Turnadağ’dan Darağacına: Dulkadirli’nin Susturulan Sazı / Mehmet Dulkadir

Turnadağ’dan Darağacına: Dulkadirli’nin Susturulan Sazı

Tarih bazen sadece savaşlardan ve antlaşmalardan ibaret sanılır. Oysa asıl tarih, o savaşların yıktığı ocaklarda, susturulan sazlarda ve terk edilmek zorunda kalınan yaylalarda saklıdır. Bugün size, Anadolu’nun iki büyük nehrinin; Dulkadiroğulları ve Pir Sultan Abdal’ın nasıl aynı denize döküldüğünü anlatmak istiyorum.

Bir Beyliğin Tasfiyesi, Bir Halkın Yetim Kalışı

1515 yılındaki Turnadağ Savaşı, sadece Dulkadiroğulları Beyliği’nin sonu değildi; aynı zamanda kadim Türkmen geleneğinin "merkezi otoriteye" karşı verdiği o büyük varlık mücadelesinin de kırılma noktasıydı. Osmanlı’nın sarsılmaz düzeni karşısında yenilen Dulkadirli Türkmenleri, sadece siyasi bağımsızlıklarını değil, ruhlarını yasladıkları o özgür yaylakları da kaybetmeye başlamışlardı.
İşte tam bu noktada, o sessizliği bozan bir ses yükseldi Banaz’dan. Pir Sultan Abdal, elinde sazıyla, beylikleri yıkılmış, ağır vergiler altında ezilmiş, "öteki" ilan edilmiş o yetim Türkmen kitlesinin nefesi oldu.
"Şah" Dedikleri Siyasi Bir Figür müydü?
Pir Sultan’ın dillerden düşmeyen o meşhur "Şah’a gidelim" çağrısını bugün sadece bir sınır ötesi siyaset okuması olarak görmek, onun deyişlerindeki derinliği ıskalamaktır. Dulkadirli topraklarından binlerce atlının Şah İsmail’in peşinden Erzincan’a akması, sadece askeri bir destek değildi; o insanların gönlündeki "Mürşid-i Kamil" arayışıydı.

Pir Sultan için "Şah", adaletti. Pir Sultan için "Şah", Horasan’dan süzülüp gelen o kadim Türkmen ruhuydu. Dulkadirli beylerinin saraylarında susan sazlar, Pir Sultan’ın kucağında yeniden dile geldiğinde, aslında o yıkılan beyliğin halkına şunu fısıldıyordu: "Boyun eğmedik, buradayız!"
Hızır Paşa’nın Asıl Korkusu
Sivas Valisi Hızır Paşa’nın Pir Sultan’ı idam sehpasına gönderen o meşhur inadı, sadece bir "inanç" kavgası değildi. Hızır Paşa, o günün bürokrasisini temsil ediyordu ve en çok da eski Dulkadirli topraklarında hala kor gibi yanan o isyan ve özgürlük ruhundan korkuyordu. Pir Sultan’ı asmak, aslında o toprakların ruhunu hapsetmek demekti.
Ama başaramadılar.
Dert Bizde, Derman Yine Bizde
Bugün Anadolu’nun neresine giderseniz gidin, o kadim Dulkadirli topraklarında hala bir Pir Sultan deyişi yankılanır. Ne Turnadağ’daki bozgun ne de Sivas’taki darağacı o sesi susturabilmiştir.

Pir Sultan’ın dediği gibi;
> "Bize dertli derler, derman bizdedir."
Derman, o gün de bugün de aynı yerdedir: Safta, sözde ve özde bir olmakta. Çünkü bir beylik yıkılabilir, bir ozan asılabilir ama bir halkın bin yıllık sesi asla susturulamaz.

Mehmet dulkadir 
Araştırmacı yazar

Yorumlar