KADİM GELENEKLER VE YENİ SÜRÜMLERİ

KADİM GELENEKLER VE YENİ SÜRÜMLERİ 

Tarih tekerrür etmez derler; hikmet ehli bilir ki tekerrür eden zihniyettir, sadece markası ve pazarlama stratejisi değişir. İnsanlık denen bu uzun yolculukta herkes cebinde eski dininden bir parçayla yürür yenisine. Kimse geçmişini bir kalemde silip atmaz; biçim değiştirir, isim değiştirir ama ruh aynı kalır.

Bakınız coğrafyamıza... Doğu Akdeniz’in sisli dağlarında gezen Nusayri dostlarımız Gnostisizm’in, Hristiyanlık mistisizminin ve tenasühün izlerini taşır dualarında. Toroslar’dan Horasan’a uzanan Türk Alevisi, bağlamanın teline her vurduğunda Öz Türkçe nefesleriyle Özbek bozkırındaki Şaman dedesine, Gök Tanrı’ya selam çakar. Dersim’in Rêya Haq geleneğindeki Zaza, dağa, taşa, güneşe niyaz ederken Zerdüşt’ün ateşini yüreğinde hisseder. İranlı Caferi ise bin yıllık devlet aklını On İki İmam’ın gaybetiyle harmanlayıp Mehdilik hiyerarşisi inşa eder. Yani herkes kendi kadim hikâyesiyle, kendi eski diniyle yürür doğruya...
Buraya kadar her şey insani, her şey kadim ve batinî bir zenginlik. Fakat bir de işin diğer yüzü var: Eski dinin en çirkin sömürüsünü yeni ambalajla satanlar!

On dört asır önce Mekke’de Hâtemü'l-Enbiyâ Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.), Kâbe’nin etrafındaki üç yüz altmış putu tek tek devirip "Arabın Arap olmayana, soylunun köleye üstünlüğü yoktur; üstünlük ancak takvadadır" diyerek Kureyş aristokrasisinin holding düzenini iflas ettirmişti. Aracı kâhinlerin, din üzerinden servet biriktiren tüccarların çarkına neşter vurulmuştu. Biz de saflık edip o "Cahiliye Panayırı" kapandı, dükkân mühürlendi sanmıştık.
Meğer adamlar dükkânı kapatmamış, sadece tabelayı "Kutsal Sermaye A.Ş." yapıp genel merkezi değiştirmişler!

Dün Kâbe gölgesinde "günahsızlık vaadiyle" fahiş fiyata elbise satan, parası yetmeyeni çıplak tavafa mahkûm eden Kureyş tüccarları; bugün "VIP Umre Konsepti", "Faizsiz Batan Holdingler" ve "Manen Onaylı Finans Kurumları" olarak aramızda.
Kutsal Holding’in yeni katalog hizmetleri de oldukça cazip:
• Soya Dayalı Beraat Kartı: "Ben kutsalsoyum" kartını masaya koyan, sorgusuz-sualsiz dokunulmazlık zırhını kuşanıyor. Kur'an'ın ölçüsü takvaydı ama yeni sürümde en kârlı borsa yine "genetik soy kibri" oldu.
• Fiber Optik Kehanet: Hübel'in önünde fal oku çeken kâhinlerin yerini, "Dün gece yukarısıyla doğrudan bağlandık, bu işiniz kesin olumlu" diyen vizyoner kâhinlerimiz aldı. İşler batınca fatura yine müşteriye: "Nasip değilmiş kardeşim, niyetinde sakatlık varmış!"
• 
• VIP Nefis Terbiyesi: Zengin müride beş yıldızlı otelde özel sohbet, garibana ise "Nefsini terbiye et" diyerek şantiyede bedava amelelik...
• Format Atılmış Akıl: Soru sormak aforoz sebebi. Düşünmeye ne gerek var; yerinize düşünen, cennetten arsa ayırtan koca bir yönetim kurulu var nasıl olsa!
Hazreti Ömer bugün gelseydi ve bu tüccarları görseydi, herhalde o meşhur sorusunu sorardı: "Siz bunlarla hiç ticaret yaptınız mı, yola çıktınız mı, komşuluk ettiniz mi?"

Müsaade edin, cevabı biz verelim: Ticaret ettik, "yeşil sermaye" deyip helal rızkımızı aldılar. Yola çıktık, ilk virajda takva maskeleri düştü. Komşuluk ettik, dillerindeki dualarla ellerindeki hesap makineleri arasındaki uçurumu gördük.
Anadolu’nun ve Mezopotamya’nın insanı kendi kadim geçmişini inancın özüyle harmanlayıp yaşatırken; birileri Cahiliye’nin en çürük tüccarlığını "kutsal ambalajla" başımıza amir ediyor.

Hakiki hesap günü gelip çatmadan, aklımızı bu din tüccarlarına kaptırmamak duasıyla... 

Araştırmacı Yazar 
Mehmet Dulkadir

Yorumlar