BÜYÜK GAZZE TESLİMİYETİNİN JEOPOLİTİK DEŞİFRESİ Mehmet Dulkadir yazdı

BÜYÜK GAZZE TESLİMİYETİNİN JEOPOLİTİK DEŞİFRESİ
Gazze'nin Tabutuna Çakılan Son Çivi Üzerine Bir Zemin Okuması
"Harp hiledir." — Hz. Muhammed (s.a.v.)
"Yenilen taraf, kazananın dilini benimsediğinde, savaş zaten bitmiştir." — Frantz Fanon
Tarih, büyük ihanetlerini hiçbir zaman kendi kıyafetiyle giydirmez. Kartaca ateşe koşarken Roma "barış" diyordu; Endülüs çökerken Reconquista ilahiler söylüyor, zafer yortuları düzenliyordu. Bugün de Orta Doğu’nun enkazı üzerinde "diplomatik başarı" kelimeleri, birer beyaz kefen gibi ölülerin üstüne serilmektedir. Perdeyi yırtmak ve sahne arkasındaki kanlı muhasebeyi, Ankara-Şam-Beyrut hattında dönen o devasa çarkı deşifre etmek gerekiyor.
I. RİSK VE MALİYET İHALESİ
Müslümanı Müslümana Kırdırmanın Muhasebesi
Savaşın en kirli sanatı, düşmanı başka birinin eliyle yok edip masum kalmaktır. Roma buna foederati (barbar müttefikler) diyordu. Bugün de yöntem aynıdır.
Tel Aviv’in askeri ve ekonomik yorgunluğunu aşmak için, İsrail’i kuzeyden boğazlayan Hizbullah-İran lojistik hattının tasfiyesi —yani en kanlı görev— Ankara'nın garantörlük şemsiyesi altındaki yeni Şam yönetimine ihale edilmiştir. Bu ihale yalnızca Suriye'nin sınırlarında bitmemekte, bir ahtapotun kolları gibi Lübnan'ın bağrına uzanmaktadır. Ankara, Şam üzerindeki hamiliğiyle, farkında ya da değil, Beyrut'un da siyasi ve askeri kaderini tayin eden gizli bir matrisin merkezine yerleşmiştir.

Aktör
Kazanç / Maliyet

İsrail
Sıfır asker, sıfır kurşun, sıfır uluslararası baskı.

Bölge
Suriye sahasında akan Müslüman kanı ve harcanan siyasi sermaye.


II. NEFES BORUSUNU KESMEK VE İÇERİDEN AÇILAN KAPI
Gazze direnişi, yıllarca Suriye-Lübnan koridorunun gizli dehlizlerinden süzülen damarla yaşadı. Bugün Şam’ın yeni sahipleri, Ankara'nın çizdiği stratejik yeşil hat dahilinde İran ve Hizbullah unsurlarını temizledikçe, Gazze’nin bu son nefes borusu da sessizce kırılmaktadır. Lübnan sahnesinde Ankara'nın üstlendiği bu dolaylı ama devasa rol, direnişin Akdeniz'e açılan kapılarını birer birer kilitlemektedir.
Kuzey kapatılıyor, batıda deniz ablukası, doğuda çöl, güneyde ise Mısır’ın çelik kapısı... Gazze, dört duvarı örülmüş bir odaya ve Akdeniz kıyısında bir sürgün adasına dönüşmektedir. Bölgesel aktörlerin "bölgesel istikrar" dediği şey budur. Oysa mezarlıklar da istikrarlıdır ve ölüler şikayet etmez.
Bu teslimiyetin iç cephesinde ise El-Fetih yer almaktadır. Mahmud Abbas yönetimi, Gazze yanarken İsrail ile güvenlik koordinasyonunu kesmeyerek yapısal bir tercih yapmıştır. Washington-Riyad-Ankara-Şam dörtgeninin yeni planı; direnişi evcilleştirmek, Hamas’ı tarih sahnesinin dışına itmek ve teslim alınmış enkaz üzerinde El-Fetih’i sembolik bir idareci kılmaktır. Bölünmüş bir dava, kazananların yazdığı tarihe gömülmeye mahkumdur.
III. SAHNE ARKASI VE ANKARA'NIN GÖLGESİ
Bu jeopolitik tiyatroda roller acımasızca dağıtılmıştır:
• Senaryo: Washington stratejisi ve Tel Aviv mimarlığı.
• Sahne Tasarımı & Finans: Riyad’ın petrodolar diplomasisi.
• Garantör & Uygulayıcı Güç: Şam'daki yeni rejimin arkasındaki irade olarak Ankara.
• Figüranlar: Gazze’nin enkaz altındaki çocukları.
İşte bu sahnenin en dramatik, en can yakıcı perdesi burada açılmaktadır: İsrail ordusunun doğrudan çarpışmaya cesaret edemediği, Gazze'nin tünellerinde boğulduğu Hamas'la; Suriye, Lübnan ve bölge genelindeki vekalet savaşları üzerinden dolaylı olarak çarpışan, ironik bir şekilde Ankara'nın bizzat kendisidir. Ankara, coğrafyadaki nüfuz alanını genişletmek ve "ılımlı bir tampon kuşak" oluşturmak hülyasıyla hareket ederken, farkında olmadan bu kirli senaryonun en büyük icra makamı haline gelmiştir. İsrail'in göze alamadığı maliyeti üstlenen, Hamas'ın bölgesel derinliğini Şam ve Lübnan üzerinden tasfiye eden el, ne acıdır ki Ankara'nın garantörlük eli olmuştur. Zincirde niyetin yeri yoktur; son halka Gazze’nin boğazına geçerken, o halkanın demirini döven ne yazık ki bizim topraklarımızın çekici olmuştur.
NETİCE: ASIRLIK HAFIZANIN HÜKMÜ
Dulkadiroğulları hafızası uzundur; yüzyıllarca Memlük baskısını, Osmanlı genişlemesini ve büyük güçlerin küçük taşlar üzerindeki satranç partilerini gördü. Kendi soydaşlarının, beylerinin hilelerle nasıl harcandığını bilerek büyüyen o köklü akli selimle bakıldığında bugün tablo şudur:
Gazze’nin tabutuna çakılan son çivi, uzaktan değil — kendi medeniyet havzasının, kendi komşusunun eliyle çakılmaktadır. Bu tabut, Ankara'nın garantörlük çekiçleriyle mühürlenmektedir.
Bu, coğrafyamızın aktörleriyle hayata geçirilen büyük bir vekalet operasyonudur. Hamas'la göğüs göğse çarpışamayan Siyonizm, Ankara'nın bölgesel hamlelerinin arkasına saklanarak zafere yürümektedir. Bugün "diplomatik zafer" satan her söylem, bu tabuta bir çivi daha çakmaktadır. Ve gerçek tarih, bu çivileri tek tek kaydetmektedir.

Mehmet dulkadir 
Araştırmacı yazar

Yorumlar