ARZ-I MUKADDES’TEKİ KUTUP YILDIZI: GADİRİYYE MEDRESESİ Mehmet Dulkadir yazdı

ARZ-I MUKADDES’TEKİ KUTUP YILDIZI: GADİRİYYE MEDRESESİ

Kudüs-i Şerif’in kalbi Mescid-i Aksa’nın kuzey surlarında, zamanın ve mekânın büküldüğü o mübarek eşikte, taştan bir rüya gibi yükselen Gadiriyye Medresesi; sadece iki katlı bir mimari gövde değil, Anadolu’nun ruh kökünden fışkıran Dulkadiroğlu dehasının, ilmi ve imanı arza çaktığı sarsılmaz bir çividir. 
Hicri 836 (Miladi 1432) yılında, asaletini tarihin şanından alan Nâsıruddin Muhammed Bey’in irade-i seniyesi ve iffet abidesi Mısır Hatun’un zarif nezaretiyle inşa olunan bu abide, ilmin yeryüzündeki saltanat merkezinin neresi olduğunu ilan eden ümmet çapında bir manifestodur.

Dulkadiroğulları’nın şanını cihana duyuran Nâsıruddin Muhammed Bey, sadece kılıcıyla coğrafyalar fetheden bir serdar değil; kalbiyle ve aklıyla mana aleminin zirvelerine taht kurmuş bir "Sultanü’l-Ârifîn"dir. Onun ilmi, medreselerin kuru duvarları arasında sıkışmış basmakalıp bir ezber değil; ötelerden asaletle mayalanmış sarsılmaz bir basiretle yoğrulmuş ledünnî bir deryadır.

### Akıl ile Kalbin İttihadı: Ledünnî Bir Deha

Nâsıruddin Muhammed Bey, zâhir ilimlerin (fıkıh, hadis, kelam) satırlara dökülmüş kurallarını, bâtın ilminin sadırlara işlenmiş sırlarıyla birleştirebilmiş nadide bir dehadır. Onun devlet idaresindeki adaleti, şer'î hukuka olan derin vukufiyetinden; beyliğini kırk yılı aşkın bir süre fitnelerden azade kılan siyasi dehası ise, eşyanın hakikatine nüfuz edebilen o keskin ilahi ferasetinden neşet eder. O, elinde kelâmın kalemi, sinesinde aşkın ateşiyle yürüyen bir bilgedir. İlim meclislerinde ulemanın diz çöküp feyiz aldığı, çetin fıkhi meselelerde son sözü söyleyen müçtehit vakarlı bir devlet aklıdır. 

### Taşın Sırrı ve Mimari Ontoloji

Gadiriyye, Geç Dönem Memlük estetiğinin riyazi mükemmelliğiyle Dulkadirli’nin vakur ruhunu tek bir potada eriten bir başyapıttır. Yapının Taçkapısı (Portal), adeta semanın katmanlarını betimleyen mukarnaslarıyla, mimariyi somut bir hitabet sanatına dönüştürür. Kesme taş blokların dikey hiyerarşisi, ilahi nizamın yeryüzündeki tecellisidir. Alt katın kavisli çapraz tonozları, beyliğin sarsılmaz iradesi gibi toprağa kök salarken; üst katın Mescid-i Aksa’nın avlusuna açılan pencereleri, aklın ve kalbin vahiy sükûnetiyle kurduğu ebedî diyaloğun gözleridir. Bugün bu muazzam yapının üst örtüsünün (çatısının) göğe açık olması, mimari bir noksanlık değil; bilakis, medresenin sinesinde yetişen ilmin ve zikrullahın, arş-ı âlâ ile arasına hiçbir fani perdeyi kabul etmeyişinin kozmik bir nişanesidir. Gadiriyye, başı açık bir derviş gibi vakur, fakat gök kubbeye meydan okuyacak kadar azametlidir.

### Vakfiyenin Hukuki Celâli ve Evrensel Nizam

Bu medresenin vakfiyesi; parayla ölçülen mülklerin kuru bir dökümü değil, Dulkadiroğulları’nın cihanşümul hukuk ve medeniyet tasavvurunun taşa ve parşömene yazılmış anayasasıdır. Müderrisin nefesinden talebenin kandildeki yağına, kütüphanecinin hassasiyetinden kapıcının sadakatine kadar en ince kılcal damarlarına kadar örülen bu vakıf nizamı, Maraş ve Elbistan’ın bereketini Kudüs’ün manevi potasında eritmiştir. Vakfiyenin hatimesindeki o dehşetengiz celâl; bu ilim merkezinin ruhuna, aslına ve vakarına el uzatacak olanlara karşı nizam-ı âlemin indirdiği ilahi bir kılıçtır. Gadiriyye, yetiştirdiği kadılar, müftüler ve ulema silsilesiyle, İslam coğrafyasının entelektüel haritasını çizen bir darülfünun, yeryüzü irfanının hakanıdır.

Burası, Toroslar'ın asil rüzgârını zeytin ağaçlarının sükûnetiyle nikahlayan, Dulkadiroğulları’nın kıyamete kadar baki kalacak en şanlı mefkûre mührüdür!

Araştırmacı - Yazar
Mehmet DULKADİR

Yorumlar