TERAZİNİN GİZLİ MÜHRÜ: İNSAN HESAP EDER, SÜNNETULLAH TARTAR!.
Biz insanoğulları, kâinatı kendi dar penceremizden ibaret sanacak kadar mağruruz. Gündelik telaşların sisli perdesi arkasında, cebimizdeki hesap makinesinin dünyayı yönettiğini hüsnüzanneder, istatistik grafiklerine baktıkça dünyayı parmağımızda oynattığımızı zannederiz.
Oysa kâinat; kör tesadüflerin rüzgârında savrulan sahipsiz bir yaprak değil, her çarkı hikmetle dönen muazzam bir tecelligâhtır. İnsanın her gün yeni bir "keşif" diye yutturmaya çalıştığı şey, aslında Allah’ın kâinata kazıdığı değişmez kanunların, yani Sünnetullah’ın gecikmeli bir idrakinden ibarettir.
Bunun en somut, en çarpıcı mühürlerinden biri mi? İnsanın her dönem müdahale etmeye yeltendiği, fakat asla bozamadı o görünmez denge: Nüfustaki %50/50 cinsiyet terazisi.
Milyarlarca Doğum ve İnce Hesap
Dünyanın en kalabalık metropolünden en ücra köyüne kadar her an gerçekleşen milyarlarca bağımsız doğuma bakın. İnsan nesli bin yıllardır doğurur, çoğalır, savaşır ve yok eder. Fakat günün sonunda terazi hiç şaşmaz: Totalde 100 kız çocuğuna karşılık ~105 erkek çocuğu doğar ve olgunluk çağında popülasyon tam yarı yarıya (%50/50) dengelenir.
İroniye bakın ki; tıp dünyası embriyolara müdahale teknolojileri geliştirir, sosyologlar raporlar yazar, siyasetçiler nüfus planlamaları yapar... Ama kâinatın Gizli Mimarı, kendi kurduğu denklemde insanın acziyetini her doğumhanede yeniden tesciller. “Biz her şeyi bir ölçüye (kadere) göre yarattık” (Kamer, 49) ayeti, biyolojinin laboratuvarında her gün yeniden tecelli eder.
Savaşlar, Krizler ve Sistemi Onaran "İlahi Müdahale"
Sistem sadece sabit durmakla da kalmaz; insanlık kendi eliyle o dengeyi kanla ve krizle bozmaya kalkıştığında, ilahi mekanizma hemen devreye girer:
• Geri Dönen Asker Etkisi: İnsanlık I. ve II. Dünya Savaşlarında milyonlarca erkeği cephelerde kıyıp nüfus dengesini altüst ettiğinde, bilim dünyasının şaşkınlıkla "Geri Dönen Asker Etkisi" dediği şey gerçekleşti. Savaş sonrasında erkek bebek doğum oranları birden sıçradı. İnsanın sıfırlamaya çalıştığı erkek nüfusu, kâinatın gizli terazisi yeniden dengeledi.
•
• Afet ve Kıtlık Esnekliği: Deprem, salgın ve kıtlık dönemlerinde ise sistem tam tersi bir esneklik gösterir. Türün devamlılığını riske atmamak adına, strese ve zor şartlara daha dayanıklı olan kız çocuk doğumları öne çıkar.
Bilim buna "Trivers-Willard Hipotezi" veya "Biyometrik Denge" adını takıp geçebilir. Fakat bu tecelliyi "tesadüf" deyip geçiştirmek, bir sarayın ihtişamını ve mimarisini duvardaki tuğlalara mal etmek kadar akıl dışıdır.
İnayet Delili ve İnsanın Sınırı
İslam felsefesinde İbn Rüşd’ün "Gaye ve İnayet Delili" dediği hakikat tam olarak budur: Kâinattaki her detay, hayatın devamına en uygun şekilde dizayn edilmiştir.
“Rahmân’ın yaratışında hiçbir düzensizlik göremezsin. Gözünü çevir de bak, bir çatlak görebiliyor musun?” (Mülk, 3)
Bizler doğadaki bu derin matematiği görmezden gelip kendi kurguladığımız yapay krizlerle boğuşurken; göklerin ve yerin mülkü, her an işleyen o kusursuz teraziyle yönetilmeye devam eder. Tarihi ve doğayı doğru okumak isteyenler için mesaj nettir: İnsan ne kadar plan yaparsa yapsın, kâinatın üzerinde işleyen sarsılmaz bir ilahi akıl vardır.
Geçmişi bilenler bugünü görür, gerçeği görenler yarını inşa eder.
Araştırmacı Yazar Mehmet Dulkadir (MHD)
Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen görüş ve düşüncelerinizi buraya yazınız.