DULKADİRLİ HAFIZASININ SÖNMEYEN MEŞALESİ: FERİZ BEY VE BARAK TÜRKMENLERİ Mehmet Dulkadir yazdı

DULKADİRLİ HAFIZASININ SÖNMEYEN MEŞALESİ: FERİZ BEY VE BARAK TÜRKMENLERİ

Bir araştırmacı ve yazar olarak, ömrünü bu toprakların kadim şeceresine adamış bir kalemle ifade etmeliyim ki; Türkmen tarihinin en sarsıcı trajedisi, Horasan’dan Anadolu’ya, oradan Suriye çöllerine uzanan o bitmek bilmeyen yurt tutma kavgasıdır. Bu kavganın tam merkezinde ise, Dulkadiroğulları Beyliği'nin yıkılışından sonra başsız kalan milyonluk Türkmen kütlelerini bir arada tutan, töreyi ve imanı harmanlayan devasa bir figür durur: Feriz Bey.

Feriz Bey, sıradan bir aşiret lideri değil; Dulkadirli Devleti’nin o asil ve toparlayıcı ruhunun 17. yüzyıldaki son sancaktarıdır. Bugün elimizdeki 402 numaralı Tapu Tahrir ve 998 numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Diyar-ı Bekr defterlerine baktığımızda; bu toprakların her karışında Dulkadirli bakiyesi olan Beğdilli ve Barak oymaklarının silinmez mührünü görüyoruz. Suriye’den tarafıma ulaşan yeni kayıtlar ve "otağ" görselleri de açıkça göstermektedir ki; otağ sadece bir barınak değil, Dulkadirli nizamının kalbinin attığı yerdir.

Ancak bu büyük serüven, Rakka’nın Culab nehrinden başlayan ve "Acem’e gidiş" ile mühürlenen büyük bir küskünlükle nihayete ermiştir. Feriz Bey’in Anadolu’dan ayrılışı, sadece fiziki bir göç değil, Dulkadirli’nin o eski ihtişamlı günlerine duyulan bir özlem ve vedadır. Feriz Bey, halk hafızasındaki o meşhur sitem dolu dizelerinde şöyle seslenir:

"Horasan'dan çıkıp geldik Anadolu'ya,
Boyun eğmedik bizler hiç kula dünyaya.
Dulkadirli yurdunda biz çattık binayı,
Gider Feriz Beyim dumanlı dağlar..."

Onun kararlılığı, evladını dahi bu kutlu yol ve töre uğruna feda edecek kadar çelikleşmiş bir iradenin eseridir. Feriz Bey’in ardından yakılan ağıtlar, aslında parçalanan bir coğrafyanın feryadıdır:

"Feriz Beyim atın bindi yürüdü,
Tozu geldi yer yüzünü bürüdü.
Ayrılık hasreti bağrım eridi,
Kondun mu m’ola da Acem mülküne?"

Bugün Gaziantep’in bereketli Barak Ovası’ndan, Kadirli’nin sarp dağlarına ve Suriye’nin kuzeyine kadar her Türkmen evinde Feriz Bey’in adı bir dua gibi anılıyorsa; bu, Dulkadirli’den tevarüs eden o asil ruhun ölmediğinin kanıtıdır. Feriz Bey, Osmanlı’nın sınırlarını bekleyen bir kale, halkının karnını doyuran bir bey ve her şeyden öte Dulkadirli mirasının yaşayan hafızasıdır.

Araştırmacı - Yazar
Mehmet Dulkadir

Yorumlar