ERCİYES'İN ZİRVESİNDEKİ SIR – III Roma Sikkelerinde Erciyes: İki Bin Yıllık Bir Şehir Sembolü Seyit Burhanettin AKBAŞ Yazdı
ERCİYES'İN ZİRVESİNDEKİ SIR – III
Roma Sikkelerinde Erciyes: İki Bin Yıllık Bir Şehir Sembolü
Bugün Kayseri denildiğinde akla gelen ilk görüntülerden biri Erciyes Dağı'dır.
Şehrin neresinden bakarsanız bakın karşınızda duran bu görkemli dağ, Kayseri'nin âdeta mührü gibidir. Belediyelerin, kurumların, şirketlerin ve spor kulüplerinin amblemlerinde Erciyes'i görmemiz bu yüzden şaşırtıcı değildir.
Fakat ilginç olan şudur:
Kayserililerin Erciyes'i şehirlerinin sembolü olarak kullanması yeni bir gelenek değildir. Yaklaşık iki bin yıl önce de aynı şey yapılıyordu.
Roma hâkimiyetindeki Caesarea'da basılan sikkelerin en karakteristik tasvirlerinden biri Erciyes'ti. Antik çağdaki adıyla Argaios, öylesine güçlü bir şehir sembolüne dönüşmüştü ki Caesarea sikkelerindeki en yaygın yerel betimleme hâline gelmişti.
Bir sikkenin üzerine neden dağ resmi konulur?
Antik çağda sikke yalnızca alışveriş aracı değildi.
Bugünün gazetesi, afişi, hatta bir bakıma sosyal medyası gibi düşünülebilir. Bir sikkenin üzerine imparatorun portresi konularak Roma'nın siyasi otoritesi gösterilirken diğer yüzüne şehrin tanrısı, tapınağı veya önemli bir sembolü basılarak o kentin kimliği anlatılırdı.
Caesarea da kendi kimliğini anlatırken Erciyes'i seçmişti.
Bu nedenle sikkelerin bir yüzünde Roma imparatorunun portresini, diğer yüzünde ise Argaios'u görmek mümkündür.
Sanki sikke şöyle söylüyordu:
"Burası Roma İmparatorluğu'nun Caesarea'sıdır; ama bu şehrin dağı Argaios'tur."
Erciyes her sikkede aynı şekilde çizilmedi
İşin en heyecan verici taraflarından biri de budur.
Erciyes sikkelerde tek tip olarak gösterilmemiştir. Araştırmacılar farklı dönemlerde dağın üçgen veya konik biçimde, birden fazla zirveyle, bir kaide ya da sunak üzerinde ve hatta tapınak içerisinde tasvir edildiği örnekler tespit etmişlerdir.
Bazı sikkelerde Erciyes'in yanında yıldız ve hilal, bazılarında kartal; bazılarında ise tapınak ve sunak gibi unsurlar bulunmaktadır. Bir Traianus sikkesinde dağın orta bölümünde mağarayı andıran bir tasvir bile görülmektedir.
Bu çeşitlilik bize Erciyes'in yalnızca coğrafi bir dağ olarak resmedilmediğini düşündürüyor.
Çünkü kimi tasvirlerde dağ, açık biçimde kutsal bir varlık veya kült nesnesi gibi sunulmaktadır.
Ve zirvede gizemli bir adam...
Asıl dikkat çekici ayrıntı ise bazı Caesarea sikkelerinde Erciyes'in zirvesinde karşımıza çıkar.
Dağın üzerinde ışın taçlı, çıplak bir erkek figürü bulunmaktadır. Figürün bir elinde globus, yani küre; diğer elinde ise uzun bir asa vardır.
Nero dönemine, MS 64 yılına tarihlenen Caesarea basımı bir gümüş sikkede bu kompozisyon açık biçimde görülmektedir: Erciyes'in zirvesindeki erkek figürü küre ve asa taşımaktadır.
Peki kimdir bu adam?
İşte bizim yazı dizimizin önceki bölümlerinde sözünü ettiğimiz tartışma tam burada başlıyor.
Işın tacı ve güneşle bağlantısı nedeniyle figür çoğunlukla Helios ile ilişkilendirilmiştir. Fakat Kapadokya'daki Pers kültürünün güçlü geçmişi ve bölgede Mithras'a ilişkin kanıtların bulunması, Helios-Mithras bağlantısını da tartışmaya açmaktadır.
Begümay Akbaş'ın tezinde üzerinde durulan önemli meselelerden biri de budur.
Bu nedenle bilimsel açıdan, "Erciyes'in tepesindeki tanrı kesinlikle Mithras'tır" demek yerine, Helios ve Mithras bağlantısının araştırmacılar tarafından tartışıldığını söylemek daha doğrudur.
Erciyes bazen bir tapınağın içinde
Roma sikkelerindeki başka bir tasvir ise bana göre daha da düşündürücüdür.
Bazı sikkelerde Argaios bir sunak üzerinde, bazılarında ise sütunlu bir tapınağın içerisinde gösterilir. Akademik değerlendirmelerde tapınak ve sunakla birlikte kullanılan bu kompozisyonun dağın kutsallığını özellikle vurguladığı belirtilmektedir.
Burada önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Romalılar Erciyes'in kendisini mi kutsal kabul ediyorlardı, yoksa dağın temsil ettiği tanrısal gücü mü?
Kesin bir cevap vermek kolay değil.
Fakat sikkelerin bize söylediği bir şey oldukça açık:
Argaios sıradan bir dağ değildi.
Nitekim Erciyes'in kutsallığının yalnızca sikkelerde değil, Kapadokya'daki bazı mezar stellerinde görülen sembolik dağ tasvirlerinde de karşılık bulduğu ileri sürülmektedir.
Kayseri'nin iki bin yıllık logosu
Bütün bunlara baktığımda benim zihnimde çok güzel bir benzetme beliriyor.
Bugün bir Kayseri kuruluşunun logosuna Erciyes'i koyduğumuzda kimse altına "Bu Erciyes Dağı'dır" yazmak zorunda değildir.
Siluet yeterlidir.
Çünkü herkes onu tanır.
Demek ki yaklaşık iki bin yıl önce Caesarea'da da durum pek farklı değildi.
Bir sikkenin küçücük yüzeyine birkaç çizgiyle Argaios işlendiğinde insanlar hangi şehrin ve hangi kutsal dağın anlatıldığını biliyorlardı.
İmparatorlar değişti.
Roma İmparatorluğu tarihe karıştı.
Caesarea, Kayseri oldu.
Sikkeler toprak altında kaldı.
Ama o sikkelerin üzerine kazınan dağ hâlâ aynı yerde duruyor.
Erciyes...
Belki de Kayseri'nin iki bin yıldır değişmeyen en eski şehir amblemidir.
Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen görüş ve düşüncelerinizi buraya yazınız.