Kayseri, yalnızca Herakles'in lahdiyle mi anılmalıdır?

Kayseri, yalnızca Herakles'in lahdiyle mi anılmalıdır?
Binlerce yıllık geçmişe sahip bu şehir; Hititlerden Roma'ya, Bizans'tan Danişmendlilere, Selçuklulardan Osmanlı'ya kadar sayısız medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Dünyanın ilk tıp medreselerinden biri olan Gevher Nesibe Darüşşifası, Hunat Hatun Külliyesi, Döner Kümbet, Kayseri Kalesi, Sahabiye Medresesi ve daha nice eser bu toprakların gerçek hafızasını oluşturmaktadır.
Kayseri'nin ruhunu anlamak isteyen biri için yalnızca bir lahde bakmak yeterli değildir. Çünkü bu şehir, taşına nakşedilmiş Selçuklu estetiğiyle, camilerinde yükselen ezan sesiyle, çarşılarında yaşayan Ahilik kültürüyle ve Erciyes'in gölgesinde şekillenen kadim medeniyetiyle bir bütündür.
Herakles Lahdi elbette tanıtılmalı, korunmalı ve bilim dünyasına sunulmalıdır. Ancak Kayseri'nin kültürel kimliği tek bir esere indirgenmemelidir. Bir şehrin hafızası, yalnızca antik dönemden değil, bütün çağlardan beslenir.
Bugün Kayseri'yi dünyaya anlatırken Herakles Lahdi'ni konuşuyorsak, aynı heyecanla Mimar Sinan'ı, Selçuklu mimarisini, Danişmendli mirasını ve Anadolu'nun Türk-İslam medeniyetine kazandırdığı değerleri de anlatabilmeliyiz.
Çünkü Kayseri'nin gerçek zenginliği, tek bir lahitte değil; binlerce yıllık medeniyetlerin omuz omuza yükselttiği büyük bir tarih hazinesinde saklıdır.
Seyit Burhanettin AKBAŞ
Bünyan38Haber Genel Yayın Yönetmeni

Yorumlar