AKKIŞLA – KUZUGÜDENLİ - CONALI
S.Burhanettin AKBAŞ
Akkışla İlçemize yerleşenler, Oğuz-Türkmen
oymaklarından Kuzugüdenliler olarak ifade edilmişlerdir. Kuzugüdenlilerin tarih
sahnesinde etkili oldukları tarih 17. Yüzyıl olarak gözükmektedir. Daha
öncesinde Kuzugüdenlilerin Oğuz Türklerinin Bayat boyundan gelen Reyhanlı ve
Pehlivanlı oymakları ile birlikte görüyoruz. Halep ve Şam bölgesindeki bu
oymakların (aşiretlerin) Amik Ovasından Anadolu yaylalarına doğru göç ettikleri
tarihi vesikalarda rahatça görülmektedir.
Akkışla coğrafyasındaki en önemli yer
adlarından biri olan Üsküdar Yaylasıdır. Kayseri ve Sivas arasına yerleşen ve
Yeni İl adı verilen bölgeye yerleşen Bayat boyuna mensup Türkmen oymaklarının
bu bölgeye resmi belgelere göre 16. Yüzyılın ortalarında gelmiş olmaları lazım
gelir. Çünkü, Yeni İl’in vergisi eskiden valide sultanların Üsküdar’da
yaptırdıkları cami ve imaretlerin vakfına aitti. Daha sonraları Mekke-Medine'ye
gönderilen Surre akçesine ayrılmıştır. O yüzden Bayat boyuna mensup bu
aşiretlere Haremeyn-i Şerif Aşiretleri de denmektedir. Yeni-İl Türkmenleri'ne
bu yüzden Üsküdar Türkmenleri denilmiştir. Nedeni ise Yeni-İl'in 1548'den
1584'e kadar Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan'ın Üsküdar'daki
camii ve imaretine 1584'den sonra ise, III. Murad'ın anası Atik Valide
Sultan'ın (Nurbanu Sultan) Üsküdar'daki camii ve imaretine vakfedilmiş
olmalıdır.
Hareket halindeki bu Türkmen oymaklarının
hemen yerleşik hayata geçmeleri beklenemez. 1804 yılında bugünkü Akkışla
ilçesinin bulunduğu bölgede bir Kuzugüdenli nahiyesinin bulunduğuna işaret
edilmekle birlikte, bu durum Kuzugüdenlilerin bu gölgeye geliş tarihleri değil,
yerleşik hayata doğru bir adım atmaları ile ilgildir. Çünkü, Kuzugüdenliler;
Amik Ovasından Dulkadirli Beyliği topraklarına, oradan Orta Anadolu’ya sonradan
dağıldılar ama 1690 yılında Avusturya Seferinde hâlâ büyük bir topluluk halinde
yer alıyor olmalılar ki, Kuzugüdenli Oymağı Bey Ağası Biber oğlu Asaf Bey
ve Kenan Bey maiyetlerindeki atlılarla sefere iştirak etmişlerdi.
Kuzugüdenliler, kendilerinin de içinde
bulunduğu Pehlivanlı, Reyhanlı, İlbeyli, Tecirli gibi aşiretlerle de ortak
hareket ediyorlardı. Bugün Akkışla bölgesinde gördüğümüz “İbeli” şeklindeki yer
adları İlbeyli adının kısaltılmış biçimidir ve İlbeyli Türkmen aşireti ile
tarihi birlikteliklerinin bir hatırası olarak durmaktadır.
16. yüzyılın büyük Türkmen oymakları
arasında geçen Kuzugüdenlilerin peyderpey yerleşik hayata geçtikleri
anlaşılıyor. 19. Yüzyılın ortalarına kadar süren bu dönem oldukça sıkıntılı bir
dönemdir. Osmanlı Devleti’nin konar göçer Türkmen aşiretlerini bir düzene sokma
ve yerleşik hayata geçirme çabaları, Türkmenlerin değişik zamanlarda şekavette
bulunmalarının önüne geçilmesi gereği bazı acı hadiselerin yaşanmasına da sebep
olmuştur. O yüzdendir ki Dadaloğlu’nun:
Hov dedi de yarıya düştü
Misis mehenk kurdu alasın açtı
Karahacılı da Kuzugüdenli
Şambayadı bile hem yalın kaçarlar
İfadesi bu dönemdeki yaşanan bu olaylara
işaret eder.
Tarihi kaynaklar Kuzugüdenlilerin 18.
Yüzyılda Adana, Yüreğir, Tarsus, Sivas, Niğde, Nevşehir, Kırşehir, Sivas,
Kayseri ve Rakka’da geniş bir aşiret olarak kayıt altına alıyor. Prof.Dr.Ahmet
Uğur’un Akkışla isimli kitabında Akkışla’nın kuruluşunu anlattığı bölümde
verdiği tarih de aşağı yukarı aynı tarihlerdir. Ahmet Uğur, kitabında şöyle
diyor: “Akkışla’nın kuruluşu tahminen 200 sene evveldir. Kaynağımız ise
Elifoğlularından kalma bir kabın kenarında eski yazı ile şöyle bir ibarenin
olmasıdır: Elifoğlu milhim 1197. Bu sene 1393 oluğuna göre, 196 senelik bir
geçmişi vardır. Takriben 1750-1780’dir. Elifoğlu Mülhim’in amcaoğlu olan
Apraoğlu ise, bundan 15-20 sene evvel buraya gelip yerleşmiştir. Halkın gelişi
Amik Ovası yoluyla Halep ve Orta Asya’dır. Göçebe olarak gelinmiştir. Uzun
müddet mevcut olan “Yüce Purun” altında kışın kalınmış, yazın Kiğılı’ya yaylaya
gidilmiştir. Dönüşlerinde evlerinin kapılarını bile zor bulurlarmış, her tarafı
otlar örtermiş, Kululu ve Akin köyleri Akkışla’dan önce gelmiştir. Gömürgen ve
Alevkışla bizden sonradır. Rivayete göre Alevkışla’yı Akkışlalı Kötü Yusuf
Uşağı kurmuştur. Kışın Ak Purun altında kışladıkları için Akkışlak iken bu
kelime zamanla değişerek Akkışla olmuştur. Buranın arazisi tamamen sazlık imiş,
Aproğlu’nun ören yerinde bu berdiden örnekler bulunmuştur. İlk gelen kabile
Aproğlu (Muslu Uşağı Himmetoğlu’dur), sonra sırasıyla Süleymanlı Uşağı, Topak
Uşağı (Gelengiler), Zeyrek Oğulları, Nazlağan Uşağı, Tavatır Uşağı (Kurt
asıllıdır, Amik’ten gelmiştir), Elif Uşağı (gelişleri 1197/1780’dir), Uğurlu
Uşağı, geliş Halep yoluyla Amik’tir. Birisi Halep’te kalmış, birisi Maraş
Elbistan’da kalmış, diğeri buraya gelmiştir. Uğurlu Uşağından Üzeyir, Şam’da
askerlik yaparken bu sülaleden bir kıza rast gelmiş ve evlerine giderek
bunlarla buluşmuş. Ese Uşağı, Solak Uşağı (Kangal’dan gelmiştir), İncaz
/İncekız Uşağı (Kululu’dan gelmiştir), Şeremet ve Karanın Uşağı sonradan
gelmişlerdir. Bunlar üç kardeşmiş, birisi Yıldırım’da, birisi Akin’de ve birisi
de buradadır. Altunlu uşağının gelişi de Amik’tendir. Yiğit bir kabile imiş,
fedai olarak gelmişlerdir. İncaz Uşağı ile Mürsel Uşağı’na Sılacı Uşağı da
denir ve Amik’ten gelmişlerdir. Tercan Uşağı Tercan’dan gelmiştir. İşçinin
Uşağı Bağdat’tan gelmedir. En son bunlar gelmişlerdir.”
1702 yılında Adana istikametinden gelen ve
Receplü, Reyhanlı ve Kazıklı oymaklarıyla birlikte hareket eden Kuzugüdenliler,
Develi Ovasını aşarak Erciyes dağı ve çevresinde sayısız eşkıyalık olaylarına
karışmışlardır. Ayrıca bugünkü Akkışla’nın çevresinde bulunan Karacaören ve
civar köylere yaptıkları baskınlar Osman Kadı Sicillerinde bulunmaktadır.
Bir taraftan bir kısım eşkıyalık
olaylarına karışan Kuzugüdenlilerin, öbür taraftan da huzurun tesisine yardımcı
olduklarına dair belgelere de rastlanmaktadır. 19. yüzyılda Osmanlının zayıf
düşmesi ile birlikte huzursuzluk artmış, hırsızlık, eşkıyalık, isyanlar, cana
ve mala yönelik hareketler birbiri ardına gelmiştir. Bunlardan birini haber
veren Mir’at-i Kayseriyye isimli eser, “1814 yılında kapısız levend adı verilen
eşkıyanın peyda olması ve Kayseri’nin doğu cephesinde kalan mevkilerde
yolculara zarar vermesi sonucu Kuzugüdenli (Akkışla) âyânı ile Sarımsaklı âyânı
maiyetindeki atlılarla Kayseri istikametindeki eşkıyaya hadlerini bildirmeye
gitmiş ve huzuru tesise yardımcı olmuşlardır” demektedir.
Akkışla’ya yerleşen Kuzugüdenli
Türkmenlerinin bir süre “Conalı” şeklinde de anıldıkları bilinmektedir. Bu
ismin kısa bir süre kullanıldığından yola çıkarak boy beylerinin (Kethüda) adı
olabileceğini düşünüyoruz. 1530 tarihinde Maraş Türkmenleri arasında Çonalı
isimli bir Türkmen oymağının bulunması, ihtiyatı elden bırakmamak gerçeğini de
ortaya koymaktadır.

Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen görüş ve düşüncelerinizi buraya yazınız.