir tarih parçasını gün yüzüne çıkarmış; bu yüzden de rahatsız edici olmuştur.
Çünkü bazı kitaplar okunmak için değil, hatırlatmak için yazılır.
Ve bazı şehirler, hatırladıklarında sarsılır.

Yorumlar