Dırık İbrahim AYTEKİN, 1901-1989: Çabuk öfkelenendiği için Dırık İbrahim lakabıyla tanınır. Fakirdi, iki öküzü vardı, yardım etmeyince öküzler bile yürüyemezlerdi. Yetimdi, babası askerken Erzurum’da hastalanıp ölmüş. Çift-çiydi ama fazla tarlası yoktu. İstiklal Savaşı’na katıldı, Gazi Madalyası aldı “Düşmanı Afyon’dan kovaladıklarını, İzmir’de denize döktüklerini” anlatırdı. İnönü’nün emir eriydi tebrik için Ankara’ya gitti, iş sözünü hatırlattı ama İnönü “Sizi tanımıyorum” deyince İbrahim İsmet Paşa’ya “Paşalığı da arıya vermiş-sin!” der.
Asabiliği: İbrahim hanımına sinirlenir “Senin adını kim koydu Nazlı, sen ada-mın tepesine çıkarsın. Ben seni istemiyorum, git!” der. Kadın gitmez “Öyleyse ben gideyim de sen rahatla!” der, Kayseri’ye gider. Gazi kimliği ile trene biner Erzurum’a gider birkaç gün sonra döner. “Seni çok aradık bulamadık” dedikle-rinde “Kayapınar’da bahçedeydim.” der. Damda çocukların oynamasına sinirle-nir, Gani’nin kızı oynayacağına soğan ekerim diye damı beller.
Aç Kedi: Ava gider tavşan avlar “Nazlı sen bunu mantı yap yiyelim.” der. Sabah tandır yanar yemek hazır olur. Kara Mehmet’e “Git kardeşlerini çağır.” der, Kara Mehmet gider gelmez. Abdullah gelir ona da kardeşlerini al gel yemek soğudu der, velhasılı giden gelmez. O ara kedi yemek ister kediye bir iki defa yemek verir. Hâlâ kardeşlerinden gelen yok. O ara kedi miyav diyerek dizine sürtünür, kardeşleri de gelmeyince kızar “Al öyleyse kedi, sen bizden daha aç-mışsın!” diye kedinin ensesinden tutup mantının içine sokar.
Lahana: İbrahim annesinin lahana siparişini unutur. Annesi lahanayı sorunca “Unuttum” der, annesi öfkelenir. Aynı gün Kayseri’ye lahana almaya gider. Gömeç’te köylülerimizle karşılaşır. Köylülerimiz “Biz iki tane aldık birini size verelim” der ve güçlükle ikna eder köye dönerler. İbrahim annesine “Siparişini al, pürünü ye sapını şuraya as” der. Annesi de kahrından yemeği yemez.
Dam: İbrahim bir gün damın başına çıkmak ister, bakar ki birçok kadın damın üstünde toplanmış. Her gün aynı manzara, damda toplanan kadınları kovmak ister kadınların gitmeye niyeti yok. Kendi kendine “Ben size yapacağımı bili-rim.” der, eline beli alır, damı baştan başa beller. Bunu gören kadınlar bir daha dama çıkmaz.
Allah Baksın: Kışın samanı biter, öküzleri Gıcıllı göle bırakır. “Yeter benim baktığım biraz da Allah baksın.” der. Öküzler eve tekrar gelir öküzlere “Çıkın buradan niye geliyorsunuz?” diye çıkışır. Köylü samanı bittiğini anlar ve saman verirler.
Yer Yok: İbrahim’in çocukları Kerem ve İdris yaz günü bir gün işe gider bir gün gitmezler. Babaları niye işe gitmiyorsunuz dediğinde otobüsde yer yok derler. Sabah erken kalkan İbrahim, şoför A. Mehmet’e “Bugün otobüsü ben tutacağım.” der. Durumu öğrenen A. Mehmet “İki oturak tut herkes binsin.” der.
Salma Attım: Muhtar Ali Mehmet Çamcı İbrahim’e “Sana salma atmışmıydım makbuzu getir bir daha salma almayalım” der. İbrahim, makbuzu bulamaz. “Bir makbuzu saklıyamadın.” diye sandığı kırar.
Hükümetten, hakimetten: Muhtar Ali Mehmet Çamcı’nın otoritesine dair yaşanmış bir anı: Demirci Süleyman'ın ayağı kırılan keçisi merada yayılırken mera bekçisi İbrahim keçiyi kovar, keçi tekrar gelir. Keçinin kulağını ısırır “Git lan hükümetten hakimetten Kölüğün Ali Mehmet’ten yazılı bir kâğıt getir, sen de yayıl ben de!” der.
Sıpa Sehimi: Eşekler gelmeyince annesi Dırık İbrahim’e “Kara Mehmet’i yanı-na al git bak.” der. İbrahim “Ana ben sehmimden vazgeçtim.” der.
Buğelek: İnekleri yayarken hayvanları büğelek tutar. Hayvanlar kaçışmaya başlar, İbrahim de onları çevirir arkalarından koşar. Köylünün biri İbrahim Ağa koşarak nereye gidiyorsun diye sorar “İnekleri büğelek tutar da beni tutmaz mı?” der.
Kurucaya bağlasınlar: Doktor İbrahim’e “Biraz sebze, ot ağırlıklı beslen” deyince “Çocuklara söyleyim beni Kuruca’ya bağlasınlar” der.
Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen görüş ve düşüncelerinizi buraya yazınız.