DULKADİROĞLU’NUN AYAK SESLERİ VE TARİHİN VİCDANI - Mehmet Dulkadir yazdı

DULKADİROĞLU’NUN AYAK SESLERİ VE TARİHİN VİCDANI

Tarih, sadece tozlu raflarda saklanan bir kronoloji yığını değil; bir milletin genetik hafızası, bugüne tuttuğu bir aynadır. Bu aynaya baktığımızda, Anadolu’nun ortasında bir çınar gibi yükselen Dulkadiroğulları’nın heybetli gölgesini görmemek mümkün değildir. 

Dulkadiroğlu demek, sadece Maraş’tan Elbistan’a, Malatya’dan Kayseri’ye uzanan bir coğrafya demek değildir. O, bir duruştur. Osmanlı’nın hısımı, Yavuz Sultan Selim Han’ın ana ocağı, Fatih’in akrabası olan bu köklü hanedan, Anadolu’nun harcı olan o büyük iradenin yapı taşlarındandır.

Efsaneler anlatır ki; Akdağ’ın sisli zirvelerinden süzülen ak doğanlar, sadece birer kuş değil, beyliğin adaletini ve birliğini temsil eden kadim gözcülerdi. Eğer bir obada ocak sönmüşse, eğer bir mazlumun ahı arşa yükselmişse, o ak doğanlar saray burçlarını terk eder, beyliğin üzerinden bereketi çekerlerdi. Anlatılır ki, Alaüddevle Bozkurt Bey döneminde darda kalan her kim varsa, yüzünü Akdağ’a döner ve bilirdi ki; Dulkadirli’nin adaleti en sarp kayaları bile eritecek güçtedir. Bu beyliğin harcı kılıçla değil, fedakarlıkla ve halkın rızasıyla yoğrulmuştur. Kendi benliğini beyliğinin bekasına kurban eden o şehzadelerin hikayesi, bugün bizlere makamın geçici, karakterin ise kalıcı olduğunu fısıldar.

Bugün modern dünya, dijital bir hapishaneye dönüşme tehlikesiyle karşı karşıyayken; insanın sadece bir rakamdan ibaret sayıldığı bu algoritma çağında, Dulkadirli ruhunun o insani ve vakur duruşuna ne kadar da muhtacız. Kendi toprağına bağlı kalmanın, gelenekle geleceği birleştirmenin önemini bize hatırlatan işte bu kadim mirastır.

Bir araştırmacı ve yazar olarak sormak gerekir: Bizler bu mirasa ne kadar sahip çıkıyoruz? Geçmişin o şanlı sayfalarını sadece bir gurur vesilesi olarak mı görüyoruz, yoksa bugünümüzü inşa ederken o köklerden besleniyor muyuz? 

Unutmayalım ki; kökü derinde olmayan ağacın, rüzgara karşı duracak takati olmaz. Dulkadiroğulları’nın tarihsel mirası, bugün bizim sadece geçmişimiz değil; dik duruşumuzun ve kültürel bağımsızlığımızın en büyük teminatıdır.

Araştırmacı Yazar Mehmet Dulkadir

Yorumlar