KAYSERİ’DE TARİHİ BİR UYGUR AİLESİ:TAC-I KIZIL / ALTIN TAÇ HANEDANI / Seyit Burhanettin Akbaş yazdı

KAYSERİ’DE TARİHİ BİR UYGUR AİLESİ:
TAC-I KIZIL / ALTIN TAÇ HANEDANI / Seyit Burhanettin Akbaş yazdı 
Kayseri’de Moğol istilasından sonra mantar gibi her yanı Oğuz boylarının adlarını taşıyan yerler sarar: Yazır, Kızık, Kınık, Salur, Kayı gibi. 14. yüzyılın başlarında ise bir Uygur ailesi Kayseri’ye yerleşir ve kendi sülale lakaplarını taşıyan bir mahalle kurarlar. Bu mahalle Tac-ı Kızıl Mahallesi’dir.
Tac-ı Kızıl adı Kayseri’ye yerleşen İlhanlılar adına Anadolu Valiliği yapmış Esen Kutluğ’un aile lakabıdır. Konu hakkında geniş bilgiler veren Mehmet Çayırdağ, Tac-ı Kızıl lakabının Esen Kutluğ’un İlhanlı sarayında hükümdar tacının korunması ile ilgili bir görev üstlenmesinden kaynaklanabileceğini söylemektedir. Tarihi kaynaklara göre Esen Kutluğ’un diğer bir adı da Tacdar Şemseddin Ahmed imiş.
Esen Kutluğ ile birlikte Kayseri’ye bir Uygur yerleşimi olmalı ki Kayseri’de Yoğunburç, Sivas Kapısı ve Sultan Hamamı arasında Tac-ı Kızıl isimli bir mahalle kurulmuş. Bu çerçevede Esen Kutluğ’un da ömrünün sonunu Kayseri’de geçirdiği ve burada vefat ettiği bilinmektedir. Kayseri’deki bu mahalleye Tac-ı Kızıl Mescidi ismiyle bir de mescit yaptırdığı kayıtlarda yer almaktadır.
Esen Kutluğ’un bir de erkek kardeşinin varlığı bilinmektedir. Kür Buga isimli bu şahsın da adı Anadolu emirleri arasında geçiyor. Esen Kutluğ’un ve Tac-ı Kızıl Ailesinin şeceresini Vakıflar Dergisi’nin XXVII. Sayısında yayınlayan Mehmet Çayırdağ, bu sülalenin Altan Han’a kadar uzanan köklü bir aile olduğuna değinmektedir.
Ailenin Esen Kutluğ’a kadar soy ağacında şu isimlere rastlanmaktadır: Altan Han, Tosbuga, Kencik, Sungur, Kılıç, Tuğrul Bey, Tarım, Şenba (Sencer) ve Esen Kutluğ...
Esen Kutluğ’un oğlu Emir Zahireddin Mahmud M.1329-1333 yılları arası Anadolu valiliği yapmıştı. Bu süre içerisinde Emir Mahmud’un Bünyan İlçesine bir cami yaptırması manidardır. Bünyan Ulu Camii, Emir Mahmud’un valiliği döneminde tamamlanmıştır. Bu camiin mimari özelliklerini inceleyen Rahmetli İsa Yusuf Alptekin ve diğer Uygur dostlarımız mimari özelliklerinin Doğu Türkistandaki tarihi yapılara benzediğini söylemişler ve bu camiye “Uygur Camii” ismini takmışlardı.
Bu aileye ait bir başka belge de Kayseri’deki Tekgöz Kaplıcası, Kudret Hamamı ve Kalkancık köyünün gelirlerinin Saide Sultan adına vakfedilmesidir. Ailenin bu kolu Emir Zahireddin Mahmud’un oğlu Mesut ve torunu İbrahim’in oluşturduğu kol imiş ki Çayırdağ Hoca, adı geçen yazısında bu ailenin bugün Kayseri’deki Altıparmak sülalesi olduğunu söylüyor. Bu aile bu vakıftan hisse almakta imiş.
Emir Zahireddin Mahmud’un Mesut dışında Ay Melik, Muhammed ve Emir Taşkın Paşa adlarında oğullarının varlığı bilinmektedir. Bunlar arasında Emir Taşkın Paşanın eserleri bugün de ayakta duruyor. Ürgüp’ün Damsa (şimdiki adıyla Taşkınpaşa) köyünde cami, türbe ve medreseden oluşan bir külliyesi vardır. Bu eserleri ortaya koyan Taşkın (Taşun) paşa ve oğlu Süleyman’ın Eratna döneminde Ürgüp yöresinin emirleri oldukları söylenmektedir. Eratna Beyliği de bilindiği gibi Uygur yöneticilerinin kurdukları bir beylik idi. Taşkın Paşanın Ürgüp’te vefat ettiği ve bu köydeki türbenin de ona ait olduğu sanılıyor. Yine bir başka kayıt Taşkın Paşanın Konya’nın Kemertaş köyünü satın aldığını göstermekte imiş. (1350)
Tac-ı Kızıl ailesinin eserlerinin adlarının yaşatıldığı yerleri şöyle sıralayacak olursak:
1.Kayseri’de Tac-ı Kızıl Mahallesi, Tac-ı Kızıl Mescidi
2.Bünyan’da Ulu Camii
3.Kayseri’de Kalkancık Köyü, Tekgöz Kaplıcası, Kudret Hamamı
4.Ürgüp’te eski adı Damsa, yeni adı Taşkınpaşa olan köyde cami, türbe ve medrese
5.Konya’da Kemertaş köyü
Bu yerler Tac-ı Ailesinden insanların yerleşebileceği yerlerdir. Bunlar arasında Kayseri’nin Tac-ı Kızıl Mahallesine ve Ürgüp’ün Taşkınpaşa köyüne bu aileden insanların yerleştiği kesindir. Kayseri’de Kalkancık köyü ile diğer eserlerin vakıf malından hisse alan aileler bulunduğuna göre Tac-ı Kızıl ailesinin bir kolundan buraya yerleşenlerin bulunduğuna kesin gözüyle bakabiliriz. Diğer yörelerde de bu Uygur ailesine ait yerleşimin olup olmadığını söylemek için yeni belge ve bilgilere ihtiyaç olacağı muhakkaktır.
Kayseri şehri aslında Uygur Türklerinden Sultan Alâaddin Eratna gibi bir büyük beyi de bağrında bulunduruyor. Kayseri’de Köşk Medrese’de Sultan Alâaddin Eratna’nın mezarı ve hemen yanında genç yaşta öldürülen oğlu Mehmet’in mezarı ile diğer oğlu Alâaddin Ali’nin mezarı bulunmaktadır

Yorumlar