STRATEJİK ANALİZ: ÖZEL : ARMAGEDDON KAPIDA MI? TÜRKİYE'NİN "EKSEN" İMTİHANI VE BÜYÜK HESAPLAŞMA Mehmet Dulkadir yazdı
STRATEJİK ANALİZ: ÖZEL DOSYA
-----------------------------------------------------------------------------------------
ARMAGEDDON KAPIDA MI? TÜRKİYE'NİN "EKSEN" İMTİHANI VE BÜYÜK HESAPLAŞMA
2026 yılının Nisan ayı, dünya siyasi tarihinin en keskin virajlarından birine sahne oluyor.
İsrail-İran gerilimi, askeri sınırları aşarak teolojik bir hesaplaşmaya evrilirken;
Ankara, tarihin derinliklerinden gelen "Türk Ruhu" ile modern jeopolitiğin sert gerçekleri
arasında devasa bir oyun kuruyor.
1. MUHARREM EŞİĞİ VE İRAN-İSRAİL HESAPLAŞMASI
Takvimler 16 Haziran 2026’yı (1 Muharrem) işaret ederken, Ortadoğu’da "Mehdi ve Mesih"
anlatıları üzerinden yürütülen psikolojik harp zirve yapmış durumda. İsrail, İran'ın
akademik ve stratejik noktalarını bombalayarak bölgeyi bir "kıyamet savaşına" zorlarken;
İran ise sokaklarda yaktığı "Baal" figürleriyle İsrail'i köklerinden sapmakla suçluyor.
Bu sadece bir füze savaşı değil, binlerce yıllık bir inanç kırılmasıdır.
NATO’DA ÇATLAK: ALMANYA’NIN DİYETİ, FRANSA’NIN ENDİŞESİ
Almanya’nın yeni Başbakanı Merz'in İsrail’e olan "tarihi borç" temelli kayıtsız şartsız
desteği, Berlin’i bölgedeki kışkırtmaların suç ortağı haline getirmiş durumda. Öte yandan
Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Ankara ve Tahran ile yürüttüğü "itfaiyecilik" diplomasisi,
NATO içindeki devasa bölünmeyi gözler önüne seriyor. Batı bloku, Türkiye’nin Rusya ve
Çin (TRÇ) eksenine kaymasından korktuğu için adeta "duvardan duvara vuruyor."
TÜRKİYE'NİN SESSİZ SEFERBERLİĞİ: ALTINDAN ÇELİĞE DÖNÜŞ
Türkiye, 2026’nın ilk aylarında yaşanan ve arkasında "İsrail parmağı" olduğu iddia edilen
şüpheli uçak kazalarının ardından sessiz ama devasa bir hamle yaptı. Yaklaşık 150 tonluk
altın rezervinin nakde çevrilerek savunma sanayiinde KAAN, HÜRJET ve SİPER gibi "seri
üretim" kalemlerine aktarılması, devletin "kendi göbeğini kendi kesme" kararlılığıdır.
Bu, olası bir Armageddon için yapılmış bir ekonomik ve askeri yığınaktır.
TARİHİN TEKERRÜRÜ: DULKADİROĞLU RUHU VE YENİ ZAFER
Osmanlı’dan Safevi’ye, her zor zamanda Türklerin "kurucu ve kurtarıcı" iradesine sığınan
devlet aklı, bugün yine Anadolu’nun öz evlatlarının bağrına dönüyor. İran ordusundaki
Türk kökenli generallerin sert duruşu ve Türkiye’nin "Hayırlı olsun" diyerek onayladığı
yeni ittifak arayışları, bölgesel dengeleri değiştirecek bir "Türk Zaferi"nin ayak
seslerini duyuruyor.
SONUÇ: ARAFTA DEĞİL, MERKEZDE!
Türkiye ne NATO’nun piyonu ne de Doğu’nun uydusu olmayı kabul ediyor. Ankara, Amik
Ovası’ndan Fırat’ın doğusuna kadar uzanan bu "ateş çemberinde", kendi eksenini kurarak
çıkmayı hedefliyor. Eğer 2026 Muharrem’i büyük bir fırtınaya gebe ise, bu fırtınadan
sağ çıkacak olan tek güç; hazırlığını tamamlamış, köklerine sığınmış ve "seri üretim"
dişlerini bilemiş bir Türkiye olacaktır.
Analiz: Mehmet DULKADİR (Yazar-Araştırmacı)
Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen görüş ve düşüncelerinizi buraya yazınız.