*Anamdan Emdiğim Süt*
*Burnumdan Geldi*
Osmanlı Hanedan Hukukunda Kardeş Katli, 1595 Katliamı
ve Bir Deyimin Tarihsel Kökenine Dair Multidisipliner Bir İnceleme
*Mehmet Dulkadir · Araştırmacı-Yazar*
✦
Osmanlı Hukuku · Adli Tıp · Deyim Bilimi · Kolektif Bellek
Nizam-ı Âlem · III. Mehmed · Selânikî · Kardeş Katli · 1595
Dil, Tarihin Fosilidir
Türk dilinin kalıcı imgelem hazinesine yerleşmiş olan "Anamdan emdiğim sütü burnumdan getirdi" deyimi, pek çok kişi tarafından yalnızca edebi bir abartı figürü olarak algılanmaktadır.
Bu çalışma ise söz konusu deyimin kökeninde salt bir retorik süslemenin değil; 1595 yılında III. Mehmed'in cülus töreninin kanlı gölgesinde gerçekleşen ve tarihçilerin "Harem'in en büyük kıyımı" olarak tescil ettiği toplu infaz gecesinin somut, bedensel bir izinin yattığını öne sürmektedir.
Lucien Febvre'nin deyişiyle, "Bir toplumun sözcükleri, o toplumun yaşadığı tarihin fosilleridir." Bu çalışmanın odağındaki deyim de tam da böyle bir fosil niteliği taşımaktadır: Sarayın dilsiz ve soğuk koridorlarında bizzat yaşanmış, insanlığın sınırlarını zorlayan somut bir anın dil içinde kristalleşmesi.
Vakanüvis Selânikî Mustafa Efendi'nin birinci el tanıklıkları, Venedik balyosunun diplomatik arşiv kayıtları ve modern Osmanlı tarih yazımının kurumsal analizleriyle çapraz okunan bu çalışma; hanedan hukukunun teolojik meşruiyet zemini, cinayetin biyomekanik boyutu ve toplumsal travmanın dile nasıl kazındığı meselelerini bütünleşik bir perspektiften ele almaktadır.
Egemenlik, Fitne ve Şiddetin Kurumsal Mantığı
Osmanlı devlet geleneğinde egemenlik, bölünemez ve devredilemez bir ilahi emanet olarak tasarlanmıştır. Bu kurguda iktidarın çoğullaşması; siyasi değil, kozmolojik bir felaket olarak tanımlanır. Nizam-ı Âlem doktrini, düzen ile kaos arasındaki ontolojik savaşı devletin bütünlüğüne indirgemiş ve bu bütünlüğü tehdit eden her unsuru —ister dış düşman, ister iç rakip olsun— meşru hedef ilan etmiştir.
Kanunname-i Âl-i Osman · II. Mehmed
"*Her kimesneye evladımdan saltanat müyesser ola,* *karındaşların nizam-ı âlem için katletmek münasiptir; ekser ulema dahi tecviz etmiştir."*
Dönemin önde gelen fakihleri, söz konusu pratiği ehven-i şer çerçevesine oturtmuştur: Bir şehzadenin canı, potansiyel iç savaşta yitirilecek yüz binlerce Müslüman canından daha değersizdir. Manevi denklem kurulmuş; matematiksel soğukkanlılık ahlaki vicdanın önüne geçirilmiştir.
*Siyasi otoritenin araçsallaştırdığı Bakara 2:217 ayeti —"Fitne çıkarmak, adam öldürmekten daha büyük bir günahtır"*
— asıl bağlamından koparılarak saray cellâtlarını psikolojik olarak izole etmiştir. Görev ifa edenler, bir cinayet işlediklerini değil; devletin bütünlüğünü koruduklarını hissederek vicdanlarını susturabilmişlerdir. Bu mekanizma, Hannah Arendt'in geliştirdiği "kötülüğün sıradanlığı" kavramıyla çarpıcı biçimde örtüşmektedir.
"O gecenin dehşeti soğuk bir istatistikle özetlenebilir:
Bir gecede, aynı anda, 19 şehzade."
— 1595 · Topkapı Sarayı · III. Mehmed'in Cülusu
1595 Katliamı · Kıyımın Nüksü ve Adli Boyutu
Cülus ve Ölüm Ritüeli
III. Mehmed, 1595'te babası III. Murad'ın ölümü üzerine tahta geçmiştir. III. Murad, şehzadeleri sancaklara göndermek yerine İstanbul'da tutmuş; bu uygulama, tahta geçişi tarihte görülmemiş ölçüde kanlı kılmıştır. Osmanlı tarihinin belgelenmiş en büyük tek seferlik kardeş katli olma özelliğini bugün de korumaktadır.3
Bunların bir kısmı henüz sütten kesilmemiş bebeklerdi; bir kısmı ise ergenlik çağına ulaşmamış çocuklardı. Saray protokolüne göre infazlar, asil kanın dökülmemesi ilkesi uyarınca ipek kement ya da kumaşla boğma —mekanik asfiksi— yöntemiyle gerçekleştirilmişti.
Tarihsel Kaynaklar
En sağlam birincil kaynak, vakanüvis Selânikî Mustafa Efendi'nin Tarih-i Selânikî'sidir. Selânikî, 19 şehzadenin tabutunun aynı anda saray kapılarından çıkarılışını, İstanbul sokaklarında annelerin feryat edişini ve bazı şehzadelerin henüz çok küçük yaşta olduğunu resmi kayıt altına almıştır.4
Selânikî'nin anlatısı, kurumsal sadakat yükümlülüğüne rağmen satırlar arasında bir vicdani çatışmayı hissettirmektedir. Birbiri ardına sıralanan tabutların soğuk betimlemesi; betimleyicinin öfkesini, acısını ve dehşetini bastırılmış biçimde içinde barındırmaktadır. Selânikî bize yalnızca ne anlattığıyla değil —ne anlatmaktan kaçındığıyla da— öğretmektedir.
Osmanlı divan kaleminin ötesinde, Venedik balyosu Matteo Zane'nin raporları çok daha açık yüreklilikle aktarmıştır: Katliamın annenin kollarından koparılan süt emen bebeklere de uygulanmış olduğunu.
Archivio di Stato di Venezia, 15955
Adli Tıp Perspektifinden · Bir Deyimin Biyolojik Kökeni
Bir deyimin kökenini gerçekten anlamak için, o deyimin barındırdığı fiziksel sürecin tıbbi gerçekliğine inmek kaçınılmazdır. İpek kement ya da kumaşla gerçekleştirilen boğma şu aşamalardan geçer: Boğazın dış basıncı soluk borusunu ve şah damarlarını tıkar; oksijen taşıyan kan beyne ulaşamaz. Göğüs kafesindeki basınç ani ve şiddetli biçimde artar; karın boşluğunun içeriği yukarıya, özofagusa ve boğaza doğru itilir.
Yutma refleksi henüz gelişmemiş olan bir yenidoğanda, mide ve özofagustaki sıvı içerik —anne sütü— ağıza ve burun boşluğuna geri çıkar. Bu adli gerçeklik, yenidoğan asfiksi vakalarında modern adli tıp otopsilerinde de teyit edilmektedir.7
Deyimin dilimize yerleşmesinin tarihsel tetikleyicisi, büyük ihtimalle o gecenin dehşetine tanıklık eden bir saray görevlisinin ağzından sızan fısıltıdır. Bu fısıltı, ağızdan ağıza geçerek önce İstanbul'un dar sokaklarında, ardından taşra kasabalarında dolaşıma girmiş olmalıdır.
Şunu vurgulamak gerekir ki bu çalışma, söz konusu bağlantıyı kesin nedensellik olarak değil; tarihsel kanıtlarla desteklenmiş kuvvetli bir köken hipotezi olarak sunmaktadır. Bununla birlikte, 1595 katliamının gerçekliği, saray infazlarının biyomekanik sonuçları ve toplumsal travmanın dil üzerindeki belgelenen etkileri; bu hipotezi tesadüfî bir benzerliğin çok ötesine taşımaktadır.
Kolektif Travma · Dilin Koruma Mekanizması
Toplumların olağandışı kolektif acıları işleme biçimlerinden biri, bu acıyı dilde ve ritüelde kristalleştirmektir. Bireysel travmalarda psikanalizin bastırma mekanizması ne ise, toplumsal travmalarda deyimler, atasözleri ve ritüeller de odur: İfade edilemez olanı, anlam taşıyan bir forma sokmak.
Maurice Halbwachs'ın kolektif bellek kuramı ve Aleida Assmann'ın kültürel bellek modeli çerçevesinde ele alındığında; söz konusu deyimin işlevi yalnızca abartılı bir benzetme değil, bir toplumun kurumsal şiddeti hafızaya nakletme stratejisidir.9
1595 katliamının kurumsal bir çöküşü de tetiklediği bilinmektedir. Tarihçi Baki Tezcan'ın analizi, bu katliamın ardından yükselen toplumsal vicdanın, I. Ahmed döneminde Ekber ve Erşed sisteminin —en yaşlı ve olgun hanedan üyesinin tahta geçmesi ilkesinin— benimsenmesini zorunlu kıldığını ortaya koymaktadır. Toplumsal hafıza, kurumsal dönüşümü zorlamıştır.10
Sonuç · Dört Yüzyıllık Yankı
"Anamdan emdiğim sütü burnumdan getirdi" deyimi, büyük olasılıkla salt edebi bir imgeden beslenmemektedir. 1595 yılı sonbaharının o karanlık gecesinde saray koridorlarında yaşanan somut, gözlemlenebilir bir anın —annesinin kucağından koparılan bir bebeğin boğulma sırasında yaşadığı akut asfiksi sahnesinin— toplumun dilsel belleğinde bıraktığı derin izin ürünüdür.
Bugün bu deyimi kullanan her kişi, farkında olsun ya da olmasın, dört yüzyıl öncesinin o saray gecesindeki masum bir bebeğin son nefesine ve bir annenin çaresizliğine ortak olmaktadır. Dil bu anlamda yalnızca bir iletişim aracı değil; tarihin en utanç verici sayfalarını gelecek nesillere aktaran dilsiz bir tanıktır.
✦ ✦ ✦
Notlar ve Kaynaklar
3 III. Mehmed'in cülusu: Peirce, The Imperial Harem (1993), s. 38–51.
4 Selânikî Mustafa Efendi. Tarih-i Selânikî. Haz. Mehmet İpşirli. TTK Yayınları, Ankara, 1989. c. 1, s. 413–415.
5 Zane, Matteo. Relazioni degli Ambasciatori Veneti al Senato. Archivio di Stato di Venezia, 1595, Filza 26.
7 Türkiye Adli Tıp Kurumu, Adli Tıp Dergisi, c. 24, s. 2, 2010. Yenidoğan asfiksi vakalarına ilişkin otopsi bulguları.
9 Halbwachs, Kolektif Bellek (2017), s. 67–89; Assmann, Kültürel Bellek (2015), s. 111–134.
10 Tezcan, Baki. The Second Ottoman Empire. Cambridge University Press, 2010, s. 35–58.
Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen görüş ve düşüncelerinizi buraya yazınız.