NE ÇEYİZ OLDUK, NE BUKALEMUN; SON KANA KADAR TÜRK KALDIK! / Mehmet Dulkadir

NE ÇEYİZ OLDUK, NE BUKALEMUN; SON KANA KADAR TÜRK KALDIK!

Tarihin tozlu sayfaları sessizleri değil, eğilmeyenleri yazar. Bugün herkes bilsin ki; Anadolu’nun kalbinde bir mühür gibi duran Dulkadirli ruhu, ne teslimiyetin zilletini bildi ne de kimliğini bir yerlere yama etti. Biz, devletlerin kurulup yıkıldığı o fırtınalı çağda, boynunu cellada uzatanlardan değil; kılıcını hakikatle bileyenlerdeniz!

Sarayların Değil, Dağların ve Törenin Sancaktarlarıyız

Bazıları gibi toprağımızı "çeyiz" niyetine başkalarına sunmadık. Bazıları gibi altın akçeler karşılığında beyliğimizi satmadık. Osmanlı, cihan devleti olma yolunda bir Fars’ın estetiğine bürünüp, bir Arap’ın lisanına sığınırken; biz Toroslar’ın zirvesinde, yaylaların serinliğinde sadece Türk kaldık, sadece Türkçe konuştuk. Sarayların ağır kokulu koridorlarında değil, öz be öz Türkmen obalarının isli çadırlarında devletin ve namusun izini sürdük.

1515: Bir İnat ve Şeref Abidesi
Turnadağ’da dökülen o son kan, bir bitiş değil; bir kimliğin ebedileşmesiydi. 

90 yaşındaki Alaüddevle Bozkurt Bey, at sırtında son nefesini verirken aslında tüm dünyaya şu mesajı haykırıyordu: "Dulkadirli evladı rüzgara göre yön değiştirmez, rüzgarı göğsünde parçalar!" Osmanlı ne zaman zora düşse, ne zaman "Han" ve "Hakan" olduğunu hatırlayıp aslına sığınmak istese, o sığındığı liman işte bizim bu saf ve sarsılmaz Türkmen genetiğimizdi.

Sevr’i Yırtan Ruh: Maraş’tan Antep’e Bir Volkan

Osmanlı’nın son döneminde, İstanbul’un bürokrasisi Sevr’in karanlığında çaresiz kalmışken; Dulkadirli ecdadının torunları kimseden emir beklemedi. Maraş’ta Sütçü İmam'ın patlayan tabancası, Antep’te Şahin Bey'in gövdesiyle siper olduğu o topraklar, 500 yıl önceki o "teslim olmaz" iradenin ta kendisiydi. Eğer o gün Dulkadirli coğrafyası ayağa kalkmasaydı, bugün ne bir vatandan ne de bir bayraktan bahsedebilirdik. Biz, Sevr’e muhtaç bırakılan bir devletin küllerinden, kendi kanımızla yeni bir vatan kuran o asil mayayız!

Ecdadın Mirası: Kahraman, Şanlı, Gazi!
Anadolu’nun başka yerlerinde işgalciler çiçeklerle beklenirken, bizim illerimiz kendi kendini kurtararak "Kahramanlık", "Gazilik" ve "Şanlılık" unvanlarını alnının akıyla kazanmıştır. Bu unvanlar kağıt üzerinde verilmedi; 1515’ten 1920’ye uzanan o bükülmez, sert ve inatçı Türkmen genetiğiyle bizzat savaş meydanlarında yazıldı.

Torunlarına Vasiyetimizdir:

Biz ne bukalemun gibi renk değiştirdik, ne de mevlitlerde ağlayarak kaderimize küstük. Biz savaştık, biz öldük ama özümüzden bir zerre dahi vermedik. Bugün bu toprakların her karışında Dulkadirli’nin o asil ve sert nefesi vardır.
Gurur Duy Evlat!

Sen, çeyizle verilenlerin değil; kanla vatan kuranların torunusun!


Mehmet dulkadir 
Araştırmacı yazar

Yorumlar