Bir Türkçü geçti bu diyardan... / Mehmet KAHRAMAN yazdı
Dün ebediyete uğurladığımız Abdullah Karabulut hocamın cenazesi de hayatı gibi sade ve mütavazi idi.
Şairin dediği gibi
"Olmasın ne çelenk ne top arabam, beni götürsün inanmış dört adam ".
Ömrünü yüce bir davaya adamış kişininde kalkacağı camiinde ulu olması tesadüf olmasa gerek. Cenazede ailesi, akrabaları, rahlei tedrisatından geçmiş talebeleri ve O'nunla bir ömür yol arkadaşlığı yapmış ülküdaşları ilerlemiş yaşlarına rağmen son vazife için Bünyan Cami Kebirde musalla önünde saf tuttular. Gözleri maziye bakar gibi hatıralar canlanmış, nemli ve hüzünlüydü. Nasıl üzülmesinker ki ? Bir bir göçüyorlardı. Onlar Ülkücü hareketin ilk kuşak temsilcileriydi. Meşakkatli, sancılı yıllarda omuz omuza verip bugünlere geldiler. Bizim kuşağın ise hocaları, akilleri oldular. Cenazede gördüm ki, davanın duayenleri yeni nesillere yeterince anlatılmamış ve mevcut siyasetin yapısı ve politikanın kısır çekişmeleri de vefa duygusunun önüne geçmiş. Maalesef baş uçlarında ki değerleri farkında olmadan kaybediyorlar.
Merhum hocam ile son konuşmamız da demişti ki; "Dervişim ben sade Türkçüyüm, Türkçü yaşadım ve Türkçü olarak öleceğim."
Şahidlik ederiz ki öylede oldu, Türklük için doğdu, Türklük için yaşadı. Yüce Allah'tan Abdullah Karabulut hocama rahmet diliyorum. Ruhu şad mekanı cennet olsun.
Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen görüş ve düşüncelerinizi buraya yazınız.