NEMRUT’A DÜNYAYI DAR EDEN İRADE, BİR HANE İÇİNDEKİ SİYASETLE Mİ SINANDI? Mehmet Dulkadir yazdı

NEMRUT’A DÜNYAYI DAR EDEN İRADE, BİR HANE İÇİNDEKİ SİYASETLE Mİ SINANDI?

Dünya tarihinin şahit olduğu en görkemli başkaldırılardan birini gerçekleştiren; Nemrut’un kibrini devirip putları baltasıyla sarsan o muazzam irade, acaba neden hane içindeki sessiz fırtınanın karşısında rüzgârsız kaldı? Meydanlarda imparatorluklara kıyameti koparan, ateşi gül bahçesine çeviren bir vakarı; bir annenin sitemiyle kendi öz evladını ve eşini ıssız bir vadiye emanet etmeye mecbur bırakan o ontolojik yarılma neydi?

Bir babanın; evlatlarından birini güvenli gölgelerde tutup, diğerini çölün insafına terk etmesi gibi görünen bu hüzünlü tercih, zihinlerdeki mutlak adalet terazisini titretmektedir. Yaratıcının “Bütün kullarım eştir” hükmü her zerrede yankılanırken; beşeriyetin imtiyaz ve sürgün, saray ve çöl arasındaki bu kadim ikilemi, yoksa bugün dahi süregelen “seçilmişlik” iddialarının ve genetik kutsallık atıflarının tarihteki ilk sancılı tohumu muydu?

Eğer dünyaya nizam veren en büyük rehberler dahi, kendi evlerindeki bir ayrışmanın önüne geçmekte zorlanıyorsa; bizler adaletin sadece meydanlarda değil, asıl vicdanların en mahrem köşesinde, bir beşiğin başında başladığını yeniden idrak etmek zorundayız. Bir evladın istikbalini peygamberlik mirasıyla tezyin ederken, diğerini sahipsizliğin ortasında bir mucizeye mahkûm etmek; sadece bir inanç meselesi değil, yaratılmışın hukukuna dair tarihin sinesinde duran en ağır sualdir.

Mehmet Dulkadir
Araştırmacı Yazar

Yorumlar