UZAKTAN GELEN AYAK SESLERİ VE SESSİZ HİZALANMA
Gök gürlediğinde bulutlar çoktan çatılmış, rüzgâr kadim yönünü seçmiştir. Bölgenin ufkunda çalmaya başlayan savaş tamtamlarının ritmi, yalnız sahadaki neferin değil; Meclis koridorlarının, şehirlerin ve sermayenin sessiz kasalarının da adımlarını belirler.
Fırtına ve davul sesleri, rüzgârı okuyamayanları ıslatıp ürkütür; hazırlıklıları ise vakarla sınar.
Yağmurun ilk damlası düşmeden şemsiye arayanla, yağmurluğunu ilikleyip fırtınanın yüzüne bakan arasındaki fark; gök gürültüsünü ve o uzak tamtamları ne zaman duyduklarıyla ilgilidir. Kimi sadece gürültüyü duyar, kimi gürültüden önceki o derin sessizlikte çalan savaş davullarını sezer.
Siyasi hiza ve teolojik kehanetler analizi
Doğu Akdeniz'den Suriye hattına, Kafkaslar'dan Orta Doğu'nin teolojik kehanetlerle örülü fay hatlarına uzanan çember daralıyor. Kudüs'teki Ağlama Duvarı'nın gölgesinde beklenen kehanetler ile Doğu Akdeniz'de çınlayan savaş tamtamları aynı fırtınanın habercisidir. "Milli güvenlik" parantezi, dünün dar kalıplarını aşan devasa bir sığınak gibi genişlemiştir.
Sınırlarımızda toplanan bulutların haritası ve yaklaşan çatışmanın ayak sesleri kapalı oturumlarda masaya serildiğinde; muhalefetin kulaklarına o şimşeklerin çaktığı ve fırtınanın kapıda olduğu fısıldanır. Savaş tamtamlarını duyan ve önüne koyulan devlet belgelerini gören en aykırı seslerin bile tek bir hizada susması işte bu acı gerçekliğin doğurduğu zorunlu bir sonuçtur.
Bu bir kehanet değil, kriz anında parçalı yapıya ve aykırı ritimlere tahammülü olmayan o köklü devlet hafızasının tecellisidir.
"Devrim muhafızları" mı, konsolide devlet aklı mı?
O halde soralım: Doğu'daki komşuda doktrinle örülmüş paralel bir ordu gibi duran yapının bizdeki karşılığı nedir?
Cevap, gözle görülmeyen ama her an hissedilen o kadim güçtedir.
Burada ayrı bir "muhafızlık" kurumu aranmaz. Savaş tamtamları yaklaştıkça sivil siyaseti, muhalefeti, bürokrasiyi ve yerel odakları tek bir potada toplayıp hizaya getiren bir Devlet Aklı vardır. Bu akıl, kurumsal mutfağını Milli Güvenlik Kurulu'ndan; ruhunu ve pusulasını ise Kırmızı Kitap'ın sessiz sayfalarından alır.
Eyalet mantığına karşı tek komuta analizi
Bu kenetlenme yalnız sandalye dağılımını değil; yerel yönetimlerin "özerk birer ada" gibi davranma hamlığını da fırtına öncesi sessizce budar. Savaş tamtamları çalarken tek bir orkestra şefi kalır.
Şehirlerdeki açık alanlar, yeraltı altyapıları nasıl birer emniyet supabına dönüştürülüyorsa; siyaset arenası ve muhalefet de kriz anında tek bir ritme bağlanır. Kâğıt üzerindeki ittifak şemsiyeleri şiddetli rüzgârda uçup gidebilir. Bunu bilen akıl, kendi yerli yağmurluğuna kuşanmayı en büyük hürriyet sayar.
Sonuç ve beka mimarisi analizi
Sermayenin fırtına kopmadan güvenli limanlara süzülmesiyle, siyasetin ve muhalefetin kulaklara fısıldanan o gerçeğin ardından tek bir çemberde hizaya çekilmesi aynı derin nehrin iki farklı akıntısıdır. İkisi de aynı savaş tamtamlarının ve gök gürültüsünün yankısıdır.
Tarihî ve teolojik kehanetlerin jeopolitik hırslarla harmanlandığı bu coğrafyada, bulutların çatışmasını ve tamtamların temposunu önceden sezenler için siyaset artık süslü laflar meydanı değildir. Tek sesli, çok katmanlı, sessiz bir beka mimarisidir. Fırtına geldiğinde şaşıranlar değil, tefekkürle ve hizayla hazırlananlar ayakta kalır.
Düşünür - Araştırmacı Yazar
Mehmet Dulkadir
Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen görüş ve düşüncelerinizi buraya yazınız.