HORASANLI SİYAH SANCAKLILAR Kerbela'nın Öcünü Alan Türkler: Abbasileri Kuran Gizli İttifak Mehmet Dulkadir yazdı


HORASANLI SİYAH SANCAKLILAR 
Kerbela'nın Öcünü Alan Türkler: Abbasileri Kuran Gizli İttifak

Analiz: Araştırmacı-Yazar Mehmet Dulkadir

İslam tarihinin en büyük kırılma noktası olan Hicri 61 (Miladi 680) yılındaki Kerbela Katliamı, sivil bir katliam olmanın ötesinde, Emevi hanedanının kendi saltanatını korumak adına Peygamber soyuna (Ehli Beyt’e) karşı giriştiği siyasi bir soykırımdı. Ancak tarihin ters okuma metoduyla incelenmesi gereken en muazzam döngüsü, bu acı olaydan tam 70 yıl sonra, Hicaz çöllerinde değil, Orta Asya sınırındaki Horasan topraklarında patlak veren o büyük askeri ihtilaldir. Tarihsel deliller açıkça göstermektedir ki; Emevi zulmünü yeryüzünden kazıyan ve Kerbela'nın öcünü askeri bir şokla alan ana güç Türkler olmuş, bu askeri gücün meşruiyet vitrini olarak da Abbasiler sahneye çıkarılmıştır.

Emevi Irkçılığı ve Patlayan Horasan Dinamiği
Dört Halife Dönemi’nin ardından yönetimi ele geçiren Emeviler (özellikle Mervanîler kolu), Şam merkezli bir Arap milliyetçiliği imparatorluğu kurmuşlardı. Sistematik olarak Ehli Beyt’e minberlerden lanet okutan, Türk ve Fars kökenli Müslümanları ise "Mevali" (ikinci sınıf vatandaş/köle) sayarak ağır vergilere bağlayan bu despotik rejim, kendi sonunu hazırlayacak olan o büyük nefret dalgasını bizzat körükledi.
Bu zulme karşı en organize ve sert askeri refleks, Horasan ve Maverâünnehir hattındaki Türk unsurlarından geldi. Türkler, Emevi ordularıyla girdikleri çetin mücadelelerin ve maruz kaldıkları haksızlıkların hesabını sormak için bir kıvılcım bekliyordu.

Devrimsel Ortaklık: "Sen Yönet, Payımızı Ver"

Peygamber Efendimizin amcası Abbas’ın soyundan gelen Abbasi liderleri, Emevi rejimini devirmek için gizli bir teşkilat kurduklarında, ellerinde ne bir ordu ne de kitleleri harekete geçirecek askeri bir güç vardı. İhtiyaç duydukları sarsıcı askeri deha ve insan gücü Horasan'da, Türklerin elindeydi.
Burada muazzam bir jeopolitik pazarlık ve stratejik ittifak kuruldu: Abbasiler, İslam dünyasında meşruiyet sağlamak için "Peygamber soyuna yönetim hakkı" (Rıza min Ali Muhammed) sloganını öne sürerek işin manevi ve siyasi vitrini oldular. Türkler ise bu meşruiyet şemsiyesi altında askeri güç olarak öne çıktılar. Yapılan gizli ve açık mutabakatın özü şuydu: "Siyasi ve manevi lider (halife) sen olacaksın, ancak devleti beraber yöneteceğiz; ordunun, kılıcın ve fiziki gücün mutlak sahibi biz olacağız."

_Siyah Sancaklar ve Emevilerin Sonu_

Tarihi delillerin en somut şahidi, Türk soylu büyük komutan Ebu Müslim Horasani’dir. Horasan'da dalgalandırdığı siyah sancaklarla Emevi hanedanına karşı ihtilali başlatan Horasani, Türk süvarilerinden oluşan o muazzam askeri güçle Irak topraklarına girdi. 750 yılındaki Zap Suyu Savaşı’nda, son Emevi Halifesi II. Mervan’ın orduları Türklerin askeri dehasıyla dümdüz edildi.
Bu askeri zafer, Kerbela’da dökülen Ehli Beyt kanının, esir edilen kadınların ve kundakta oklanan bebek Ali el-Asgar’ın yüzyıl sonra alınan en net ve sarsıcı öcüydü. Şam sarayları yerle bir edildi, Emevi hanedanı tarih sahnesinden silindi ve Türklerin kılıcıyla Bağdat merkezli Abbasi İmparatorluğu kuruldu. Abbasiler, bu ittifakın bir gereği olarak ırkçılığı bitirdi, Türk generalleri devletin en üst kademelerine getirdi ve Türk ordusu için özel ordugah şehirleri (Samerra) inşa etti.

500 Yıllık Himaye ve Memlük (Kölemen) Kalkanı
Tarihin döngüsü burada da durmadı. 750 yılında kılıçlarıyla Abbasileri tahta oturtan Türk dehası, bu devleti yıkılışında ve sonrasında da yalnız bırakmadı. 1258 yılında Moğollar (Hülagü Han) Bağdat’ı istila edip Abbasi devletini fiziken yıktığında, sağ kalan Abbasi şehzadeleri yine Türk soylu bir askeri güce; Mısır’daki Memlük (Kölemen) Sultanlığı’na sığındı.

Memlükler, hilafetin manevi otoritesini bir zırh olarak kullanırken, Abbasi halifelerini tam 267 yıl (1250-1517) boyunca Haçlılara ve Moğollara karşı canları pahasına korudular. Ta ki 1517 yılında Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim Mısır’ı fethedip, bu mukaddes emaneti ve hilafet makamını Türk milletinin sinesine, resmi bir törenle devralana kadar.

Sonuç
Tarihi vesikalar ve kronolojik gerçekler inkar edilemez bir biçimde ortaya koymaktadır ki; İslam tarihi tek düze bir dini anlatı değil, çok keskin askeri-siyasi dengelerin bileskesidir. Kerbela Katliamı ile mazlumiyetin zirvesine ulaşan Ehli Beyt davası, Horasan'dan yükselen Türk kılıcıyla sarsıcı bir intikama dönüşmüştür. Türkler, Emevi zulmünü yıkarak sadece adaleti tesis etmekle kalmamış; Abbasiler ile kurdukları o büyük ortaklık sayesinde İslam dünyasının sonraki bin yıllık askeri, siyasi ve medeni rotasını bizzat çizmişlerdir.

Araştırmacı - Yazar
Mehmet Dulkadir

Yorumlar