EYİM KÖYÜNDEYDİK
Kayseri’nin ilginç bir coğrafyasından bahsedeceğim sizlere. Argıncık’tan çıkıyorsunuz, Horsana (Buğdaylı), Dadasın (Akçatepe) köylerini geçtikten sonra iki Oğuz boyunun adını taşıyan Kızık ve Yüreğil köyleriyle karşılaşıyorsunuz. Bu köyleri de geçtikten sonra Eyim köyüne geliyorsunuz. Bu coğrafyada Yazır ve Salır gibi iki Oğuz boyunun adını taşıyan köy daha var. Eyim’in ileri gelenlerinden İlköğretim Müfettişi İbrahim Eker Hocamızın ifadesine göre Eyim köyünün eski adı Eyimli’nin aslında Eymirli’den geldiğini hesaba katarsanız küçük bir coğrafya parçasında beş tane Oğuz boyunun adını buluyorsunuz ki bu durum bizim için çok ilginçtir.
İbrahim Eker, Mehmet Özdemir ve Seyfullah Kafa ile Eyim köyü ve civarını dolaşıyoruz. Araziye açılıp coğrafyayı iyice tetkik ediyoruz ki, bu bölgede ilginç olan birçok özellik var. Özellikle İbrahim Eker hocamız bölgeyi çok iyi biliyor ve bölgenin tarihini de araştırmış. Ben de Oğuz boyları ve oymakları ile ilgili yıllardır bitmek tükenmek bilmeyen çalışmalar yapıyorum. Benim için de bu geziler çok büyük anlamlar taşıyor.
Köyün yakınlarında Paşalı mezrasına gittik. Yıkıntıların yeri belli ama taşları halk kullanmış ve başka bir yerlere taşımış. Şimdi bu Paşalı adı niçin önemli diyeceksiniz? Paşalı, o bölgeye yerleşen Türkmen oymağının adıdır. Eyim köyünü kuran da Paşalı oymağıdır.
Paşalılar hakkında size biraz bilgi vereyim. Bu Türkmen obası, Sis (Kozan) taraflarından gelip Tomarza bölgesindeki Seyitli, Tatlıl ve Niğdeli kışlaklarına yerleşmişti. Tatlıl kışlağındaki Türkmenler daha sonra Sarıoğlan bölgesine geldiler. 1584 yılında Paşalılar Beğdili köyünde 11 hane (bu köyün yerini hala bulamadık), Yüreğir köyünde 15 hane (Kocasinan bölgesinde Eyim köyünün yakınlarındadır), Kozluca köyünde 16 hane (Kozluca adıyla göçen köyün Eyim’in komşusu olan Koççağız olduğunu sanıyoruz) ve Eyimli Köyünde 11 hane nüfusları vardı.
Bu bilgilerin geçtiği tarihte Kızılırmak kenarındaki köyler ve mezralar Irmak Kenarı diye bir nahiye merkezine bağlıydı. Argıncık’tan Güneşli’ye kadar uzanan ova köyleri ise Sahra Nahiyesini meydana getiriyorlardı.
Eyim köyü coğrafyasında 11 hane olarak karşımıza çıkan Paşalılar, bugün de köyde 11 ayrı sülaleye bölünmüşler. Köyün kurucu sülalelerinden olan Paşa Hasanlar’ın adında geçen Paşa lakabının da Paşalı oymağı ile ilgili olduğunu sanıyoruz. Diğer kabileler de şunlar: Mullalar, İmamoğlu, Kahyalar, Yarpuzlar (Karacalar), Kösegil, Dervişağil, Hıdırgil, Kör İbişler, Mantıcılar, Çuhadaroğlu.
Köy halkı 16. yüzyılda Maraş topraklarından göçtüklerini hatırlıyor. Mesela, Çuhadaroğlu kabilesi ile Yarpuzlar, Afşin’e bağlı Yarpuz’dan geldiklerini biliyorlar. Hatta köyden Maraş’a akrabalarının yanına gidip geldiklerini ama zamanla bağlarının koptuğunu söyleyenler var.
Köyde Paşalı adı gibi iki Türkmen oymağının adını taşıyan arazi adı daha var. Bunlardan biri Kılavuzlu, diğeri ise Hamırkesen’dir. Bu iki Türkmen obasının adının coğrafi yer adı olarak kalması bizi mutlu ediyor. Çünkü, bu iki Türkmen obasının Kayseri coğrafyasında olduklarını biliyorduk. Mesela Hamırkesenleri biz 16. yüzyılda Yahyalı oymağına tabi olarak görüyoruz. Adını oba beyleri Hamırkesen’den almışlar. 1584 yılında Hamırkesen’in oğlu Enbiya’yı obasının başında görüyoruz. 1570 yılında 20 hane kadar Koramaz nahiyesinde (Bünyan) görülürken 37 hane de Irmak Kenarında (Kızılırmak) bulunuyordu. Demek ki bu 37 hanenin bulunduğu Hamırkesenliler, Amarat ile Eyim arasında bir yerde yaşıyorlardı. Bu isim onların hatırası olarak kalmış. Şu an Hamırkesenliler nerede derseniz, mutlaka civara dağıldılar. Onu da günün birinde bulacağız. Amarat ile Eyim arasında bir de Kılavuzlu isimli bir mevki var. Ulu Yörük oymaklarından olan Kılavuzluların da bu bölgeye yerleştikleri bu isimle birlikte kesinleşiyor. Kılavuzlular da bu bölgede, Yüreğil, Eyim, Amarat, Koççağız, Höbek, Kermelik, Yağmurbey ve Karakaya arasında bir yere yerleşmiş olmalıdır.
İbrahim Eker, bölgenin tarihi hakkında bilgi verirken “1522 yılında Amarat’ın Cambaz ve Katırcı Yaylalarındaydık. 1515 yılında Yavuz Sultan Selim, Durna Dağı savaşında Dulkadirliliği Beyliği’ni yok edip Anadolu’nun birliğini sağlamaya yönelince Dulkadirli topraklarındaki Türkmenlerin büyük bölümü Kayseri, Sivas, Yozgat, Kırşehir, Nevşehir ve Ankara bölgesine dağıldılar. Bizim halkımız Eymirlü de o tarihlerde Andırın’dan Kayseri topraklarına geldiler ve Paşalı’yı kurdular. Sonra da birkaç km ötedeki Eyim köyüne geçtiler” diyor. İbrahim Eker’e göre, Paşalılar, Oğuzların Eymür boyundan geliyor ve bu ad zamanla değişerek Eyim olmuş.
Paşalı’da bir sığır çobanı ile karşılaştık. Bu bölgede su da bol, Paşalı’nın çayırı da çok güzel... Çoban da hayvanları bu çayırın yakınlarına getiriyormuş. Çobanın adı Ferman... Bu kara yağız çobanın sıcak tavrı çok hoşuma gitti, adı da öyle... Ferman Öz, ateşte demlediği çayının lezzetine doyum olmadığını söyledi durdu. Aksilik bu ya bizim gezmemiz gereken daha çok yer olduğu için onun gönlünü alarak yolumuza devam ettik.
Eyim köyünün her tarafından su fışkırıyor adeta... Dolaştığım her yerde hayvanların sulanması için uzun yalaklı ya da insanlar için güzel kesme taşlardan çeşmeler yapılmış. Hayır sahipleri bu işi gayet güzel halletmişler.
Bir de 64 yaşındaki Mustafa Karaca’nın evine vardığımızda Mustafa Bey bize ilginç bir su hikayesi anlattı. Hollanda’da çalışıp emekli olan gurbetçimiz, köyüne bir ev yaptırıp buraya yerleşmek istemiş. Bu düşünceler içindeyken Hollanda’da bir rüya görmüş. Rüyasında yaptırdığı evin bahçesinden su çıkarmaya çalışırken bahçeden çıkan suyun tazyikiyle kendi evinin ve civardaki evlerin zarar gördüğünü görmüş. Bu rüyayı hanımına anlatmış. Eşi de:
Hollanda’da yaşıyorsun, Eyim’de su çıkarıyorsun diyerek rüyaya inanmamış.
Gel zaman git zaman Mustafa Bey, evi yaptırıyor ve bahçesinden de su çıkarmaya çalışıyor. Rüya gerçek oldu, diyor. Öyle bir su çıktı ki 20 metre göğe sıçradı, suyu durdurmak için 75-80 torba çimento ile kum döktük, başarılı olamadık. En sonunda DSİ’den geldiler ve özel dondurucu sıva ile ve 400 torba çimento kullanarak suyu öylece zaptettiler diyor. Bana suyun yukarı çıkardığı bir miktar kumu gösterdiklerinde şaşıp kaldım. Sanki bu bölgenin altında koskoca bir deniz varmış gibi deniz kumu çıkmış yukarı.
Eyim’de Aşağı Bağlar, Yukarı Bağlar gibi yerler var. Bir zamanlar buralarda üzüm yetiştirilirmiş. Şimdi bu tabiat güzellikleri büyük ölçüde bakımsız vaziyette duruyor. Öyle ya insanlar karınlarını bu işlerle doyuramayınca toprağı işlemeyi bırakıyorlar. İnşallah günün birinde insanlar, şehre doyacaklar ve köylerine dönüp bu toprakları yeniden canlandıracaklar, bundan eminim.
Eyim köyünde her köye nasip olmayan bir park var. Bu parkı şehirde görseniz, belki o kadar dikkatinizi çekmeyecektir ama köy yerinde yemyeşil bir park görmek insanı etkiliyor. Parkın ortasından kaynak sularının oluşturduğu küçük bir çay akıyor. Buraya niçin Çaypınar dendiğini o zaman daha iyi anlıyorsunuz. Köyden 70 yaşındaki Hacı Ali Çetin, parkta duran büyük seten taşı hakkında bilgiler verdi bizlere. Bir hatırayı naklederken de sohbetinde anlattığı kişiyi tarif etmek için “burnu senir” dedi. Bu söz ilgimi çekti. İbrahim Eker, burnu senir sözünün şahin kuşunun burnu gibi hafif öne doğru eğik burun için kullanıldığını ve bu tip buruna sahip birinin iyi yönetici olacağını söyledi. Bu inanışa bir örnek istedim. Fatih Sultan Mehmet’in burnunun “burnu senir”e örnek olduğunu ve Fatih’in de iyi yönetici olduğunu söyledi.
Eyim köyünün bir başka örnek gösterilebilecek özelliği ise köy halkının ortak çalışması ile köyün arazisinin bir bölümünde ormanlık meydana getirmiş olmalarıdır. Aslında bu durum bir zaruretin sonucu olarak da değerlendirilebilir. Eğim ile Amarat arasındaki yol, 1950’lerde sık sık sel baskınına uğrar ve kapanırmış. Köy halkı düşünüp taşınmışlar, tepeleri ağaçlandırıp selin önüne geçmişler. Artık, bu yolun sele maruz kalmadığını ve ormanın çok işe yaradığını söylüyorlar.
Bu bölgede bulunan Eyim köyünün ve Amarat’ın ortak bir özelliği var. Cumhuriyet döneminde bu iki yerden çok miktarda hafız ve imam yetişmiş.
Eyimli Ozan Arif (Uzman), aslında bütün bunları özetleyen bir türkü yakmış, Eyim üzerine. Ozan Arif, olgunlaşmış bir kişi, hikmetli sözler söyleyen bir ozandır. İşte Ozan’ın dilinden Eyim Köyü:
Paşalı’da eksik olmaz korusu
Vadinin içindedir yeri Eyim’in
Hele namın almış ince halısı
Günde ilmek çalar yâri Eyim’in
Eyim’in doğusu orman alanı
Çiftçiler ekiyor geri kalanı
Boldur hafızları, bilmez yalanı
Toprağa dökülür teri Eyim’in
Misafir canlısı gelini, kızı
Kışın soğuk ama serindir yazı
Ondan methediyor ozanın sazı
Gurbet elde gezer eri Eyim’in
Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen görüş ve düşüncelerinizi buraya yazınız.