Dadaloğlu'nu Anlamak, Kayseri'yi AnlamaktırSeyit Burhanettin AKBAŞ

Dadaloğlu'nu Anlamak, Kayseri'yi Anlamaktır
Seyit Burhanettin AKBAŞ
Dadaloğlu sadece Avşarların ya da Türkmenlerin şairi değildir. O, Anadolu'nun hafızasını şiirlerine işleyen, Türk milletinin ortak vicdanını dile getiren büyük bir halk ozanıdır. Onu anlamak; Kayseri'nin tarihini, Türkmen yurtlarını ve bu toprakların mayasını anlamaktır.
Bugün sıkça birbirine karıştırılan Yörük, Türkmen ve Avşar kavramları aslında aynı kültürün farklı isimleridir. Anadolu'nun iç kesimlerinde yaşayanlara "Türkmen", batıya doğru göç edenlere ise "Yörük" denmiştir. Avşar ise Oğuz boylarından yalnızca birinin adıdır. Yani her Avşar bir Türkmen'dir; fakat her Türkmen Avşar değildir.
Kayseri, bu kültürün en güçlü merkezlerinden biridir. Şehrin mahalle adlarına baktığımızda bile Kayı, Kızık, Avşar, Eymür, Kara Keçili gibi Oğuz boylarının izlerini görmek mümkündür. Bu isimler tesadüf değildir; yüzyıllar boyunca bu topraklara yurt tutan Türkmen obalarının bıraktığı canlı mirastır.
Moğol istilasının ardından yeniden ayağa kaldırılan Kayseri'nin kuruluşunda da Türkmen beylerinin büyük payı vardır. Kadı Burhaneddin'den Alaaddin Ali Bey'e kadar pek çok devlet adamı bu kültürün temsilcisidir. Dolayısıyla Kayseri'nin tarihini Türkmenlerden ayrı düşünmek mümkün değildir.
Ne yazık ki günümüzde bazı insanlar kökenlerini ifade etmekten çekinir hâle gelmiştir. Oysa Türkmen, Yörük, Avşar ya da Kayı olmak; ayrılık değil, Türk milletinin köklü tarihine ait olmanın bir ifadesidir. Bunlar üstünlük değil, kültürel zenginliktir.
Dadaloğlu'nun yaşadığı dönem ise Türkmenler için oldukça sancılı yıllardır. Devletin iskân politikalarıyla göçebe aşiretler yerleşik hayata geçirilmek istenmiş, bu süreç zaman zaman çatışmalara, sürgünlere ve büyük acılara sahne olmuştur. İşte Dadaloğlu'nun meşhur:
"Ferman padişahın, dağlar bizimdir."
sözü de bu dönemin en güçlü sembollerinden biri hâline gelmiştir.
Ancak Dadaloğlu'nu yalnızca bu dizeyle tanımlamak büyük haksızlık olur. Onun şiirlerinde yalnızca isyan değil; sevda, yiğitlik, vatan sevgisi, tabiat ve insan da vardır. Binboğa Dağları'nı anlatırken duyduğu hayranlık, Karacaoğlan'dan aldığı ilham ve Türkçeyi kullanmadaki ustalığı onu bütün milletin ozanı yapmıştır.
Kayseri'nin Erciyes'i, Binboğa'sı, Uzunyayla'sı ve Çukurova'sı Dadaloğlu'nun dizelerinde sadece coğrafya değildir; bir milletin ruhudur.
Bugün bize düşen görev, bu büyük ozanı yalnızca birkaç türküyle hatırlamak değil; anlattığı tarihi, kültürü ve medeniyet mirasını doğru okumaktır.
Çünkü Dadaloğlu'nu anlamak, Anadolu'yu anlamaktır.
Kayseri'yi anlamak ise bu kadim Türkmen yurdunun hafızasına sahip çıkmaktır.

Yorumlar