NİL’İN KADERİ: KÖLELİKTEN SULTANLIĞA / Mehmet Dulkadir

NİL’İN KADERİ: KÖLELİKTEN SULTANLIĞA
Mısır, sadece coğrafyanın değil, imkânsızı başaran iradenin adıdır. Nil'in suları asırlarca tek bir gerçeği fısıldadı: Bu topraklara "yabancı" ya da "köle" olarak girenler, zekâları ve azimleriyle dünyayı değiştirecek birer sultana dönüşür.

Mısır tarihinin kaderini mühürleyen üç büyük dev; Hz. Yusuf, Sultan Baybars ve Kavalalı Mehmet Ali Paşa, bu yükseliş döngüsünün en görkemli halkalarıdır.

Kuyu, Zindan ve Taht: Hz. Yusuf
Mısır’ın "kölelikten efendiliğe" uzanan kadim yolculuğunun ilk halkası Hz. Yusuf’tur. Kardeşleri tarafından bir kuyuya terk edilen, ardından köle pazarında satılan o genç adam; iffetiyle zindanı, ilmiyle ise Mısır’ın hazinesini yönetti. O, Mısır’ın bereketiydi. Rüyaları stratejiye, kıtlığı bolluğa çevirerek Mısır’ı dünyanın merkezi yaptı.

Bozkırın Kurdu: Sultan Baybars
Yüzyıllar sonra, bir başka köle pazarı Mısır’ın kurtarıcısını müjdeledi. Bir Memlûk (köle asker) olarak Kahire’ye getirilen Baybars, liyakatiyle sultanlık tacını giydi. O, Mısır’ın namusuydu. Moğol kasırgasını durdururken, Mısır’ı İslam dünyasının sığınılacak son kalesi haline getirdi.

Bir İmparatorluğa Kafa Tutan Deha: Kavalalı
Ve 19. yüzyıl... Kavala’dan sıradan bir nefer olarak gelen Mehmet Ali Paşa, sadece bir vali değil, adeta "devlet içinde bir devlet" inşa etti. Onun hikâyesi, sadece yükseliş değil, aynı zamanda devasa bir meydan okumadır.

Kavalalı, Osmanlı’nın zayıflayan otoritesini bir fırsata çevirdi. Napolyon’un bıraktığı enkazdan modern bir ordu ve sanayi devrimi çıkardı. İstanbul’a, yani kendi merkezine kafa tutacak kadar güçlendi; orduları Kütahya’ya kadar dayanıp Osmanlı Devleti’nin varlığını tehdit eder hale geldiğinde, artık o sadece bir paşa değil, Mısır’ın fiili hükümdarıydı. Osmanlı’dan kopardığı imtiyazlarla kendi hanedanını kurdu ve Mısır’ı bir eyaletten, uluslararası diplomasinin ana aktörü olan modern bir devlete dönüştürdü. O, Mısır’ın aklıydı.

Üç Dev, Tek Miras
Bu üç isim, Mısır’ın sadece bir toprak parçası değil, bir vizyon olduğunu kanıtladı.

Hz. Yusuf toprağı doyurdu,
Sultan Baybars toprağı korudu,
Kavalalı ise o toprağın üzerine sarsılmaz bir devlet aygıtı kurdu.
Bugün Nil, hâlâ bu üç devin hikâyesini mırıldanıyor. Çünkü Mısır’da tarih, zincirlerini kıranların ve kendi kaderini kendi yazanların kaleminden çıkmıştır.

Mehmet Dulkadir
 Araştırmacı Yazar

Yorumlar