İstiklâl Savaşı Gazilerimizden
İsmail Türköz’ün Dilinden Kurtuluş Savaşımız
Serap Türköz –
(Gazimizin ses kaydından yazıya geçirilmiştir.)
Soru: Askere gidişinizi anlatır mısınız?
İsmail Türköz: Askere gitmeden önce bekardım. Evlenemedim. Çünkü kardeşim Samsun’da, babam Sarıkamış’ta askerdi.
Soru: Annenize bakacak kimse yok muydu?
Türköz: Yoktu. Daha sonra ben de askere gittim. Böylece üçümüz de asker olmuş olduk.
Soru: Seferberlikte kumandanınız kimdi?
Türköz: Harbiye Nazırı Adnan Paşa Erzurum’da ordu kumandanı idi.
Soru: Babanızdan haber alabiliyor muydunuz?
Türköz: Hayır. Haberi nereden alayım. Babamı bir daha göremedim. Ama kardeşim geldi. Çünkü o Samsun daydı. Cephede olmadığı için müfreze idi. Yani takipçiydi.
Soru: Savaş yıllarında bulunduğunuz yerler nereleriydi?
Türköz: Biz Akgöyün yaylası, Koç yaylası, Bayburt yaylası ve Sarıkamış’ta Palandöken yaylalarında bulunduk. Buralarda savaştık.
Soru: O sırada kimler kumandan olarak başınızda bulunuyordu?
Türköz: Ordu kumandanı Yakup Şevki Paşa, İstanbul’un Kadıköy’lüydü. Ali Hikmet Paşa kolordu kumandanıydı. Fırka kumandanımız Naci Tınaz ve alay kumandanımız da İbrahim Bey idi.
İbrahim Bey dedi ki cephane kalmadı. Asker kum gibi kaynıyor, hiçbir şey yok dedi. Dört fırka dağın ardında aç susuz bekliyor.
İsmet Paşa, Ali Hikmet Paşa’yla yanlarında birkaç askerle dolaşıp duruyorlar. Askerler de başı başa adeta oturuyorlar. Kemal Paşa, Yakup Şevki Paşa geri duruyorlar, düşünüyorlar.
Askerden biri geldi.
“Paşam cephane geldi. Yoksa biz boş tüfekle düşmanın başına mı çalacağız.”
İsmet Paşa:
“Polatlı’dan iki araba cephane akşamdan yola çıktı, hala gelmedi. Ne yapayım.” dedi.
O sırada bir onbaşı geldi:
“Paşam düşman bastı, cephane yetiştiremedim.”
Paşa:
“O zaman hayvanları kurtarsaydın.” dedi.
Bu sırada cephane geldi. Atlar toplar belenmiş, iyice görünmez olmuşlar. Bunun üzerine düşman baş gösterince bizim cephane yüklü atlar geri çekildi. Düşman cephane yüklü arabaların üstün gelemedi. Bizim asker düşmanı çembere aldı. Bir kısmını tutsak etti.
Kıbrıs Harekâtı Sorusu
Soru: Aynı şey Kıbrıs’ta 1974 harekâtında da olmuştu. Bilir misiniz?
Türköz: Evet. Hani Ecevit’in aldığı yer. O benim adamımın canı. Adamım o benim.
Soru: İşte senin adamının zamanında yapılan Kıbrıs savaşı için de bunlar söylenmişti. Biz Türklerin arasındaki sakallılardan korkuyoruz demişler.
Türköz: Doğrudur efendim.
Cephane geldi. Atların gözlerini öpmeyen zabit kalmadı. Cephane askerin içine dalıp gidiyor. Birer de pekişme verdiler. Yunan orduları daha başımızda.
Ali Hikmet Paşa dedi ki:
“Eğer bugün verdiğiniz toprağı yarın almazsanız hepinizi idam ettiririm. Altımız paralık Yunan askeri Türk topraklarında at oynatamaz.”
“Bu ne demek? Bu muharebe bize Hz. Peygamberimiz tarafından kalmıştır. Ya Türk ismi tarihten silinecek ya da bu Yunan buradan çıkacak.”
“Aziz şehitlerimizin kanıyla yoğrulan bu topraklar yalnız Türklere aittir ve olacaktır.”
Cephede Yaşananlar
4, 5, 6, 7. fırkalar harekete geçti. Ben 7. fırkanın 23. alayındaydım. Bu fırkada 32 ay durdum.
Kumandan 6. fırkaya süngü taktırdı. Çatır çatır süngü takıldı.
Kumandan dedi ki:
“Askerim etten kale yapıp öyle varacağız düşmana.”
Birbirinize hakkınızı helal edin dedi. Hücum emri geldi.
Allah… Allah… Allah… sesleri içinde asker hücuma kalktı. Koyun kuzuya karışır gibi 7. fırka hazır oldu.
Düşmanla karıştık. Düşman bozuldu kaçıyor.
Bu arada gide gide İbrahim Bey vuruldu. Alay kumandanımız şehit oldu. Gidiyordum ama gözüm doymuyordu.
Düşman tepeyi dolandı. Konya’nın ardından Karadağ’ı tuttu ve Afyon’a doğru gidiyor.
Amma biz yorulduk. Bir de dinlenelim dedik. Bir fişir fişir akıyor gavurun kanı.
Yaralanması
Soru: Yaa… insanın kanı öyle akarmış demek.
Türköz: Meğerse insanın kanı yağlı olurmuş. Toprağın yüzünden kayar gibi gelirmiş.
Düşman hem kaçıyor hem ateş ediyor. Sağ yanımda bir arkadaş vardı. Bir sıçrayınca eyvah dedim.
O da şehit oldu. Ben ilerledim. Kurşun şap etti, tüfek dalından düştü.
Nereden vurulduğumu bilemiyorum.
Sıhhiye erlerinin yanına vardım. Sargı bezi var mı dedim. Bizim sargı bezimizi ceketimizin içine dikmişler.
Sıhhiye elini göğsüme soktu. Arıyor bezi…
“Sen parçayı ben daha ölmedim.” dedim.
Kanlı elimle suratıma bir tokat çektim, şap diye yere yapıştı.
Neyse… Kolumu yalandan sardılar. Eli ayağı tutanları bu düşman işi belli olmaz Haymana’ya dediler.
Haymana Ankara’nın kazası. Düşman Afyon tarafındaydı.
Biz de ihtiyata yerleştik.
Bu metin çok değerli bir sözlü tarih kaydı. Bünyanlı bir gazinin cephe hatıralarını birebir aktarıldı
Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen görüş ve düşüncelerinizi buraya yazınız.