TARİHİN DERSİ: KURTLAR SOFRASINDAN ÇELİK ZIRHLARA TARİHİN KANLI SOFRASI: ŞEHSUVAROĞLU ALİ BEY Mehmet Dulkadir yazdı
TARİHİN DERSİ: KURTLAR SOFRASINDAN ÇELİK ZIRHLARA
TARİHİN KANLI SOFRASI: ŞEHSUVAROĞLU ALİ BEY
Zamanın tozlu sayfaları arasında, 1522 yılının sert rüzgarları Tokat kalesinin burçlarında uğuldarken, bir devrin sonu muazzam bir hile ile hazırlanıyordu. Patrona Halil’den asırlar evvel, devletin bekası ile sadakatin imtihanı aynı sofrada düğümlenmişti.
Şehsuvaroğlu Ali Bey; sırtında Dulkadirli’nin vakarı, göğsünde Turnadağ’ın ve Mısır çöllerinin zafer nişanlarını taşıyordu. O, Yavuz’un "babam" dediği, kılıcı keskin, sözü senet bir bey idi. Lakin yükselen her güç, merkezin gölgesinde bir fırtına habercisiydi. Dönemin devlet ricali için Ali Bey, artık sınırları aşan bir nüfuzun ve ihtişamın adıydı.
O gün Tokat, sinsi bir davetin sessiz şahidi oldu. Ferhad Paşa’nın kurduğu sofra, bir dost meclisi değil, siyasetin soğuk ve keskin yüzüydü. Ali Bey, beraberinde evlatlarını da alarak o meclise vardığında, devletin davetine icabet etmenin gönül rahatlığı içindeydi. Ne var ki, ekmeğin bölündüğü, tuzun paylaşıldığı o anlarda, kaderin hükmü çoktan verilmişti. Bir işaretle başlayan kargaşa, asil bir soyun son temsilcilerini bir ziyafet sofrasında tarihin bağrına düşürdü. Ali Bey ve oğulları, pusunun ortasında kalırken, sadece bir hanedan değil, Anadolu’nun kadim bir beyliği de son nefesini o gün Tokat’ın serin havasında bıraktı.
SİYASETİN KANLI MİRASI: KURTLAR SOFRASI
Osmanlı’nın "Devlet-i Ebed Müddet" idealinde, bazen en sadık başlar, nizam-ı alem için bu "Kurtlar Sofrası"na meze edilmiştir. Ali Bey’in trajedisi ne ilk ne de sondu. Cem Sultan’ın Rodos’ta uzatılan zehirli şerbetle sönen hayalleri, Kavalalı’nın Kahire Kalesi’nde yüzlerce Memlük beyini bir ziyafet çıkışında kurşun yağmuruna tutması ve Patrona Halil’in "karizmasını çizdirmemek" adına okuyamadığı o ikaz dolu kağıdı cebine koyarak kendi sonuna yürümesi...
Hepsi aynı gerçeği haykırıyordu: İktidar boşluk kabul etmez ve kurulan her sofra, karın doyurmak için kurulmaz.
DÜNDEN BUGÜNE ALINAN DERS: İTİMAT KONTROLE MANİ DEĞİLDİR
Bugün modern devlet başkanlarının, bir başka ülkeye giderken yemeğini binlerce kilometreden getirmesi, kendi mutfak ekibini ve suyunu yanında taşıması, hatta geçtiğimiz günlerde bir başka ülkede şahit olduğumuz üzere en yakınındakilerin üzerini aratacak kadar titizlenmesi; bir "ev sahibi nezaketsizliği" değil, asırlarca süren bir "tecrübe süzgecidir."
Şehsuvaroğlu Ali Bey’in evlatlarıyla birlikte düştüğü o davet pusu, bugün en yüksek teknolojiyle donatılmış güvenlik protokollerinin harcı olmuştur. Liderler bugün binlerce kilometreden kendi kap-kacağını getiriyorsa, bu, Dulkadirli’nin asil beyinin o gün gösterdiği sarsılmaz ama tedbirsiz güvenden çıkarılan bir derstir.
Artık devlet aklı bilmektedir ki; "Kurtlar Sofrası"nda oturuyorsanız, size sunulan lokmayı değil, elinizi tutan bileği kontrol etmelisiniz. Zira tarih, tedbirini unutanı değil, hıyaneti unutmayanı yaşatır.
Dulkadiroğlu Ali Bey'in aziz hatırası önünde, tarihin bu keskin dersini bir kez daha not düşüyoruz: Sadakat bir bey için şereftir, lakin devlet yöneten için "mutlak şüphe" bir zırhtır.
Araştırmacı yazar
Mehmet Dulkadir
Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen görüş ve düşüncelerinizi buraya yazınız.