FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK Köklerin Çağrısı: Büyük Satranç Tahtasında Türkiye Mehmet Dulkadir yazdı

FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK
Köklerin Çağrısı: Büyük Satranç Tahtasında Türkiye

Tarih, yalnızca geçmişin solmuş yapraklarını hüzünle çeviren bir defter değildir; bugünün sarsıntılarını ve yarının karanlık dehlizlerini aydınlatan sarsılmaz bir pusuladır. Bugün coğrafyamızın şafak vaktini boğan kara bulutlar, sınır taşlarımızı yoklayan demir sesleri ve küresel aklın masada diz çöktüremediği kutlu medeniyetimiz, bir kez daha fırtınanın eşiğine sürüklenmektedir. Savaş tamtamları, yeni bir dönemece girdiğimizi haykırmaktadır.

KÜRESEL SATRANÇ TAHTASI VE TUZAKLAR
Asırlar evvel bu coğrafyayı cetvellerle dilimleyip yapay hudutlara mahkûm edenler, bugün karpuzun dilimlerini yeniden bir araya getirip ortadan patlatmanın hesabını gütmektedir. Mekke Ortak Savunma Paktı gibi stratejik hamleler, küresel merkezlerde şimdiden bir panik dalgası yaratmıştır. Unutulmasın: sağ gösterip sol vuranların, iç cepheyi tahrip etme gayretinde olanların asıl muradı, kökleri kurutmaktır. İran ekseninin daraltıldığı, Suriye sahasının boş bırakıldığı ve Hatay hattının bir Armageddon sahnesine dönüştürülmek istendiği bu eşikte, ters okuma yapmak artık bir tercih değil, hayati bir vecibedir. Devlet aklımızın ve milletimizin basireti, en üst raddede uyanık olmak zorundadır.

İÇ CEPHEYI SAĞLAMLAŞTIRMAK
Böylesi fırtınalı iklimlerde ayakta kalmanın tek şifresi vardır: iç cepheyi ve kadim kökleri tescillemek. Asırlar boyunca nice tahtlar yıkılmış, nice rüzgârlar esmiştir; lakin Türk milleti varlığını, boy federasyonları ve akrabalık halkaları sayesinde korumuştur. Bugün Dulkadirli Karacakurt Türkmen Toyları gibi asırlık buluşmalar, basit birer şölen değildir; fırtına koptuğunda savrulmayacak köklerin toprağa saplanma sesidir. Dayanışma ağları, halkın hayatta kalma kalesidir. Zira dışarıdaki fırtınanın söküp atamadığı çınarlar, ancak içerideki gönül bağlarının çürümesiyle devrilir.

MILLETIMIZE VE DEVLETIMIZE SADAKAT
Bugün bizlere düşen vazife, fırtınanın vahametinden korkmak değil, atalarımızın tarih bilinciyle kuşanmaktır. Ne küresel tuzaklar ne harita mühendisleri, bu milletin kader destanını değiştirebilir. Bizler, tarihin bu en hassas eşiğinde ilan ediyoruz ki: devletimizin sarsılmaz iradesinin, milletimizin şanlı istiklalinin ve bu kutlu vatanın her karış toprağının, son nefesimize kadar yanındayız. Varlığımızı devletimizin bekasına siper edeceğiz. Köklerimize sarıldıkça bu ulu çınarı kimse yıkamayacaktır.
Yarının ufkunda ya yeniden dirilişin hür şafağı sökecek ya da tarih, hakikatin altını kana boyayarak çizecektir. Ve bizler, o şanlı tarihin yazarları olarak meydanlardayız, ayaktayız ve son nefese kadar buradayız!

Mehmet Dulkadir
Araştırmacı - Yazar

Yorumlar